Eski inançların bir kalıntısı olan tılsımlar; sahibini kötülüklerden koruduğu, güç, enerji ya da bir takım faydalar sağladığı düşünülen nesnelerdir. Büyülü özelliklere sahip olduğuna inanılan bu nesneler farklı birçok amaçlar için yapılmaktadır. Aynı zamanda toplumların inançlarını ve yaşadıkları coğrafyaları yansıtan çok sayıda tılsım türü bulunmaktadır. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve önemli kültür merkezlerinden biri olan İstanbul’u korumak için de, çok sayıda tılsımlı yapı dikilmiştir.
İstanbul’da bulunan tılsımlı yapıların, İstanbul’un ilk kurucuları tarafından yapıldığı anlatılmaktadır. Daha çok Yanko ve Konstantin devrinde yapılan bu eserler, İstanbul’u kötülüklerden, salgın hastalıklardan ve istilalardan koruyacağına inanılmıştır. Özellikle Bizans İmparatorluğu döneminde İstanbul’a pek çok tılsımlı anıt dikilmiştir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsi geçen bu yapıların İstanbul’da 17 tane olduğu anlatılmaktadır.
Evliya Çelebi’nin anlattığı bu tılsımlı yapılar şunlardır:
1- Arcadius Sütunu,
2- Çemberlitaş,
3- Mersiyen Sütunu (Kız taşı)
4- Altı Mermer’de Bulunan Altı Yüksek Sütun
5- Altı Mermer’de Bir Sivrisinek Resmi
6- Altı Mermer’de Bir Leylek Resmi
7- Altı Mermer’de Bir Horoz Resmi
8- Altı Mermer’de Bir Kurt Resmi
9- Altı Mermer’de Bir Civan (Genç Çift) Sütunu
10- Altı Mermer’de Bir Yaşlı Çift Sütunu
11- Veba Sütunu
12- Kıvılcım Saçan Sütun
13- Koncolos Mağarası
14- Ayasofya’daki Dört Melek Sütunu
15- Örme Sütun
16- Dikilitaş
17- Burmalı/Yılanlı Sütun
Çemberlitaş’ın Tarihi ve Özellikleri
Yanık Sütun veya Konstantin Sütunu olarak da bilinen Çemberlitaş Sütunu; 330 yıllarında İmparator I. Konstantin onuruna dikilmiştir. Anıtsal sütun İstanbul’un yedi tepesinden biri olan ve şu anda Çemberlitaş olarak adlandırılan semtte yer almaktadır. Bizans İmparatoru I. Konstantin tarafından Roma’da bulunan Apollon Tapınağı’ndan sökülerek günümüzdeki yerine dikilmiştir. Bu sütunun, İstanbul’u kötülüklerden, doğal afetlerden ve hastalıklardan koruduğuna inanılmıştır.
Toplam uzunluğu 57 metre olan sütun; her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapında olan 8 adet sütunun, bir kaidenin üzerine üst üste konulması ile oluşturulmuştur. Tonlarca ağırlıktaki kayaların birbiri üzerine en ufak bir kırılma olmadan yerleştirilmiş olması, muhteşem bir işçilik olarak kabul edilmektedir. Sütunun yapımında kullanılan ‘’kızıl porfir’’ denilen taşlar, o zamanlarda işlenmesi oldukça zor olan bir taştır. Granitin başka bir türü olan bu taş, ‘’kutsal taş’’ olarak kabul edilmektedir. Hatta o dönemde kadınlar bu taştan yapılan odalarda doğum yaptığı zaman kutsandıklarına inanmışlardır.
Sütun ilk yapıldığı zaman üzerinde Apollon heykeli bulunmaktadır. Fakat İmparator I. Konstantin bu heykeli yıktırarak yerine kendi heykelini diktirmiştir. Daha sonra sütunun üzerine, Bizans İmparatoru Julianus ve Theodosius’un heykelleri konulmuştur. 1107 yılında bir kasırga sonucu heykelin yıkılmasının ardından, I. Aleksios tarafından üzerine büyük bir haç konulmuştur. 1453 yılında İstanbul fethedildikten sonra haç indirilmiştir.
