Site icon Kaşifiz

Çöl Kumlarına Gömülen Âd Kavmi

ad kavmi

Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen Âd Kavmi; Hz. Nuh Peygamber’in kavminden sonra gelen kavimdir. Âd Kavmine gönderilen Hz. Hûd Peygamber, Müşrik olan bu kavmi Allah yoluna davet etmiştir. İrem Şehri’nde yaşayan bu kavim, Hz. Nuh Peygamber’in kavmi gibi Allah tarafından gazaba uğratılarak yok olmuştur. Bu topluluğun tarihsel gerçekliği konusunda herhangi bir belge bulunmamaktadır. Fakat Kur’an-ı Kerim’de yüksek binalar inşa eden, yüksek anıtlar diken ve kendilerini ölümsüz zanneden bir kavim olarak bahsedilir.

Kur’an-ı Kerim’de Ahkâf olarak adlandırılan yaşadıkları şehir, İrem ya da Ubar Şehri olarak bilinmektedir. Yemen ile Umman arasında bir yerde bulunan şehir, Kur’an’da yaratılmış en güzel şehir olarak anlatılmaktadır. ‘’Kum tepeleri’’ anlamına gelen Ahkâf şehri, 1990’lı yılların başında Arkeolog Nicholas Clapp tarafından keşfedilmiştir. Yemen’de bulunan ve Ubar adı verilen şehrin, İrem Şehri olduğuna inanılmaktadır. Batlamyus’un dünya haritasında gösterilen ve Ahkâf diye isimlendirilen yerde, günümüzde Hadramevt ili bulunmaktadır. Ubar Şehri’nin kalıntıları, bu ilin yakınında yer alır.

İrem Şehri için Kur’an-ı Kerim’de, Fecr suresi 6. ve 8. ayetlerde şöyle bahsedilmiştir;
‘’Rabbinin Âd Kavmine ne yaptığını görmedin mi? ‘Yüksek sütunlar’ sahibi İrem’e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.’’

Âd Kavminin Yok Olma Sebebi

Âd Kavminin atası olan Âd, Nuh’un torunlarından Avs’ın oğludur. Avs’ın babası İrem, onun babası Nuh’un oğlu Sam’dır. Nuh tufanından kurtulan halkın bir kısmı, yeryüzüne tekrar ayak bastıkları zaman yerleşmek için bir yol aramışlardır. Günümüzdeki yemene ulaşan ve Âd Kavmi olarak bilinen bu insanlar, MÖ 3 bin yıllarında Yemen’in güneyine yerleşerek İrem şehrini kurmuştur. 3000 yıldan daha fazla bir süre burada ikamet etmişlerdir.

Başta Allah inancına sahip olan bu kavim, tarım yapmaya ve hayatlarını geçindirmeye çalışmıştır. Bu insanlara ödül olarak verimli topraklar bahşedilmiştir. Verimli toprakları ekip biçen ve zamanla ticareti geliştiren bu kavim oldukça zenginleşmiştir. Sayısız zenginliklere sahip olan Âd Kavmi halkının beden yapısı oldukça düzgündür. Kadınlarının güzel, erkeklerinin ise yakışıklı olduğu anlatılır. Hatta bu insanların devasa oldukları, boylarının 5 ile 10 metre arasında değiştiği anlatılmaktadır. Fakat bu konuda net bir bilgi bulunmamaktadır.

İri cüsseli, güçlü, uzun boylu ve uzun ömürlü olan bu insanlar, büyük kayaları yontmakta ustalaşmışlar, böylece gösterişli binalar yapmışlardır. Öyle ki bu binalar, zenginliklerinin ölçüsü olmuştur. Binaların etrafına zengin bağlar, verimli bahçeler ve havuzlar inşa etmişlerdir. Bu zenginlik onlarda kibir ve gurur ortaya çıkarmıştır. Zaman içerisinde gözlerini daha fazlasına dikerek, ‘’Biz herkesten üstünüz, onlardan farklı olmalıyız’’ diye böbürlenmişlerdir. Şehirlerine gelen yabancılara, kendilerinden aşağı gördükleri için eziyet etmişlerdir.

Zaman içerisinde Allah inancını kaybeden bu kavim, Nuh Tufanından sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir. Dünya nimetlerine kapılmaları sebebiyle, dinlerinden uzaklaşmışlardır. Nuh Tufanı anında yaşanan dehşeti düşünmeyerek, dünyaya dalmışlardır. Allah yolundan ayrılan ve kendilerine putlar edinerek ona tapmaya başlayan bu halk, zalim ve gaddar olmuştur.

Kendilerini uyarmak amacıyla Allah tarafından Hz. Hûd, peygamber olarak gönderilmiştir. Fakat Hz. Hûd Peygambere inanmamışlar, onu yalancılıkla suçlamışlardır. Allah tarafından cezalandırılarak helak olmuşlardır. Önce yağmurun yağmaz olduğu şehir, tam 7 gün 7 gece süren şiddetli bir kasırga ile yok olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde bahsi geçen Âd Kavminden, şiddetli bir rüzgâr ile cezalandırıldıkları bahsedilmektedir. Kavimden geriye hiçbir canlı yaşam kalmamıştır.

Kuran’ı Kerim’de Âd Kavmi hakkında şöyle bahsedilmektedir;
Fussilet suresi, 15. ayet
‘’Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: “Bizden daha güçlü kim varmış?” dediler. Kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha güçlü olduğunu görmüyorlar mıydı? Doğrusu onlar, bizim ayetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.’’
Zâriyât Suresi, 41. ve 42. ayet
‘’Âd kavminin helâkında da ibretler vardır. Onların üzerine biz her şeyi kasıp kavuran ve köklerini kurutan o kasırgayı göndermiştik. Öyle bir kasırga ki, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kavurup kül gibi savuruyordu.’’

Paylaş
Exit mobile version