Site icon Kaşifiz

Dünyanın En Büyük İkinci Tümülüsünün Bulunduğu Gordion

Türkiye geçmiş dönemlerde birçok önemli medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetlerden biri olan ve Frigya’ya başkentlik yapan Gordion Antik Kenti, Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer almaktadır. 4 bin yıllık tarihe ev sahipliği yapan Yassıhöyük Köyü’nde bulunan antik kentte, irili ufaklı tepecikler yani ‘’Tümülüs’’ denilen mezarlar bulunmaktadır. 128 Tümülüs’ün bulunduğu bölgedeki en büyük Tümülüs; Midas Tümülüs’üdür. Gordion Antik Kentindeki Tümülüsler, tarihi eserler ve kent kalıntıları, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.

Frigya kralı Midas tarafından babası için, MÖ.740 yılında yaptırılan Tümülüs, dünyanın en büyük ikinci Tümülüs’ü olma özelliğini taşımaktadır. Midas Tümülüs’ü, Gordion Müzesi’nin karşısında yer almaktadır. Tümülüs’ün mezar odası dünyada günümüze ulaşabilmiş en eski ahşap yapı örneği olarak kabul edilmektedir. Mezar odası olarak inşa edilen Tümülüs’ün yapımında çam, sedir ve ardıç ağaçları kullanılmıştır.

İnsan eliyle, bir tepe şeklinde inşa edilen Tümülüs’ün üzerinde 3900 ton toprak dolgu bulunmaktadır. Çapı 300 metre, boyu 53 metredir. Tümülüs’ün merkezinde, 80 metrelik bir koridorla ulaşılan mezar odası yer almaktadır. İki katmandan oluşan Tümülüs’ün dış kısmı taş duvarla örülmüş, iç kısmı ise ahşap malzeme ile yapılmıştır. İç oda; 5 metreye 6 metrelik zemini olan ve 3 metre yüksekliğe ulaşan kapısız bir dikdörtgen prizma biçimindedir.

Tümülüs’te 1957 yılında yapılan kazı çalışmalarında 310’a yakın eser ortaya çıkarılmıştır. Müzede sergilenen bu eserler; fibulalar, kaplar, kazanlar, testi ve ahşap masalar şeklindedir. Mezarda ortaya çıkarılan eserler, o dönemki mezar geleneği hakkında bilgi vermektedir. Türklerde yer alan ölülerin eşyalarıyla birlikte gömüldüğü ‘’kurgan’’ geleneğinin o dönemde de yaşatıldığı tahmin edilmektedir.

Antik kentte yapılan kazı çalışmalarında; kentin ana giriş kapısı, güney surları, güney kapısı ve erken bronz çağından, ortaçağa uzanan birçok kalıntı ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık 750 tarihi eserin sergilendiği müzede MÖ 9. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen, dünyanın en eski çakıl taşı mozaikleri sergilenmektedir. Aynı zamanda tunç çağına ait çanak ve çömlekler yer almaktadır.

Gordion Antik Kenti’nde Yapılan Keşifler

Ankara iline 94 kilometre uzaklıkta yer alan Gordion Antik Kenti, Anadolu’daki önemli ana yolların kavşağında yer almaktadır. Çevresinde bulunan ırmaklar, tarım ve hayvancılığa uygun araziler sebebiyle, tarih boyunca yerleşim için oldukça ilgi gören yerlerden biri olmuştur. Antik kentte ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları, Gordion şehrinin Frigyalılardan daha önceye dayanan bir geçmişe sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Gordion Antik Kentinin tarihi MÖ.3 bin yıllarına dayanmaktadır. MÖ. 1700 yıllarında Hitit egemenliğine girmiş ve 500 yıl süren egemenliğin ardından MÖ. 1200 yıllarında parçalanmıştır. Anadolu’da yaşanan Kavimler Göçü sonrası Frigler, Gordion’a yerleşmiştir. MÖ.800’lü yıllarda Frig Kralı olan Gordios zamanında kent, başkent haline getirilmiştir. En parlak dönemini Gordios’un oğlu Midas zamanında yaşamıştır. Muazzam surlarla çevrili olan şehrin kale duvarları Kral Gordios ve oğlu Midas döneminde yenilenmiştir. Günümüzde kent Frig kültürünün en iyi temsil edildiği yer olarak bilinmektedir. Friglere ait yazılı belgelerin birçoğu kalenin tamir edildiği döneme aittir. Mitolojide Kral Midas’ın dokunduğu her şeyi altına çevirdiğine inanılmaktadır. Aynı zamanda Midas eşek kulaklı olarak anılmaktadır.

Gordion Antik Kentinde eski bronz çağından Frig dönemine kadar, birbirleri üstüne gelerek oluşun 18 tabaka mevcuttur. Bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkan çanak – çömlek tarzları Makedonyalıları andırmaktadır. Bu sebeple Frigyalıların bu bölgeye, Trakya ve Balkan yarımadasından geldiği tahmin edilmektedir. Günümüzde kullanılan birçok müzik aleti Frigler tarafından geliştirilmiştir. Anadolu’da bulunan kilimlerdeki binlerce yıllık motifler Frig motiflerinden gelmektedir. Maden ve ağaç işlemeciliğinde oldukça gelişmiş olan Frigler’in özellikle çengelli iğne yapımında kullandıkları teknolojinin, o döneme göre çok ileri düzeyde olduğu bilinmektedir.

MÖ. 695 yılında Kimmer boyları ile yaşanan savaşlar nedeniyle tahrip edilen kent, yakılıp yıkılmıştır. Kral Midas’ın ise bu dönemde öküz kanı içerek intihar ettiği tahmin edilmektedir. Yaşanan bu savaşlardan sonra Lidya egemenliğine giren kent, ticari hayatın merkezi olarak kullanılmıştır. Kentin ana yerleşimine bitişik bir kalenin içinde çok sayıda Lidya seramiği bulunmuş, bu sebeple Lidya Askeri Garnizonu barındırdığı düşünülmüştür. Beylikler hâlinde 300 yıl kadar daha egemenliklerini sürdüren Frigler, Büyük İskender’in Anadolu’ya yaptığı akınlar sonrası tarihten silinmiştir.

Paylaş
Exit mobile version