Site icon Kaşifiz

Kapadokya’nın Büyülü Dokusu: Ihlara Vadisi ve Tarihi Kiliseler

ıhlara vadisi

Ihlara Vadisi, Kapadokya’nın mistik güzelliklerine ev sahipliği yapan eşsiz bir keşif noktasıdır. Melendiz Çayı’nın yıllar içinde oluşturduğu derin vadiler içinde gizlenen antik kiliseler, kayadan oyulmuş yaşam alanları ve doğanın etkileyici dokusu, bu vadide benzersiz bir dünya yaratmıştır. Kapadokya’nın yer altı şehirleri kadar büyüleyici olan bu vadide, her adım geçmişin ve doğanın hikâyesine bir pencere açıyor.

Ihlara Vadisi’nde yürüdüğünüzde, tarih ve tabiatın muhteşem uyumunu deneyimlemenin ve eski zamanların sırlarını keşfetmenin ayrıcalığını yaşayacaksınız. Yüzyıllar öncesinde meydana gelen bu vadi, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri cezbetmektedir. Ihlara Vadisi, içinde barındırdığı sayısız kiliseyle dikkat çekmektedir. Misafirler, bu kiliseleri ziyaretleri sırasında adım adım keşfedebilme ayrıcalığına sahiptirler.

Ihlara Vadisi’nin Oluşumu ve Genel Bilgiler

Ihlara Vadisi’nin oluşumu, uzun zaman önce Hasan Dağı’nın püskürttüğü lavların oluşturduğu volkanik bir katmanla başlamıştır. Geçen yıllar içinde ise sellerin, rüzgârların ve Melendiz Çayı’nın vadinin yönünü belirlemesiyle bu volkanik tabaka yıpranmış ve yerin derinliklerine doğru aşındırılmıştır. Bu doğal süreç sonucunda, yer yer 120 metreyi aşan derinliği ve toplamda 14 kilometreye ulaşan uzunluğuyla bugünkü kanyon görünümündeki Ihlara Vadisi oluşmuştur.

Ihlara Vadisi, Ihlara Köyü’nden başlayıp Selime’de son bulan bir doğal güzelliktir. Standart yürüyüş rotası ise Belisırma Köyü’nde sona erer, böylece vadide toplamda 6 km’lik bir yürüyüş gerçekleştirilmiş olur. Melendiz Çayı’nın her iki yakası da yürüyüş için uygundur ve isterseniz başlangıç noktanıza geri dönebilirsiniz. Eğer rotayı Belisırma Köyü’nde tamamlamazsanız, vadiden Selime’ye kadar devam edebilir ve yaklaşık 5 saat içinde vadiyi tamamlayabilirsiniz.

Ihlara Vadisi’nde Bulunan Yapılar

Yüz beş dini yapının bulunduğu Aksaray Ihlara Vadisi, eski sahipleri hakkında ipuçları sunmaktadır. Bu yapılar, keşişlerin ve rahiplerin Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Tanrı’ya adanmışlıklarını yaşadıkları yerlerdir. Aynı zamanda savaşlardan kaçanların sığınakları olmuşlardır. Oyularak oluşturulmuş tünellerle birbirine bağlanan kiliseler, manastırlar, mezarlar ve barınak alanları, adeta sonsuz bir vadi şehri izlenimi verir. Daralan boğazları yürürken yeraltı kiliselerine rastlayabileceğiniz bu vadide, maalesef daha önceki göçükler nedeniyle 105 yapının sadece 14’ü ayakta kalmıştır. Bu 14 kilisenin içinde ise net tarihleme yapılabilen 2 Belisırma Kilisesi bulunmaktadır.

Çoğu kilise, kayalar oyularak 3 katlı olarak inşa edilmiştir. Ancak Melendiz Çayı’nın taşıdığı alüvyonlar nedeniyle birinci katlar dolmuş ve sadece 2. ve 3. katları ziyaret edilebilir durumdadır. Ihlara Vadisi’ndeki kiliseler, Hristiyan dünyası için önemli bir merkez olmuştur. Kiliselerin tarihi 4. yüzyıldan başlayarak 11. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Selçuklular’ın bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte kilise yapımına son verilmiş, ancak önceki kiliselerde ibadetler sürdürülmüştür.

