Çanakkale; I. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin destansı bir savaş yaşadığı cephedir. Çok büyük bir savaşın yaşandığı cephe; her iki tarafta bulunan askerlerin direnci ve kayıpları nedeniyle, dünya savaş tarihi açısından son derece önemlidir. Çanakkale Savaşı’nda denizde, havada, karada çok sayıda çarpışmalar gerçekleşmiştir. Karada yaşanan çarpışmalar; o güne kadar tarihin yazmadığı yakınlıkta, siper savaşları şeklinde yaşanmıştır.
Çanakkale Savaşı’nda eksik kuvvetlere ve az olan mühimmata rağmen başarılı bir sonuç çıkarılmıştır. Türk Milleti’nin kaderini değiştiren bu savaş, yıllar boyunca unutulmayacak savaşlar arasında yerini almıştır. Türk Milleti birçok eksiğe rağmen inancı ile savaşı kazanmıştır. Aynı zamanda Çanakkale Savaşı’nda beş vakit namazını kılan askerin iman gücü, savaşın kazanılmasında etkili olmuş ve birçok mucizeler yaşanmıştır.
257 Kiloluk Mermiyi Kaldıran Seyit Ali Onbaşı
Çanakkale’nin deniz savaşları sırasında; Seddülbahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddülbahir Tepesi’ni bombardıman altına almıştır. Türk askerlerinin direnci gittikçe azalmıştır. Fakat askerler şehitlik mertebesini arzu edercesine; kaçmak yerine son gayreti ile mücadele etmiştir. Bu sıralarda İngiliz gemisinden atılan bir bomba Morto Koyu sırtlarında mücadele eden birliği toptan yok etmiştir.
Bu birlikten kurtulan Seyit Ali Çavuş, etrafındaki manzara karşısında duyduğu ıstırap ile dünyada eşine rastlanmayacak bir olayı gerçekleştirmiştir. Normal koşullarda 3 kişinin zor kaldırdığı 257 kiloluk bombayı, tek başına kaldırmış ve topun namlusuna sürmüştür. Ateşlediği mermi Ocean Gemisine isabet etmiş, gemi ortadan ikiye ayrılarak batmıştır.
Bu konu ile ilgili anlatılanlar şu şekildedir; Batarya da tek top ayakta kalmış, onun da vinci kırılmış olduğu için mermi namluya sürülememektedir. Yüzbaşı Hilmi Bey bu konu ile ilgili etraftan yardım alabilmek için uzaklaştığı sırada, Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz bir şekilde ne yapacaklarını düşünmektedir. Seyit Ali Onbaşı defalarca tekrar ettiği dualarla, kendinden geçmiş vaziyette, bir anda 257 kiloluk mermiyi kucaklayıp omzuna almıştır. Demir basamakları tam 3 kez çıkıp inen Seyit Ali çavuşunun, göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısı yanındakiler tarafından duyulmaktadır. Topun namlusuna sürülen 3. mermi savaşın kaderini değiştirmiştir.
Aynı gün Çanakkale Boğazı müstahkem mevki kumandanı Cevat Paşa tarafından ödül olarak Seyit Çavuşa ‘’onbaşılık’’ rütbesi verilmiştir. Komutan merminin bir defa daha kaldırılmasını istemiş fakat Seyit Onbaşı, bütün çabalarına rağmen kaldıramamıştır. Bunun üzerine Seyit Onbaşı; ” Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah’ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah’ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makama varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım” cevabını vermiştir.
Düşmanın Golyat Adlı Zırhlısının Batırılması
Düşmanın haince saldırılar planlayan Golyat adlı gemisi, ortalığı bir anda kaplayan sis sebebiyle Osmanlı askerleri tarafından teslim alınmıştır. Bu olay karşısında General Hamilton şu sözleri söylemiştir: “Dün geceki sis sırasında, bir Türk torpidobotu, Çanakkale Boğaz’ından sızıp Golyat zırhlısını torpidoladı. Düşman madalyayı hak etti. Kahrolsunlar!”
Bu olaya üzerine İngilizler, Çanakkale Savaşı’nda büyük bir şok yaşamışlardır. Haberin Britanya’ya ulaşmasının ardından kabile toplantısı yapılmıştır. İngiliz Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Fisher, İki gün sonra da Bahriye Nazırı Winston Churchill görevlerinden istifa etmişlerdir.
