Site icon Kaşifiz

Fethin Sembolü, Türkiye’nin İlk Camisi Depremde Yıkıldı

Habib-i Neccar

Antakya’da yer alan Habib-i Neccar Camisi, Türkiye’nin en eski camisi olarak kabul edilmektedir. Ancak Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında tarihi cami, diğer birçok tarihi yapı gibi yıkıldı ve büyük hasar aldı. Cami, Anadolu’nun ilk camileri arasında yer almaktadır. Havadan çekilen görüntüler, caminin enkazını gösterirken, aynı bölgedeki tarihi Yeni Hamam da depremde hasar gördü. Tarihi 7. yüzyıla kadar dayanan caminin avlusunda 19. yüzyılda inşa edilmiş bir şadırvan vardı. Ancak deprem sonrasında, tarihi caminin kalıntılarına ve hasar görmüş bölümlerine tanık olundu.

Habib-i Neccar Camii, Antakya’nın eski bölgesinde bulunan Kurtuluş Caddesi üzerinde yer almaktadır. Cami ve minaresi, daha önce bölgede meydana gelen diğer depremlerde de hasar görmüş ve birçok kez onarılarak yenilenmiştir. Ancak, son yaşanan deprem sonrasında cami ve minaresi bu kez kurtarılamadı. Caminin kuzeydoğu köşesinde, Habib-Neccar ve Şem’un Safa’nın türbeleri bulunmaktadır. Girişte ise Hz. İsa’nın havarilerinden Yuhanna ve Pavlos’un türbeleri yer alır. Cami etrafında ise medrese odaları yer almaktadır.

Habib-i Neccar Camisinin Tarihi

Habib-i Neccar Camii, Anadolu’da inşa edilen ilk cami olma özelliği taşıyor. Tarihi bir değere sahip olan cami, Roma dönemine ait bir pagan tapınağının üzerine inşa edilmiştir ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan en eski camidir. Cami, Osmanlı döneminde yenilenmiş ve etrafı medrese odalarıyla çevrilmiştir. Avluda ise 19. yüzyıla ait bir şadırvan bulunmaktadır. Camiye giriş, büyük sivri sağır kemerli taç kapı ve ortasında kitabesi bulunan yuvarlak kemerli bir kapıdan yapılmaktadır. Caminin yanında bulunan minare, dikdörtgen kaideli poligonal gövdeli ve ahşap şerefeli olup, pabuçlu bir tasarıma sahiptir. Ayrıca minarenin sağında Habib Neccar, solunda Yahya (Barnabas) ve Yunus (Pavlos) türbeleri yer almaktadır.

636 yılında İslam Devleti’nin lideri Halife Ömer’in komutanlarından Ebu Ubeyde bin Cerrah tarafından fethedilen Antakya şehri, fethin sembolü olarak Habib-i Neccar ve İsa’nın iki havarisinin mezarının bulunduğu yerde inşa edilmiştir. Ancak, 1098 yılında Haçlıların eline geçen şehir, 1099’da Antakya Prensliği halini almıştır. Daha sonra, Memluk Sultanı Melik Zahir Baybars’ın fethi sonrasında cami yeniden inşa edilmiştir. Baybars’ın adının yer aldığı bir kitabe, caminin medrese duvarlarında yer almaktadır. Cami ve minaresi, depremler nedeniyle birçok kez hasar görmüş ve yenilenmiştir. Ancak, en son 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki ardışık depremler sırasında büyük bir kısmı yıkılmıştır.

Habib-i Neccar Kıssası

Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresi’nin 13’den 32’ye kadar olan ayetlerinde, bir şehir halkının elçilere gösterdiği tepki anlatılır. Surede, bu halka “ashâbü’l-karye” adı verilir ve hikâyenin merkezinde, kendilerine gönderilen iki elçiyi yalanlayan bu halkın üçüncü bir elçi tarafından desteklenmesi vardır. Şehrin adı belirtilmemiş olsa da, tefsir yazarları sahabelere dayanarak bu şehrin Antakya olduğunu ve kişinin de Habib-i Neccar olduğunu düşünmektedir. Sonrasında ise, kasabanın en uzak köşesinden gelip elçilere uymalarını tavsiye eden bir adamın, halk tarafından suçlanarak şehit edildiği anlatılır. Bu olayın ardından, topluluğa Allah’ın bir ceza gönderdiği belirtilir.

Habib-i Neccar kıssası ile Antakya’nın Hristiyanlık tarihindeki rolü arasında benzerlikler bulunmaktadır. Hem Yasin suresinde anlatılan olay hem de tarihi kayıtlarda, Antakya’nın Hristiyanlık için önemli bir merkez olduğu ve Hz. İsa’nın öğretilerinin burada yayılmaya başladığına dair bilgiler yer almaktadır. Havari Yahya (Barnabas) ve Yunus (Pavlos)’un burada faaliyet göstermesi, Şem’un-u Sefa (Petrus)’nın da sonradan Antakya’ya gelmesi, şehrin Hristiyanlık için önemini arttırmıştır.

Paylaş
Exit mobile version