Türkiye’nin Mersin ilinde bulunan Yedi Uyurlar Mağarası, Ashab-ı Kehf Mağarası olarak da geçmektedir. Kutsal kabul edilen mağara, yedi uyurlar ismi ile merak uyandırmaktadır. Mağaranın mucizevi hikâyesi ise son derece ilginçtir. Hikâyenin Türkiye’nin farklı illerinde, hatta dünyanın birçok ülkesinde yaşandığı rivayet edilmektedir. Mağaraya ismini veren yedi uyurlar ise Ashab-ı Kehf olarak bilinmektedir.
Ashab-ı Kehf, putperest bir hükümdar olan Dakyanus devrinde, Tarsus’ta yaşamış iman ve tevhit mücadelesi vermiş olan Salih gençlerden oluşmaktadır. Türkiye’de birden fazla yerde olduğu inanılan Yedi Uyurlar Mağarasının en çok bilinen ve rağbet göreni Mersin’de bulunmaktadır. Mağara; Mersin ilinin Tarsus ilçesinin 14 kilometre kuzeybatısında Dedeler Köyü yakınında yer almaktadır. Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresinde bahsi geçen Mağara, Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilmektedir.
Ashab-ı Kehf kelimesi anlam olarak ‘’mağara insanı’’ ya da ‘’kitabe halkı’’ olarak bilinmektedir. Öldükleri zannedilen ve ismi unutulan gençlerin yüzyıllar sonra yeniden ortaya çıkmasından bahsedilmektedir. Bu olayı bazıları efsane olarak kabul etse de Kur’an-ı Kerim’de bizzat anlatılan bir olaydır. Bu sebeple Müslüman kesim kesin olarak inanıp iman ettiği kıssalardan biridir. Ashabı Kehf Kuran-ı Kerim’de, Kehf suresinin 18. ayetinde anlatılmaktadır.
Yedi Uyurların Hikâyesi
MS 250 yıllarında geçen olayda zalim hükümdar Dakyanus, herkesi putperest yapmak istemektedir. Putperest olmak istemeyen 7 genç Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş ve Kefeştatayyuş din değiştirir. Hükümdarın zorlamasından kaçan bu 7 genç, ibadet etmek amacıyla dağa çıkarak bir mağaraya sığınırlar. Gençlerin yanında bulunan köpeklerinin adı ise Kıtmir’dir. Oda gençlerle beraber yedi uyurlar içerisinde yer almaktadır.
Mağaraya sığınan yedi uyurlar, Allah’a dua ederek merhamet dilerler. Hükümdarın askerleri izini buldukları gençleri, bu mağaraya hapsederek ölüme terk eder. Mağaranın girişi duvarla örülerek gençler aç ve susuz bırakılır. Mağarada 309 yıl derin bir uyku uyuyan bu gençlere, o kadar yıl sanki bir gece gibi gelmiştir. Uyandıkları vakit erzak almak amacıyla şehre inen Yemliha bambaşka bir şehir görür. Ekmek almak için uzattığı paranın ise çok eski zamandan kaldığını anlar. Halk tarafından gömü bulduklarına dair tepkiler alınca bir şeylerin ters gittiğini anlaşılır. Mağarada bir gece değil de daha uzun süre uyudukları anlaşılır. Yemliha tekrar mağaraya dönerek durumu arkadaşlarına anlatır. Hepsi beraber tekrar uyumaya karar verirler ve bir daha uyanmazlar. Bu durumun bir mucize olduğunu düşünen halk, daha sonra mağaranın önüne mescit yaparak burayı ziyaret etmeye başlar.
Yedi Uyurlar Kıssasının Hikmeti
Ashab-ı Kehf olarak bilinen gençler, dini savunan imanlı gençlerden oluşmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de adedi hakkında net bir ifade kullanılmamış ’’onlar birtakım gençlerdi’’ buyurulmuştur. Bu kıssadan esas vurgulanmak istenen konu ise, onların isimleri sayıları ve memleketleri değildir. Onların sahip oldukları İhsan duygusu ve Allah katında kıymetlerini arttıran kalbi yapılarıdır. Putperestlere karşı iman gücünün sergilendiği bu kıssada, ölümden sonra tekrar dirilişin bir örneği gösterilmektedir. İnsanoğlunun ilahi hakikatleri idrak etmesi arzu edilmektedir.
Kral Dakyanus, putperest ve zalim bir kraldır. Halka zulmünü arttıran bu kral tanrılık iddia edecek kadar ileriye gitmiştir. Tevhit inancı olan kim varsa toplatıp ağır işkenceler yaparak, şehir girişlerine astırmaya başlamıştır. Ashab-ı Keyf’in müminlerden olduğunu öğrenince onları da huzuruna çağırarak tehdit etmiştir. Fakat imanı güçlü olan bu gençler asla korkmamış ve zalim hükümdara karşı direnmişlerdir.
Allah’u Teâlâ, onların bu durumlarını şöyle beyan buyurur:
“(Ey Resulüm!) Biz Sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık.” (el-Kehf, 13)
“Onların kalplerini metîn kıldık. O yiğitler (zalim hükümdarları karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: ‘’Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O’ndan başkasına ilâh demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.” (el-Kehf, 14)
“Şu bizim kavmimiz Allah’tan başka ilâhlar edindiler. Bari bu ilâhlar konusunda açık bir delil getirseler. (Ne mümkün!) Öyle ise Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi var mı?” (el-Kehf, 15)
Ashab-ı Kehf’in yanında bulunan ve Kıtmir adı verilen köpek de onların mazhar olduğu lütuftan nasibini alarak cennete gireceği belirtilmektedir. Gençler uyurken Kıtmir mağara kapısında sadakatle bekçilik yapmıştır. Bu konuda şöyle buyrulmaktadır; “O köpek, Ashab-ı Kehf’in sadâkatle bekçiliğini ihtiyar etmiş olduğu için, mağara kapısı önünde çanaksız, çömleksiz olarak rahmet-i ilâhiyye suyunu arifler gibi içti. Cennette de onlarla beraber olmaya hak kazandı.”