Vadide oyulmuş kiliseleri ve barınma alanlarını gezerken, o dönemde burada yaşamış insanların hayatlarını nasıl sürdürdükleri merak konusu olmaktadır. Bu doğal ortam ve kayalardan oluşan korunaklı yapılar arasında yaşamın sıkıntısız olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Ihlara Vadisi, zamanında pek çok salgın hastalığa sahne olmuştur. Çiçek hastalığına yakalanan rahibeler ve çocuklar da dâhil olmak üzere ölen insanların saç telleri dâhil mumyaları, kiliselerin mezar bölümlerinden Aksaray Müzesi’ne taşınmıştır.

Ihlara Vadisi’nde Gezilecek Yerler

Ihlara Vadisi’nin bulunduğu Aksaray, Hristiyanlığın doğuş döneminde büyük bir öneme sahip bir merkez olarak yer almıştır. Bu bölgeye 4. yüzyılda gelen önemli mezhep kurucuları arasında Kayserili Basilus ve Nazianos’lu Gregorius gibi isimler bulunmaktadır. Bu kişiler, Yunan ve Slav sistemine dayanan bir manastır hayatı kurarak bölgeye damgalarını vurmuşlardır. Mısır ve Suriye’deki manastır hayatının aksine, bu bölgedeki manastırlar dünyayla ilişkilerini kesmeden farklı dilleri konuşan insanlar arasında Hristiyanlığı yayma çabası içerisinde olmuşlardır. Bu hareketin ilk merkezi ise Ihlara Vadisi’ndeki duraklardan biri olan Belisırma Köyü olmuştur.

Bölgedeki insanların Latinceyi bilmemesi nedeniyle, Hristiyan inancını anlatmak için kiliselerin içleri fresklerle donatılmıştır. Bu freskler, İsa’nın yaşamını, İncil’den sahneleri ve azizleri tasvir eden öğeleri içermektedir. 14 kilometrelik vadide yer alan bu kiliselerin birçoğunda, bu oluşumun izlerini taşıyan freskler günümüze kadar canlılığını koruyabilmiştir. Fresklerde kullanılan resim tekniği, bölgesel olarak iki kategoriye ayrılmıştır. Ihlara bölgesindeki kiliseler “Kapadokya tipi” olarak adlandırılırken, Belisırma çevresindeki kiliseler ise “Bizans tipi” olarak tanımlanmıştır.

Ihlara Vadisi – Ağaçaltı Kilisesi

Ihlara Vadisi’nde giriş gişesini geçtikten ve merdivenlerden aşağı indikten sonra, sağ tarafta Ağaçaltı Kilisesi’ni göreceksiniz. Vadinin girişine en yakın kilise olması, onu vadinin en popüler kilisesi haline getirmiştir. Kilisenin ana girişi, toprak altında kaldığı için 2. katta, apsis bölümünde bulunmaktadır. Rivayete göre, kilisenin ana girişi belirgin olmadığından eski zamanlarda ağaç dallarıyla girildiği söylenir ve bu nedenle kiliseye Ağaçaltı Kilisesi adı verilmiştir.

Kimi kaynaklara göre, tahrip olmuş bir freskte İran’a özgü olduğu düşünülen aslan tasvirleri nedeniyle Aziz Daniel adı da verilmiştir. Ayrıca kilisedeki bir yazıya dayanarak Pantanassa Kilisesi olarak da anıldığı görülmüştür. Kilisenin freskleri, ikonoklazm dönemine ve 9 – 11. yüzyıl aralığına tarihlenmektedir. Üç apsisli, serbest haç planlı oyulmuş yapının kol kısımları beşik tonozlarla, ana bölüm ise bir kubbe ile örtülmüştür. Freskler beyaz zemin üzerine kırmızı, sarı ve gri renklerle boyanmıştır. Kilisenin içinde Hz. Meryem’e ait sahnelerin yanı sıra diğer İncil sahneleri de bulunmaktadır.

