Site icon Kaşifiz

Çığlıkların Yükseldiği Yedikule Zindanları

İstanbul’da bulunan Yedikule Zindanları, Türkiye’nin en eski açık hava müzelerinden biri olarak bilinir. Yedikule Hisarı olarak da bilinen bu yapı, bir gözlem kulesi görünümündedir. Yedi adet kuleden oluşan ihtişamlı yapı, karanlık geçmişiyle diğer yapılardan ayrılır. Geçmişte Yedikule zindanları; hapishaneden, hazine odasına kadar pek çok farklı amaçlar için kullanılmıştır. Bu yapı, hala çığlıkların yükseldiği iddia edilen ve ürkütücü bir görünüme sahip olan zindanları barındırır. İlk yapılış amacı zindan olmayan yapı, Bizans Dönemi’nde, misafir olarak gelen kralları ve başka ülkelerin önemli misafirlerini görkemli bir şekilde ağırlamak için inşa edilmiştir.

Yedikule Zindanları, II. Theodosius döneminde inşa edilmiştir. İlk yapıldığında dört tane yüksek gözetleme kulesi olan yapı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan üç ilave kuleyle birlikte yedi kuleye ulaşmıştır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde değişik amaçlarla kullanılmıştır. En sık hapishane olarak kullanılan yapı; infaz yeri, hazine deposu, mühimmat deposu, ahır ve rasathane gibi amaçlar içinde kullanılmıştır. Yedikule Zindanları; Genç Osman Kulesi, Cephanelik Kulesi, III. Ahmed Kulesi, Hazine Kulesi veya Darı Kulesi, Zindan Kulesi, Top ya da Kızlar Kulesi ve Bayrak Kulesi isimli kulelerden oluşmaktadır.

Yedikule Zindanlarının Tarihi

Yedikule, Bizans Dönemi’nde “Heptaburgon” olarak anılırdı. Bugünkü konumunda ilk kez, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir. II. Theodoios tarafından 408 – 450 yılları arasında yapılan sur duvarlarının çoğu günümüze ulaşmıştır. Bizans Dönemi’nde artan saldırılara karşı, şehri korumak için ikinci bir hendek ve ilave üç aşamalı bir savunma mimarisi oluşturulmuştur. Bu surlar, saldırıları önlemek amacıyla yapılmış olmasına rağmen, Yedikule bölgesinin sınırları da bu surların yapılmasıyla belirlenmiştir.

Yedikule, Bizans Dönemi’ne kadar uzanan ve efsanevi olaylarla dolu tarihi olan bir yapıdır. Bu yapı içerdiği bazı gizemler sebebiyle, nesiller boyu aktarılan hikâyelere konu olmuştur. Bu sebeple anlatılan efsaneler nedeniyle ünlü ve ilgi çekicidir. Yedikule, imparatorlukların hazinelerini ve değerli madenleri saklamak amacıyla kullanılmış bir yapıdır. Ancak İstanbul’un yıllar içinde çok sayıda yangın ve depremle karşılaşması nedeniyle, Yedikule yakınlarında bulunan sahil sarayı yıkılmış fakat izlerini hala görmek mümkündür. Söylentilere göre sahil sarayı, tarihin gizemli sayfalarındaki yerini almış ve efsanelerin konusu olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1453 yılında fethedilen İstanbul’un Haliç kıyılarından Topkapı ve Yedikule’ye uzanan kıyı şeridine, dışarıdan gelen insanlar yerleştirilmiştir. Bu dönemde, Fatih Sultan Mehmet tarafından surlara iki kule eklenmiş ve bir iç kale yaptırılmıştır. Bu yapılar Bizans İmparatorlarının zafer simgesi olarak kullandıkları ‘Altın Kapı’ ile aynı sıradadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun servetini ve değerli eşyalarını muhafaza etmek için Yedikule’deki kulelerden birinde altın ve para, diğerinde eski ve değerli eşyalar, resmi belgeler saklanmıştır.

Yine bu kulelerden birinde, Yavuz Sultan Selim’in İran’dan getirdiği ganimetler de tutulmuştur. 1458 – 1789 yılları arasında devlet hazinesi olarak bilinen Hazine-i Hümayun da burada bulunmuştur. Sultan Murad döneminde ise Hazine-i Hümayun, saraya taşınmıştır. 1831 yılında, Sultan Abdülmecid döneminde burası hayvanat bahçesi olarak kullanılmıştır. Yedikule Hisarı, kentin toplumsal ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir yere sahip olmuştur. 1871-1875 yılları arasında Sanat Evi olarak faaliyet göstermiştir.

Yedikule Zindanlarında Yapılan İnfazlar

Yedikule; özellikle Osmanlı Dönemi’nde infaz yeri ve hapishane olarak kullanılmıştır. Güney kesiminde yer alan zindan “Kanlı Kuyu” olarak da bilinir ve birçok olaya tanık olmuş bir yerdir. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun son imparatoru David Komnenos ve oğulları 1461 ve 1463 yıllarında Yedikule Zindanları’nda idam edilmişlerdir. Çandarlı Halil Paşa ve oğullarının fetihten sonra ilk kez bu kulelerde hapsedildikleri bilinmektedir.

Yedikule Zindanları’nda idam edilen en ünlü kişi Sultan II. Osman’dır. Genç Osman, 1622 yılında tahttan indirilmiş ve Yeniçeriler tarafından Yedikule Zindanları’na götürülmüştür. Bir gece yarısı Davud Paşa’nın birliği ve birkaç asi ile Yedikule’ye götürülen II. Osman, kalede direnmeye çalışsa da sonunda öldürülmüştür. Genç Osman, Yedikule’nin Genç Osman Kulesi olarak bilinen mekânın ikinci katında öldürülmüştür. Ayrıca, Yedikule Zindanları’ndan Kanlı Kuyu da burada bulunmaktadır. Kanlı Kuyu, öldürülen kişilerin atıldığı yer olarak bilinmektedir.

Yedikule Zindanlarında Duyulan Çığlık Efsaneleri

Yedikule, Osmanlı Dönemi’nde efsanevi atmosfere sahip bir yer olmuştur. Özellikle esir paganların mumyası ve laneti gibi efsanelere konu olmuştur. Efsaneye göre, zindanlara hapsedilen yerli ve yabancı esirlerin arasında bir de Pagan yer almaktadır. Ancak zindan görevlileri ve diğer komutanlar bu Paganın gerçek kimliğini tespit edemezler ve onu üst düzey bir devlet görevlisi veya casus olarak tanımlarlar. Bu nedenle, Pagan işkencelere maruz kalır ve zaman içinde işkence türleri de artış gösterir. Ancak pagan acıya dayanıklıdır ve işkencecilerin istediği itirafları yapmaz. Acı dolu çığlıklar atmaz, bu da işkencelerin sürdürülmesine ve dozunun artırılmasına neden olur.

Efsaneye göre, Pagan sonunda işkencelere dayanamaz ve ölür. Ölüm anında anlaşılmaz bir dilde dua tarzı sözler söyler, ancak bu sözler önemsenmez. Cesedi ise umulmadık bir hızda eriyip kaybolur. Halk tarafından duyulan bu olaylar, bazı insanlar tarafından lanet okunduğu şeklinde yorumlanır. Ölen paganın duası; işkence edenlerin ruhlarının, Mesih dünyaya gelene kadar zindanların arasında kalması ve geldiğinde de serbest kalıp hesap vermeleridir. Bu nedenle, Yedikule Zindanları’nda zaman zaman çığlıklar ve Latinceye benzer sözler duyulduğu söylenmektedir.

Paylaş
Exit mobile version