Conkbayırı Üzerindeki Bulutlar
Conkbayırı’nda savaşan askerler ile ilgili anlatılan olaya göre; 57. tümen her gün çamaşır değiştirir, yıkar, çalılara asar ve ertesi gün giyermiş. Bunun sebebi ise şehit oldukları takdirde Allah’ın huzuruna temiz kıyafetlerle çıkmaktır. Maneviyatı oldukça kuvvetli olan askerler, namazlarını kılar, ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Askerler düşman tarafından sıkıştırıldıkları anda, gökten beyaz-gri bir renk bulut kümesi 57. tümenin üzerine inmiştir. Ne olup bittiğini anlayamayan düşman askerleri, bulut dağıldığında tek bir Türk askerini bulamamıştır.
Nusret Mayın Gemisinin Yakalanmaktan Kurtulması
Nusret Mayın Gemisi, Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirmeye çıktığı sırada; onu koruyan Anadolu feneri, bir İngiliz gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştır. Tam bu sırada Anadolu feneri arıza yapmış, Nusret Mayın Gemisi de ışıklarını söndürmek zorunda kalmıştır. İngiliz gemisi kendi projektörlerini açarak denizde taramalara başlamıştır.
Nusret Mayın gemisinin tam yakalanacağı sırada, Anadolu feneri tekrar çalışmaya başlamış ve ışıklarını İngiliz gemisi üzerine yönlendirmiştir. Gemi yakalanmaktan kurtulmuş ve görevini yerine getirerek geri dönmüştür. Anadolu fenerinin hiçbir müdahale olmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayı mucize olarak günlüklerinde anlatmıştır.
Namaz Kılan Askerleri Bulutların Koruması
Çanakkale Savaşı’nda en çok konuşulan konulardan biri de namaz kılan askerlerin üzerini bulutların örtmesidir. Savaşın başladığı andan bitimine kadar birçok olayların yaşanması sebebiyle, bu konuyu yabancılar dahi tasdik etmiştir. Savaşın Ramazan ayına rastladığı dönemde, Türk orduları aksatmadan oruçlarını tutmuş ve mücadelesine devam etmiştir. Bayramın yaklaşması ile birlikte ise bayram namazının nasıl kılınacağı endişesi başlamıştır.
Olayı yaşayan bir Çanakkale Gazisi konuyu şöyle anlatmıştır:
”Arife günü idi cephe kumandanı Vehip Paşa beni çağırdı. Hafız, askerin bir talebi var. Yarın Ramazan Bayramı, sabahleyin hep beraber bayram namazı kılmak istiyorlar. Eratın toplu bir halde bulunmaları tehlikeli ve düşman için bulunmaz bir fırsattır. Tekliflerini kabul etmedim. Sen de, münasip bir lisan ile anlatırsın! Dedi. Paşanın yanından ayrıldıktan sonra hak adına bağlanmış bir zat şunları söyledi: Sakın ola ki erata bir şey söyleme, gün ola, hayır ola! Allah ne derse o, olur!”
12 Ağustos 1915 Perşembe günü Ramazan Bayramı sabahı, tüm askerler bayram namazını eda etmek için toplanmışlardı. Namaza başladıklarında gökyüzünü beyaz bulutlar kaplamıştı. Biraz sonrasında ise bu bulutlar yere çökmüş ve namaz kılan askerleri görünmez hale getirmişti. Namazdan sonra Fetih suresi okunmuş ve namaz bitiminde binlerce asker “La ilahe İllallah Muhammedün Resûlullah” sözlerini devamlı tekrarlamıştır.
Namazı kılan askerler Allah Allah nidaları ile kendilerinden geçmişlerdir. Kısa bir sessizlikten sonra düşman siperlerinden de Allahu Ekber sesleri, uğultu şeklinde perde perde yükselmiştir. Daha sonra öğrenildiğine göre; İngiliz sömürgesi altında olan Müslüman askerler, Müslüman Türk askerleri karşısında savaştıklarını öğrenince, Allahu Ekber diyerek isyan çıkarmışlar ve cepheden uzaklaştırılmışlardır.