Ihlara Vadisi – Sümbüllü Kilise

Vadi girişinin hemen solunda bulunan Sümbüllü Kilise, adını bölgede yetişen sümbül çiçeklerinden almıştır. Kiliseye dar bir pencereden girildiği için vadinin içinde gezip görülen kiliseler arasında en unutulmazlarından biridir. Kilise, tahmini olarak 11. – 12. yüzyıllar arasında haç planlı bir manastır kilisesi olarak inşa edilmiştir. Büyük bir kaya kütlesinin içine oyulan bu kilise, iki katlıdır. İlk kat mağara olarak bırakılmış ve mimari bir düzen gözetilmemiştir. İkinci kat ise merdivenle çıkılan bir yapıdır ve beş mekâna ayrılmıştır. Kilisenin freskleri oldukça zengin içeriğe sahiptir ve Hz. Meryem’in tasvirleri de dâhil birçok önemli sahneyi içerir.

Ihlara Vadisi – Yılanlı Kilise

Ihlara Vadisi giriş gişelerini geçip merdivenlerden aşağı indiğinizde, Selime tarafında sol tarafta Yılanlı Kilise’yi bulacaksınız. Kilisenin konumu ve özgün tasarımı, vadinin en çok ziyaret edilen kiliselerinden biri olmasını sağlamıştır. Kilisenin karşı yamacında ise Sümbüllü Kilise bulunmaktadır. Yılanlı Kilise, diğer Ihlara Vadisi kiliselerinden farklı bir plana ve fresk konularına sahiptir.

Diğer kiliselerde çoğunlukla İncil’den sahneler yer alırken, Yılanlı Kilise’nin fresklerinde ölüm sonrası yaşama dair betimlemelere de rastlanır. Kilise, tahmini olarak 9. – 12. yüzyıllar arasında inşa edilmiştir ve geniş ve uzun yunan haçı planına sahiptir. Kilisenin freskleri arasında dikkat çekici şekilde, 8 yılanın saldırdığı dört günahkâr çıplak kadın figürü yer alır. Bunun yanı sıra Kudüs’e Giriş, Lazarus’un Diriltilmesi ve Hz. Meryem’in ailesine ait sahneler de önemlidir.

Ihlara Vadisi – Kokar Kilisesi

Ihlara Vadisi’nin en eski kiliselerinden biri olan Kokar Kilisesi, 9. yüzyıla tarihlenir ve 11. yüzyılın ikinci yarısında yapılan freskleri günümüze kadar korunmayı başarmıştır. Haç planlı bir kilisedir ve yıkılmış fresklerle kaplı apsisinden girilebilir. Kilise, tek nefli, tek katlı ve beşik tonozlu bir yapıdır. İnşa edildiği dönemde içe doğru daha fazla oyulup genişletilmiştir. İçerisinde iki adet mezar odası bulunmaktadır ve bu odaların süslemeleri kırmızı boya kullanımıyla öne çıkar.

Kilisenin fresklerinde hâkim renk olarak gri tercih edilmiştir. Fresklerde işlenen konular oldukça geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Kilisenin orta bölümünde büyük bir haç resmi yer alır ve bu haçın içerisinde “el sembolü” denilen üçlü kutsama işareti kullanılmıştır. Freskler arasında Son Akşam Yemeği, İsa’nın Doğum Müjdesi, Vaftiz, Üç Müneccim, Çarmıha Gerilme, Göğe Yükselme, Mahşer Günü, Mısır’a Kaçış, Havarilerin Görevleri, Kudüs’e Gidiş gibi sahneler yer alır. Freskler arasındaki bağlantı dikkat çeker ve bir hikâyeyi anlatır gibi sıralanmışlardır.

Ihlara Vadisi – Pürenliseki Kilisesi

  1. ve 12. yüzyıllar arasında inşa edildiği tahmin edilen Pürenliseki Kilisesi, adını vadide yetişen püren otlarından almıştır. Kokar Kilisesi’nin kuzeyinde bulunur. Kayalara oyulmuş dört bölüm ve beşik tonozla örtülmüş iki nefli bir yapıdır. Kilisenin girişi salona açılır ve salondan diğer bölgelere geçiş sağlanır. Kilisenin kuzey nefinin batısında narteks ve mezar odaları da bulunmaktadır.

