Site icon Kaşifiz

Balıklıgölün ve Ayn-ı Zeliha Gölünün Mucizevi Hikâyesi

Balıklıgöl, Türkiye’de Şanlıurfa ilinde yer almaktadır. Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa, birçok efsanelere konu olmuştur. Balıklıgölün oluşumu ile ilgili anlatılan efsaneler, bu gölü özel kılmaktadır. Her yıl yerli ve yabancı milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen göl, Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinmektedir. Balıklıgöl Şanlıurfa’nın güneybatısında Urfa Kalesi’nin önünde yer almaktadır.

Balıklıgöl’ün Oluşumu ve Hikâyesi

Balıklıgöl’ün ismi Allah’ın dostu anlamına gelen ‘’Halil-ür Rahman’’ olarak da bilinmektedir. Hz İbrahim Peygamber’in Allah’a olan inancı ve sadakati sebebiyle, Allah tarafından O’na ‘’Halilim’’ (dostum) denilmiştir. Balıklıgöl ile ilgili olarak anlatılan efsaneye göre; Hz İbrahim ateşe atıldığı zaman ateş gölde bulunan suya, odunlar ise gölün içerisindeki balıklara dönüşmüştür.

Bir zamanlar Balıklıgöl ve çevresinde Nemrut isimli bir kral hüküm sürmüştür. Kendisini tanrı olarak ilan eden Nemrut, halka zulümler yapmış ve kendisine tapılmasını istemiştir. Nemrut, imparatorluğuna kendi heykellerini yaptırmış ve halkı bu heykellere tapmaya zorlamıştır. Fakat bir gece Nemrut, bir rüya görmüş ve kâhinlere yorumlatmıştır. Rüyasında o yıl doğacak olan erkek çocuklardan birinin Nemrut’u öldüreceği, putperestliği yok edeceği ve hükümdarlığı ele geçireceği kehanet edilmiştir. Bu olay üzerine Nemrut; o yıl doğan bütün erkek çocukların öldürülmesi emrini vermiştir. Anlatılanlara göre bu sebeple yaklaşık 100 bin erkek çocuk öldürülmüştür.

Nemrut’un askerlerinden biri olan Azer diğer adıyla Taruh, kısa bir süre içinde doğum yapacak olan karısını Urfa Kalesi yakınlarında bir mağaraya götürür. Mağarada doğum yapan karısı, bir erkek çocuk dünyaya getirir ve ismini İbrahim koyar. Nemruttan korktukları için Hz İbrahim’i mağarada bırakarak eve dönerler. Mağarada bırakılan bebeği annesi ara da giderek emzirmektedir. Bir sefer gittiğinde ise Hz İbrahim’in parmaklarını emdiğini ve mucizevi bir şekilde parmakları arasından yağ, bal, süt ve hurma şırasının aktığını görmüştür. Hz İbrahim’in çocukluk dönemi mağarada geçmiş ve çıktığında ise tevhit inancını tebliğe başlamıştır.

Bir gün Nemrut’un askerleri tarafından yakalanan İbrahim Peygamber, Nemrut’un huzuruna çıkarılır. Çocuğu olmayan Nemrut, onu görür görmez sever ve evlatlık alır. İbrahim Peygamber, Nemrut’un yaptığı zulümlerden dolayı ondan nefret etmeye başlar. Halkı, Kendine bile bir faydası olmayan putlara tapmaya zorlamasına bir anlam veremez. Zaman içerisinde içinde oluşan Allah inancı sebebiyle insanlara, putlara tapmanın bir faydası olmadığını anlatmaya başlar. Aynı dönemlerde Nemrut, Zeliha isminde bir de kız çocuğu evlat edinmiştir. Zeliha, Hz İbrahim’e sevgi duymakta ve onun söylediklerini haklı bulmaktadır. Halkın bir kısmı da Hz İbrahim’e hak vermekte, fakat Nemrut’tan koltuklar için hiçbir şey yapamamaktadır.

Hz İbrahim Peygamber; bir gün kimse yokken baltayla tapınağa girer ve tüm putları parçalar. Elindeki baltayı da en büyük putun boynuna asar. Haberi alan Nemrut çok sinirlenir ve büyük putun üzerindeki baltayı eline alarak, bir taş parçasının bunu nasıl yapabileceğini bağırarak sorar. Bunun üzerine İbrahim Peygamber, kendilerini bile koruyamayan bu taş parçalarının inananları korumasını beklemelerinin doğru olmadığını anlatır. Kendisine karşı gelindiğini göre Nemrut, sinirlenerek büyük bir ateş yakılmasını ve Hz İbrahim Peygamber’in de halkın önünde o ateşte yakılmasını emreder. Civardaki bütün odunlar toplanır ve o gün başka hiç kimsenin ateş yakmasına izin verilmez. Büyük bir ateş yakılır ve Hz İbrahim Peygamber, Urfa Kalesi olarak bilinen iki sütun üzerinde mancınığa bağlanarak ateşe fırlatılır.

Hz İbrahim’in atıldığı ateş, Allah’ın emriyle bir anda göle, odunlar ise balığa dönüşür. Günümüzde de Balıklıgöl’ün içinde bulunan balıkların üzerinde kara lekeler bulunmaktadır. Bu lekelerin yanmış odun izleri olduğu söylenmektedir. Balıklıgölün hemen yakınında Urfa Kalesi’nin önünde Ayn-ı Zeliha Gölü yer almaktadır. Anlatılanlara göre Hz İbrahim ateşe atıldığı zaman, Zeliha çok üzülmüş ve döktüğü gözyaşları burada bir göl oluşmasına sebep olmuştur. Zeliha’nın gözyaşları anlamına gelen ‘’Ayn-ı Zeliha Gölü’’ ismi verilmiştir.

Bütün bu yaşananlar karşısında çok öfkelenen Nemrut, Allah’ı inkâr etmeye devam etmiştir. Anlatılan rivayetlere göre, Allah tarafından gönderilen bir sinek, Nemrut’un kulağından içeriye girmiş ve beyninde gezinmeye başlamıştır. Sinekten dolayı sürekli kafasında ağrılar hisseden Nemrut, ağrıyı azaltmak için kafasına tahta bir tokmakla sürekli vurmaktadır. Ağrı arttıkça tokmak vuruşları da artmış ve bir gün kafası patlayarak can vermiştir.

Paylaş
Exit mobile version