Türkiye’nin Kastamonu ilinde Türbede bulunan Aşıklı Sultan’ın yüzlerce yıllık çürümemiş bedeni görenleri hayrete düşürmektedir. ‘’Aşıklı Sultan Türbesi’’ ya da ‘’Ayağı Yanık Türbesi’’ 13. yüzyılın başlarında Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında şehit olan, Aşıklı Sultan için yapılmıştır. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Bilim insanlarının açıklamakta zorlandığı çürümemiş beden sebebiyle türbe, çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Kastamonu’nun Honsalar Mahallesi, Kale Kapısı mevkiinde yer alan türbe, mimari açıdan Selçuklu dönemi eseridir. Türbe içerisinde 5 adet sanduka bulunmaktadır. Sandukalardan birinin Magripli Mehmet Ağa’ya, diğerinin ise Aşıklı Sultan’a ait olduğu bilinmektedir. Diğer 3 sandukanın kime ait olduğu bilinmemektedir. Aşıklı Sultan’ın çürümemiş bedeninin ayak kısmı camekan içerisinde uzun bir süre teşhir edildikten sonra, dinen uygun olmadığı düşüncesiyle kapatılmıştır.
Aşıklı Sultan’ın Hikayesi
Türbeye ait birbirine benzeyen birkaç rivayet bulunmaktadır. Aşıklı Sultan, Bizans’ın elinde bulunan Kastamonu ve kaleyi ele geçirmek için gelen Türk komutanlarından biridir. Savaş sırasında türbenin yakınlarında şehit düşmüş ve şehit düştüğü yere gömülmüştür. Selçuklu töresinde ulu kişilere uygulanan sandukayla defnedilme yöntemi sebebiyle, Aşıklı Sultan da sandukasıyla defnedilmiştir. Tarihi kaynaklarda evliyanın gerçek kimliği ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Cesedin bozulmamış olması, Müslüman şehitlerin cesedinin bozulmayacağı, şehit düştüğü haliyle kıyamete kadar bedeninin korunacağı inancına bağlanmaktadır.
Halk arasında ‘’Yanık Sultan’’ olarak da bilinen zat hakkında anlatılan menkıbeler şu şekildedir; Cumhuriyet döneminde, türbenin yakınında yangın çıkmıştır. Dönemin valisinin rüyasına 3 kez üst üste giren Aşıklı Sultan; ‘’Burada yangın çıktı. Türbem yanıyor. Gelin beni kurtarın.’’ demiştir. Vali uyandıktan sonra o mahalleye koşmuş, türbe ve civarının yandığını görmüştür. Aşıklı Sultan’ın tabutu da ayak ucundan yanmaya başlamıştır. Tabutun yanan kısmından içerisi görünür hale gelmiş ve Aşıklı Sultan’ın bedeninin çürümediği bu sayede anlaşılmıştır. Bu olaydan sonra Aşıklı Sultan’ın öldükten sonra da kerametinin devam ettiğine inanılmıştır. Evliyanın ayak bileğine kadar olan kısım, yani aşık kemiği göründüğü için Aşıklı Sultan dendiği anlatılmaktadır.
Başka bir anlatıya göre; bölgede çok büyük bir yangın olmuş ve çevredeki insanlar yangını söndürememiştir. Yangının sönmemesi sebebiyle evliyalardan yardım istemişlerdir. Bunun üzerine evliya, kabrinden ayaklarını çıkarmış ve yangın sönmüştür. Halk ise vefa borcunu ödemek amacıyla bu türbeyi yaptırmış ve o zamandan sonra da ismi Aşıklı Sultan olarak anılmıştır.
Konu hakkında bir başka anlatıya göre; Aşıklı Sultan Türbesini milyonlarca kez ziyaret eden ziyaretçilerden biri, türbe önünde saatlerce dua etmiştir. Sayısız ziyaretine ve dualarına rağmen bir türlü istediğinin yerine gelmediği için, Aşıklı Sultan’ı suçlamıştır. Bunun üzerine evliya türbesinin önüne gelmiştir. Ziyaretçi, sen evliya olsan dualarım karşılık bulurdu. Eğer evliya isen kurtar bakalım kendini diyerek türbeyi ateşe vermiştir. Çıkan yangın söndürülmüş fakat Aşıklı Sultan’ın ayak kısmı yanmıştır. Bu olay üzerine, Yanık Evliya ya da Ayağı Yanık Türbe olarak anılmaya başlamıştır.
Türbe Hakkında İnanılanlar
Günümüzde, türbenin duvarlarında yangının izleri hala bulunmaktadır. Naaşın üzerinde ise yanağın siyahlık izleri bulunmaktadır. Bedenin bozulmama sebebi olarak, öldüğü zaman mumyalandığı düşünülmüştür. Bu sebeple bilim insanları çeşitli incelemeler gerçekleştirmiş fakat mumya olmayıp doğal olarak bozulmadığı kararına varmıştır.
Günümüzde türbe civarında yaşayan kişiler, evlerinde kendilerini güvende hissettiklerini söylemektedir. Evliyanın mahallede hırsız – uğursuz barındırmadığı, hatta hırsızlığa gelen kişilerin çaldığı eşyaları mahalleden çıkaramadığına inanılmaktadır. Özellikle türbenin bulunduğu sokakta yaşayan kişiler, evlerinin bereketli olduğunu ve hiç kimsenin para sıkıntısı çekmediğini söylemektedir. Aynı zamanda hastaların, türbeye gelerek şifa buldukları söylenmektedir.