Kilisenin fresklerinin bazıları karanlık renklerle yapılmış olmasına rağmen, betimlemeleri oldukça anlamlıdır. Kilisenin güney nefinde ‘Sivaslı Kırk Şehitler ve Deesis’, batı duvarında ‘Son Yargı’ sahneleri öne çıkar. Güney nefin freskleri arasında Peygamberin Kehaneti, Hz. Meryem’in tasvirleri, Müjde, Su Deneyi, Ziyaret, Beytüllahim’e Seyahat gibi sahneler bulunurken, batı duvarında Daniel Arslanlar Arasında ve aziz tasvirleri yer alır.

Ihlara Vadisi – Eğritaş Kilisesi

Ihlara Vadisi’nin en eski yapılarından biri olan Eğritaş Kilisesi, 9. yüzyılın sonu ile 10. yüzyılın başında, ikonoklastik dönem öncesi inşa edilmiştir. Kilisenin en dikkat çekici özelliklerinden biri, vadinin en büyük tapınaklarından ve mezarlıklarından biri olmasıdır. Kilise, doğu duvarındaki iki kitabe sayesinde Hz. Meryem’e ithafen yapıldığı anlaşılmaktadır. Tek nefli ve beşik tonozlu olan kilise, batısında mezarlıklara bağlayan ayrı bir mekân ile genişletilmiştir. Kilisenin freskleri oldukça önemlidir ve İsa Siklusu olarak adlandırılan dini hikâyeleri içerir. Kilisede ayrıca Meryem tasvirleri ve İncil’den sahneler de bulunmaktadır.

Belisırma Köyü’nde Bulunan Bizans Tipi Kiliseler

Ihlara Vadisi’nin Belisırma bölgesinde, mimari yapısı ve fresk betimlemeleriyle Bizans tarzını yansıtan kiliseler bulunmaktadır. Bu kiliselerden ikisinin yapım tarihi net olarak bilinmektedir. İlki 976 – 1025 yılları arasında yapılan Direkli Kilise, diğeri ise 1283 – 1295 yılları arasında inşa edilen Saint Georgeus (Kırkdamaltı) Kilisesi olarak bilinir.

Ihlara Vadisi – Direkli Kilise

Direkli Kilise, aslen bir manastır olarak inşa edilmiş ve adını altı direk üzerine oturtulmuş merkezi kubbe mimarisinden almıştır. Bu özellik kiliseye adını vermiştir. Latince kitabesi ile dikkat çeken bu kilise, Ihlara Vadisi’nde nadir bulunan Bizans dönemine ait kitabelerden birine sahiptir. Kilise, kapalı Yunan haçı planına sahiptir ve üç apsise ve tek kubbe ile karakterize edilir. İçerisinde keşiş mezarlarına ve kilise mensuplarının odalarına ulaşabileceğiniz bir giriş bulunur. Kilisenin freskleri zaman içinde hasar görmüş olsa da, Hristiyan temaları olan Hz. İsa, havariler ve azizlerin tasvirleri hala ayırt edilebilir durumdadır.

Ihlara Vadisi – Saint Georgeus (Kırkdamaltı) Kilisesi

Bu kilise, Belisırma bölgesinde 1283 – 1295 yılları arasında inşa edilmiştir. Kırkdamaltı olarak da bilinen bu kilisenin yapım tarihi net bir şekilde belirlenebilmiştir. Saint Georgeus Kilisesi’nin tasarımı ve fresk betimlemeleri, dönemin Bizans tarzını yansıtmaktadır. Fresklerde genellikle Hristiyanlıkla ilgili konulara yer verilmiştir.