Osmanlı döneminde ‘’Apollon Sütunu’’ olarak bilinen bu yapı, büyük bir yangın geçirmiş ve mermerleri zarar görmüştür. Yaşanan yangından sonra ‘’Yanık Sütun’’ olarak anılmıştır. 1695 ve 1704 yılları arasında Sultan II. Mustafa tarafından duvarları sağlamlaştırılarak, etrafına demir çemberler yapılmıştır. Bu sebeple günümüzdeki ismi ‘’Çemberlitaş’’ olarak anılmaktadır.
Çemberlitaş’ın Altında Bulunan Kutsal Hazine
İstanbul’un Roma dönemi eserlerinin başında gelen Çemberlitaş’ın altında bir odada, Hz. İsa Peygamberin kutsal emanetlerinin gömülü olduğu söylenmektedir. Doğruluğu kesin olarak ispat edilemeyen bu bilgiye göre, kutsal eşyalar Hz. İsa Peygamberin Kudüs’te olduğu varsayılan mezarından getirilmiştir. Bu konuda ilk çalışmayı Hazerfan Hüseyin Çelebi, 1670 yılında kaleme aldığı ‘’Kitabı-Mülk’’ adlı eserinde bahsetmiştir. Çemberlitaş’ın sırlarından bahsedilen kitapta, hazinelerin bu taşın altında bir odada olduğu anlatılmaktadır.
İmparator I. Konstantin zamanında Kudüs’ten getirilen eşyalar arasında; Hz. İsa Peygamberin mezarını ait kutsal toprak, orijinal haç parçaları, çiviler, kâse ve ekmek kırıntılarının bulunduğu söylenmektedir. Aynı zamanda Hz. Musa Peygambere ait bir taş, Hz. Lut Peygamberin asası, Hz. Nuh Peygamberin baltası ve Hz. Süleyman Peygamberin yedi kollu şamdanının bulunduğu söylenmektedir.
Bazı tarihçilere göre Çemberlitaş’ın altında bulunan hazine konusu tarihi belgelerde yer almaktadır. Anlatılanlara göre I. Konstantin, annesi Helen’i Kudüs’e göndermiştir. Kudüs’te Hz. İsa Peygamberin olduğu inanılan mezar açılmış ve içerisinde bulunan emanetler İstanbul’a getirilmiştir. Getirilen emanetler Çemberlitaş’ın 2,5 metre yüksekliğinde olan ana kaidesinin içerisinde oluşturulan küçük bir odada bulunmaktadır. Bu emanetlerin hücre içerisine, Konstantin’in annesi Helen tarafından yerleştirildiği, MÖ. 340 – 400’lü yıllarda yazılmış olan belgelerde geçmektedir.
Çemberlitaş’ın altında kutsal emanetlerin bulunması konusunun, bir efsaneden ibaret olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Anlatılan efsaneye göre; Haçlı savaşları döneminde askerlerin orduya katılması için bir kampanya başlatılmıştır. Başlatılan kampanyaya göre Çemberlitaş’ın altında Hz. İsa Peygamberin kutsal kadehinin bulunduğu ve bu kadehten içenin ölümsüzlüğe ulaşacağı söylentisi yayılmıştır. Bu şekilde Çemberlitaş Sütunun altında bulunan eşyalar konusu, bir efsane olarak yayılmış ve günümüze ulaşmıştır.
Bulunduğu varsayılan bu hazineye ulaşmak için, tarih boyunca birçok girişimler gerçekleştirilmiştir. 1918 yılında İstanbul’un işgal edildiği dönemde Vatikan’dan bir grup rahip gelmiş ve kutsal emanetlere ulaşmak için tüneller kazmıştır. Kazdıkları tünelle ana kaideye kadar ulaşmışlar fakat yakalanarak sınır dışı edilmişlerdir. İnanışa göre; Çemberlitaş’ın altında bulunan kutsal emanetlere, kıyamete kadar kimse ulaşamayacaktır.

