Sivrisinek Krateri olarak da bilinen Waw an Namus, Libya’nın güney bölgesinde yer alan volkanik bir kraterdir. Çölün ortasında bir vahayı andıran yanardağ, nadir görülen doğa olaylarındandır. Krateri çevreleyen siyah kül birikintisi, sarı çöl topraklarının ortasında belirgin renk geçişi yaşatarak sıra dışı bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Krater içerisinde göller ve çok sayıda bitki bulunmaktadır. Çölün Fezzan bölgesinde bulunan yanardağ, Libya’nın önemli turistik alanlarındandır.
Sahra Çölü’nde yer alan Waw an Namus ’un ismi, “Sivrisineklerin Vahası” veya başka bir yoruma göre “Sivrisineklerin Krateri” anlamına gelmektedir. Yaklaşık 200 bin yaşında olduğu düşünülen krater, 4 km genişliğe sahiptir. Kriter içerisinde külün kaynağını oluşturan 120 metre yüksekliğinde bir kül konisi, 3 adet küçük tuzlu ve renkli göl yer almaktadır. Aynı zamanda palmiye tarlaları, sazlıklar ve bataklık bitki örtüsü bulunmaktadır. İçerisinde çok sayıda sivrisinek ve böcek bulunduğu için ‘’Sivrisinek Krateri’’ ismini almıştır.
Kraterde içilebilir niteliğe sahip su kaynakları yer almakta ve kraterdeki gölleri beslemektedir. Çok eski zamanlardan bu yana su kaynakları gezginler tarafından kullanılmıştır. Çölün ortasında yanardağın içerisinde bulunan tatlı su kaynağı, krateri ilginç yapan özelliklerindendir. Kraterde bulunan tatlı su, bu noktadan geçen kervanlar için her dönem önemli su kaynaklarından biri olmuştur.
Uzaydan bakıldığında bile, Waw an Namus görüntüleri egzotik ve göz alıcıdır. Yanardağlara, genellikle farklı coğrafyalarda karşılaşıldığı için çöl ortasında olması uzun yıllar araştırma konusu olmuştur. Volkan’ın varlığını açıklamaya yönelik çok sayıda teoriler yer almaktadır. Bunlardan biri; çok eski dönemlerde yaşanan kıtaların çarpışması olayında ortaya çıktığı yönündedir.
Yanardağı ilk keşfeden, 1860’lı yıllarda Karl Moritz von Beurmann ve Gerard Rohlfs olmuş fakat bölgeyi hiç ziyaret etmemişlerdir. Yanardağı ilk ziyaret eden kişinin bir Fransız olduğu bilinen Laurent Lapierre’dir. Lapierre, 1920 yılında savaşta yakalanan ve Kufra’da esaret altına alınan bir subaydır. Kufra’ya götürüldüğü sırada bu krateri keşfettiği düşünülmektedir. Esaret sebebiyle krater macerasını birkaç yıl sonra anlatma fırsatı bulabilmiştir. Daha sonra İtalyan bir jeolog olan Ardito Desio, uzun süren deve yolculuğundan sonra Waw an Namus’a ulaştığı bilinmektedir. Onun krateri ziyaretinden sonra ilk kez 1935 yılında yanardağın jeolojik olarak tanıtımı yapılmıştır.
Yanardağın tanıtımından sonra birçok bilim insanı ziyaret etmiştir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yanardağı birkaç kez inceleme fırsatı bulan coğrafyacı Benjamin Nicolaus Richter, yaptığı ziyaretlerle ilgili 1960 yılında bir kitap yayınlamıştır. O günden bu yana popülerliğini sürdüren yanardağ, günümüzde Libya’nın önemli turizm noktalarından biri haline gelmiştir.

