Birbirini seven insanlar, evlilik amacı ile yollarını birleştirmeye karar verdikleri aşamada birçok sorunla karşılaşabilmektedir. Evlenmeye karar veren bireyler, bu süreçte gün geçtikçe heyecanın artmasını, kalbinin kıpır kıpır olmasını beklemektedir. Fakat gerçekler bu şekilde olmayıp, heyecanın yerini aşırı stres, tartışma ve öfke almaktadır. Karşılaşılan bu duruma ‘’evlilik öncesi sendromu’’ denilmektedir.
Evlilik öncesi sendrom da, eş adayı ile ilgili kişilerin kafasında birçok olumsuz düşünceler belirebilmektedir. Bunlardan bazıları şu şekildedir; Acaba birbirimiz için uygun kişiler değil miyiz? Aynı insanla bir ömür geçirmek mümkün mü? Benim kişilik haklarıma saygı gösterecek mi yoksa her şeyime müdahale mi edecek? Ailesi evlendiğimiz zaman her şeyimize dâhil olacak mı? Evlenmek istediğim eş adayı ruh eşim mi? Yol yakınken vazgeçsem doğru olur mu? Evlenmeye hazır mıyım? buna benzer birçok soru kişilerin kafasında sürekli yer edinmeye başlamaktadır. Evlilik kararı verildikten sonra, evlenene kadar geçen süre içerisinde yapılan hazırlıklar da, gelin ve damat adayını oldukça strese sokabilmektedir. Yaşanan bu durumların genellikle geçici olduğu görülmektedir.
Evlilik Nedir? Evliliğin Getirdikleri
Yeni bir aile kurmanın ilk adımı olan evlilik, aileden bağımsız olarak özgürleşmenin ve büyümenin en doğal yoludur. Sevgili konumundan eş rolüne geçmek, anne baba evinden ayrılmak ve kendi sorumluluklarını alabilmek evliliğin gereklerindendir. Yetişkinliğe geçiş için en önemli basamaklarından sayılan elliliğin birçok güzel yanları bulundurmaktadır. Toplumsal statü kazanmak, ekonomik sorumluluk almak, çocuk sahibi olabilmek, ait olma duygusunun güvencesini hissetmek, hayatı paylaşmak ve yükünü beraber omuzlamak bunlardan bazılarıdır.
Evlilik, kişilerin hayatında hem bireysel olarak hem de çift olarak birçok sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Bazen sorumluluklar ağır gelebilmekte ve kaygı, şüphe duygularının yoğun hissedilmesine neden olabilmektedir. Bireyler sorumlulukların, değişikliklerin, olumsuz duyguların üstesinden gelemeyeceği kaygısına kapılabilmektedir. Genellikle karşılaşılan bu durumun tek sebebi ise, tanımadığı ya da bilmediği bir durumun içinde olmaktır. Karşılaşılan yeni durumlar ve konuya önyargılı yaklaşmak olayları tetiklemektedir.
Evlilik aşamasında karşılaşılan maddi ve manevi sorumluluklar, insanların gözünü korkutabilmektedir. Bu dönemde, evlilik öncesi dönemdeki eski hayata bir özlem duyulmaktadır. Bu aşamada kişiler, kendi anne babasında gözlemlediği evlilik örneklerinden edindiği bilgi ve tecrübeler nedeniyle, içsel korkular yaşayabilmektedir. En çok yaşanılan duygulardan biri de psikolojik olarak bağlanma korkusudur. Başka bir insana bağlanmak, karar verirken onun düşüncelerini göze alarak hareket etmek, onun fikirlerini önemsemek zorunda kalmak, başka bir insanın sorumluluğunu almaya çalışmak kişilere ağır gelebilmektedir. Karşı tarafın fedakârlık yapmasını beklemek, maddi ve manevi imkânları paylaşmak zorunda kalmak, aileler arasındaki dengeyi kurabilmek ve karşı tarafın ailesine kendini göstermeye çabalamak, evlilik korkusunu tetikleyen unsurlar arasındadır.
Evlilik Sendromu İle Başa Çıkmanın Yolları
Evlilik aşamasında yaşanan korkulardan ve stresten arınmanın en önemli yollarından biri, evliliği her şeyin üstünde görmekten vazgeçmektir. Kişi evlilik öncesi aşamada kendi duyguları, kişisel gerçeklikleri ve yakın çevresinin önerileri arasında gerginlik yaşayabilir. Alıngan, hassas, güvensiz, şüpheci bir yaklaşım içine girip, en ufak olayları bile abartma aşamasına geçebilir. Karşı tarafı anlamak ve denemek adına uygunsuz talepler ve istekler içerisine girebilir. Bu aşamada üstünlük ve taviz vermeme savaşları yaşanır. Birlik ve bütünlük kavramı tam olarak oluşmadığı aşamada, kız ya da erkek rekabet içine girer ve karşılıklı saldırı ve savunma durumları ortaya çıkar.
Genellikle yaşanan bu sorunların üstesinden gelebilmek için sakin kalmaya çalışmak, karşılıklı alttan almalarla birbirini dinlemek ve yardımcı olmaya çalışmak en önemli çözüm yoludur. Evlilik öncesi sürede çiftler birbirinin bilgi ve görüşlerine saygı göstermelidir. Eleştiren, yargılayan, keskin yorumlardan uzak durulması gerekmektedir. Özellikle çiftler dışında kalan aile, akraba ve arkadaşlar çiftlerin aldığı kararlara çok müdahale etmemelidir. Bu şekilde sürecin daha anlayış içerisinde ve kolay geçmesi sağlanacaktır. Sürecin bireyleri çok yıprattığı ve dengenin sağlanamadığı durumlarda da, profesyonel bir destek alınmasında fayda görülmektedir.
Evlilik öncesi sürecin, stres ve kaygıların geçici olduğunun farkında olmak, aslında yaşanan zamanın keyifli bir zaman dilimi olduğunun bilincinde olmak gerekir. Kişiler bu süreçte verdiği kararlardan emin olmalı ve kararını değiştirmemeye özen göstermelidir. Yaşanan evlilikleri örnek alarak ya da başka kişilerden fikir ve yardım alarak daha fazla kafaların karışmasına izin verilmemelidir. Evlilik sürecinde yaşanan sorunların üstüne gitmek yerine, olayları akışına bırakarak daha iyi vakit geçirecek aktivitelerin yapılması önemlidir. En önemlisi ise yaşanan yoğunluğun ve karmaşık duyguların, sevilen insan ile hayatı paylaşmak için yapıldığı unutulmamalıdır.

