Dyatlov Geçidi, dünyanın en tehlikeli yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Geçit Rusya’nın uç noktalarında bulunan Ural Dağları’nın, Otorten mevkiinde yer almaktadır. Geçitte yaşanan trajik bir olay sebebiyle ‘’Ölüler geçidi’’ olarak anılmaktadır. Öğrenci olan İgor Alekseyeviç Dyatlov ve 9 arkadaşı bu geçitte ölmüştür. Grup lideri olan İgor Dyatlov’un ismi geçide verilmiştir. 1959 yılında gerçekleşen olayla ilgili olarak, dağcıların ölüm sebebine dair ilginç bulgular tespit edilmiş, fakat tam olarak sebebi bulunamamıştır. Bu olayla ilgili birçok kitaplar yazılmış, filmler çekilmiştir.
Ölen dağcılar ile ilgili yapılan araştırmalarda, dağcıların çadırın duvarlarını bıçakla keserek aniden çadırdan çıktıkları ve oradan ayrıldıkları tespit edilmiştir. Dağcılardan bazıları normal kıyafetleri giyerken, bazıları sadece iç çamaşırı ile ayakkabısız bir şekilde bulunmuştur. Cesetler üzerinde yapılan araştırmalarda, üçünün kafatasında diğer ikisinin ise kaburgalarında kırıklar bulunmuştur. Ayrıca dağcıların, kaynağı belirsiz bir radyasyona maruz kaldığı tespit edilmiştir. O günden beri de bölgede ara sıra çeşitli gizemli olaylar meydana gelmiş, fakat hala ziyaretçilerin gitmek istediği noktalardan biri olmuştur.
Dyatlov Geçidinde Yaşanan Olay
Ural Teknik Üniversitesi’nde öğrenci olan 9 kişi, 28 Ocak 1959’da Ural dağlarında 2 haftalık bir gezi için yola çıkmışlardı. Gitmeyi planladıkları yer dağcılık yapılan en zor noktalardan biridir. Fakat Dyatlov ve arkadaşları dağcılık konusunda oldukça tecrübeli oldukları için, bu yolculuk onlara heyecan verici gelmiştir. Seçtikleri rotada birçok tehlike ve dondurucu bir soğuk bulunmakta fakat kendilerine son derece güvenmektedirler.
Gezi başladıktan sonra her şey yolunda gitmekte, dağcılar mola vererek fotoğraflar çekmekteydiler. Belirli bir rota çerçevesinde hareket eden dağcılar, gezinin son durağı olan Vizhai’ye ulaşarak, oradan spor kulüplerine telgraf çekmeleri gerekiyordu. Grup lideri Dyatlov tarafından çekilmesi gereken telgraf ya da haber ekiplere ulaşmadı. Herhangi bir haber alınamaması sebebiyle dağcılar aranmaya başlandı. Araştırmaya dağcı ekipler, güvenlik güçleri ve yukarıdan da helikopter destek olmuştur. Altı gün süren arama çalışmalarından sonra dağcıların cesetlerine ulaşıldı.
Hedeflenen varış noktasından 10 kilometre uzakta tahrip edilmiş çadırları bulundu. Daha sonra kamp alanı yakınlarında sadece iç çamaşırları olan 2 cansız bedene ulaşıldı. Bölgede detaylı bir şekilde yapılan çalışmalar sonrasında 3 cansız bedene daha ulaşıldı. Eksi 30 derece soğuk bir ortamda dağcıların neden iç çamaşırıyla durdukları anlam verilemeyen bir olaydır. Ayrıca dağcıların kıyafetleri çadırın içerisinde sapasağlam bulunmuştur.
