Sicilya’nın Palermo şehrinde bulunan Capuchin Manastırında, çürümemesi için mumyalanmış olan binlerce ceset sergilenmektedir. Dünyanın en korkunç müzesi olarak kabul edilen bu manastır, ‘’ölüler evi’’ olarak bilinmektedir. 8 binden fazla cesedin sergilendiği manastırda çıkan yangınlar sebebiyle, günümüzde 2 bin üzeri ceset sergilenmektedir. Sıra dışı ve korkunç görüntüsüyle son derece ilgi gören bu müze, turist akınına uğramaktadır.
Capuchin Manastırı; Orta Çağ’dan kalan bir yapının üzerine 1623 yılında inşa edilmiştir. Ölülerin sergilendiği müze, bu manastırın altında yer almaktadır. Sergilenen mumyalanmış cesetler; çoğunlukla seçkin kişilerden oluşan keşişler, aristokratlar, soylular ve din adamlarına aittir. Ölü bedenler çürümeden günümüze ulaştırılmak amacıyla kurutma, mumyalanma gibi birtakım özel yöntemlerden geçirilmiştir.
Manastırda Cesetlerin Sergilenme Sebebi
Manastırda cesetlerin sergilenmesi, 16. yüzyılda Sicilya’da yaygın olan bir geleneğe dayanmaktadır. O dönemde yaşatılan geleneğe göre, ölen kişiler özel kıyafetler giydirilip mumyalanarak, kilisenin altındaki bölmelere yerleştirilmekte ya da duvarlara asılmaktadır. Bırakılan cesetlerin bu manastırın altında çok iyi şekilde korunduğu fark edilince gelenek yaygınlaşarak devam etmiştir.
Manastırda sergilenen cesetler zaman içerisinde bir gösteriş meselesi haline gelmiştir. Bölgede yaşayan zengin ve ünlü kişiler ölülerinin sergilenmesi amacıyla, kiliselere düzenli olarak bağış yapmıştır. Böylece ölüleri sergilenmiş, kilise rahipleri de cesetlerin bakımını üstlenmiştir. Zamanla kilisenin altında yeterli alan kalmaması sebebiyle yeni bölümler açılmış, uzun koridorlar kazılmıştır.
Yeraltı Mezarlığı, 18. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar şehrin din adamlarının ve yüksek rütbeli kişilerin gömüldüğü prestijli bir mezarlık olarak kullanılmıştır. Mumyalama işlemi maliyetli bir işlem olduğu için genellikle zengin kişiler tarafından tercih edilmiştir. Yüksek meblağlar ödeyen bu kişilerin cesetlerinin bakımları özel olarak yapılmıştır. Bu sebeple bazı cesetler neredeyse canlı gibi görünmektedir.
1837 yılında ölülerin görünür bir şekilde sergilenmesi yasaklanmıştır. Yasağa rağmen ölüler sergilenmeye devam edilmiş, ancak 19. yüzyılın sonlarında bırakılmıştır. 1880 yılından sonra özel başvuru yapan kişilere istisnalar uygulanarak mumyalanmış bazı cesetler mezarlığa yerleştirilmiştir. Mezarlığa yerleştirilen son mezar 1920 yılında ölen Rosalia Lombardo isimli 2 yaşında bir çocuğa aittir. Mezarlıkta bulunan en eski ceset ise, 1599 yılından kalma Silvestro da Gubbio isimli bir din adamına aittir.
Manastırındaki Mezarlığın Özellikleri
Manastırda; hayatını kaybetmiş olan önemli insanlar, ölümle cezalandırılan kişiler, öldükten sonra cennete gideceğine inanılan ve bu sebeple şehri koruduğu düşünülen küçük çocukların mumyalanmış cesetleri yer almaktadır. Güzel kıyafetler giydirilerek sergilenen bu cesetlerin üzerinde ölüm sebebini anlatan küçük notlar bulunmaktadır. Mumyalar duvarlara açılan özel oyuklarda, tavanlara asılması için hazırlanan düzeneklerde ve cam tabutlarda sergilenmektedir. Sergilenen mumyalar, cinsiyetlerini ve mesleklerine göre farklı koridorlara yerleştirilmektedir. Kadın mumyalar kadın koridoruna yerleştirilirken, erkek mumyalar erkek koridorunda yer almaktadır.
Öldükten sonra mezarlığa gömülmek isteyenler, ölmeden önce çoğunlukla hangi kıyafetle gömülmek istediklerini vaziyetlerinde yazmıştır. Hatta bazı kişiler belirli aralıklarla bu kıyafetlerin değiştirilmesini istemiştir. En son gömülen çocuğa ait olan ceset, bira ağırlıklı bir sıvının içinde korunmakta ve cam bir tabutta sergilenmektedir. Neredeyse canlı gibi görünen bu mumya ‘’dünyanın en güzel mumyası’’ olarak tabir edilmektedir. Cesetlerin birçoğu ise cam veya herhangi bir koruma olmadan açıkta sergilenmektedir.