Gruptan ilk etapta sadece 5 kişinin cesedine, 2 aylık bir arama sonrasında ise kalan 4 kişinin cesedine ulaşılmıştır. Bulunan ilk cesetlerden 75 metre uzaklıkta benzer şekilde ölmüşlerdir. Cesetler giyinik vaziyette fakat ilginç şekilde birbirlerinin kıyafetini giymişlerdir. Olay üzerine dağcıların panik içinde ve ne yaptıklarını bilmez bir halde oldukları düşüncesi oluşmuştur. Dağcıların ölüm sebebi hipodermi olarak belirlense de, neden o halde oldukları çözülememiştir. Karşılaşılan darbe izleri hayati tehlike yaratacak kadar ciddi değildir. Hiçbir yara izi bulunamayan cesetlerin bazılarının gözü kaymış, birinin dili kesilmiş ve bazılarının da kaburgaları kırılmıştır. Dağcıların ölümü ile ilgili herhangi bir kaza ya da saldırıdan söz edilmemiş, fakat hepsinin büyük bir travma yaşadığı kesinleştirilmiştir. Onları bu kadar korkutan şeyin ne olduğu ise gizemini korumaya devam etmektedir.
Cesetlerde yapılan incelemeler sonrasında oluşan hasarların bir insan tarafından verilemeyeceği düşünülmüştür. Cesetlerin bulunduğu alanın yakın ya da uzak çevresinde onlardan başka insan izine rastlanmamıştır. Kıyafetlerde ise radyoaktif kalıntılara rastlanmıştır. Dağcılar tarafından çekilen son fotoğraf incelendiğinde ise, bir nesne görülmekte fakat ne olduğu tam olarak anlaşılamamıştır. Kafatasına aldıkları darbeler ile kör oldukları tezi ortaya çıkmıştır. Herhangi bir yaralanma izi olmaması sebebiyle, bir hayvan tarafından saldırıya uğradıkları ihtimali düşüktür. Uzun yıllardır yapılan araştırmalarda herhangi bir çözüme ulaşılamamış, olay sır perdesi aralanmayan olaylar arasında yerini almıştır.
Ölüm Sebebi İle İlgili Ortaya Atılan İddialar
Olayla ilgili Rus dağcıların, bir nükleer denemenin ortasında kalmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştur. Çünkü yaşanan bir nükleer patlama sonrasında, insan vücudunda kırıklar oluşması görülen bir durumdur. Fakat kırıkların sadece iki cesette bulunması olayı aydınlatmaya yetmemiştir. Ortaya atılan bir diğer iddia ise Yeti olma ihtimalidir. Fakat aylar süren çalışmalar sonrasında, olay yerinde herhangi bir canlının ayak izine rastlanmamıştır. Oldukça profesyonel olan dağcıların, gecenin karanlığında çadırdan çıkarak kaçmalarının çok mantıklı bir sebebi bulunamamıştır.
Yakınlarda yaşayan bazı kişiler, dağcıların öldüğü gece gökyüzünde tuhaf ışıklar olduğunu ve dağdan çığlıklar yükseldiğini söylemiş, olayla ilgili şüpheler iyice artmıştır. Daha sonrasında olay yeri bir karantina bölgesi gibi kapatılmış, hatta garip bir de metal parçası bulunmuştur. O gün gökyüzünde görülen ışıkların ve bulunan parçanın, Ruslar tarafından yapılan R-7 Semyorka roket denemesine ait olduğu ortaya çıkmıştır. Dağcıların cep telefonları ve diğer elektronik cihazlarının etkisiz kaldığı bu dağda, kamera ne fotoğraf makinelerine Ruslar tarafından el konulmuştur. Bu da dağcıların o bölgede görmemeleri gereken bir uygulamaya ya da deneye şahit olabilecekleri ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Fakat Rus hükümeti bu durumu yalanlamış, cesetlerin resim ve videolarını paylaşmıştır.
1990 yılına gelindiğinde olay tekrar aydınlatılmaya çalışılmış ve kayıtlar arşivden çıkarılmıştır. Fakat olayla ilgili yapılan hiçbir açıklama tam olarak ne olduğunu ortaya çıkaramamıştır. Olayın yaşandığında ekipte bulunan Yuri Yudin, ayağını burkması sebebiyle ekipten ayrılarak geri dönmüştü. O zamanlar 22 yaşında olan Yuri Yudin olay yerini incelemeye gitmek istemiş, fakat Rus yetkililer tarafından bırakılmamıştır. Olayın en yakın tanığı olan Yuri Yudin, hayatı boyunca arkadaşlarını rüyasında gördüğünü söylemiştir. Fakat olayın açığa kavuştuğunu görmeden, 2013 yılında o da hayatını kaybetmiştir.