Ihlara Vadisi – Karagedik Kilisesi

Karagedik Kilisesi, Ihlara Vadisi’nde yer alan ve 11. Yüzyıl Geç Bizans tarzını yansıtan büyük bir kilisedir. Ayrıca eski Rumlar tarafından kiliseye “Saint Ermolaos” adı da verilmiştir. Bu kilise dik bir kayaya yaslanmış ve üstü otlarla kaplı bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Ancak zaman içinde yıpranmış ve çatısı ile kuzey duvarı dışında büyük bir bölümü yıkılmıştır.

Kilisenin mimarisi kapalı Yunan haçı şeklindedir ve yapının duvarlarında az da olsa kalan fresklerde Aziz George’un şehit edilmesini betimleyen izler bulunmaktadır. Ayrıca, Elizabeth’in Takibi, Prothesis’te Zekeriya’nın Öldürülmesi, Salome’nin Vaftizci Yahya’nın Başını Yıkaması gibi sahneler de bu kilisede görülmektedir.

Ihlara Vadisi – Ala Kilise

Ala Kilise, Belisırma Köyü’nün kuzeyinde ve vadinin doğu yamacında bulunur. 11. Yüzyıl başlarına tarihlenen bu kilise, Hristiyanlığın serbest hale geldiği dönemlere aittir. Kayalara oyulmuş olan Ala Kilise’nin dış cephesi işlenmiş ve düzgünleştirilmiştir. Kilisenin iç freskleri büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da, hikâyesi anlaşılabilen bazı freskler hala görülebilir durumdadır. Bu freskler arasında Ziyaret, Anastasis, Doğum, Son Akşam Yemeği, Kudüs’e Giriş, Fırında Üç Yahudi Genci ve azizlerin tasvirleri bulunmaktadır.

Ihlara Vadisi – Bezirhane Kilisesi

Bezirhane Kilisesi, Ala Kilise’nin yanında yer alır. Maalesef, bu kilisenin eski güzelliği günümüze kadar korunamamış ve tahrip olmuş durumda. Kilisenin girişi kemerlidir ve tek nefli bir yapıdır. Fresklerinin bir zamanlar 12. ve 13. Yüzyıllarda bezir yağı üretimi sırasında zarar gördüğü düşünülmektedir. Ancak bu kilisede de Vaftiz, Üç İbrani Genci, Metamorfosis, Deesis ve aziz tasvirleri gibi izler gözlemlenebilir.

Ihlara Vadisi – Bahattin Samanlığı Kilisesi

Bahattin Samanlığı Kilisesi, Melendiz’in batı yakasında Belisırma Köyü’ne yakın bir konumda bulunur. Kilisenin freskleri 10. Yüzyıl sonları ile 11. Yüzyıl başlarında yapılmış ve iyi bir şekilde korunmuştur. Adını burada yaşamış olan Bahattin adındaki bir köylüden alan bu kilise, dikdörtgen planlı, tek apsisli ve tek nefli olarak inşa edilmiştir. Fresklerinde, Hz. Zekeriya Peygamberin öldürülmesi, Hz. Yusuf’un Rüyası, Ziyaret ve Su Deneyi, Hz. İsa’nın Çarmıha Gerilmesi gibi İncil’den sahneler tasvir edilmiştir.

Batkın Kilisesi (Açıkel Ağa Kilisesi)

Vadinin 8. Yüzyıla tarihlenen bu eski kilisesinden günümüze sadece bir kalıntı ulaşabilmiştir. Bu kalıntı, Belisırma’ya doğru ilerlerken yol üzerinde bir manzara terası çıkarken görülebilir. Kilise, bu manzara terasını taşıyan bir kaya bloğunun altında bulunmaktadır.

Ihlara Vadisi’nde Görülecek Diğer Yerler

Ihlara Vadisi boyunca Selime’ye kadar yürüdüğünüzde Yaprakhisar Köyü’nde iki kiliseyle daha karşılaşacaksınız. Bu kiliseler vadinin doğu yakasına düşer ve köyden vadiye giren yol üzerinde köprünün sağ ve sol köşelerinde yer alır. Sağ köşede bulunan kilise, ikonoklast tasvirler içeren Davullu Güvercinliği Kilisesi’dir. Sol köşede ise 11. Yüzyıl’a tarihlenen Koyunağılı Kilisesi yer alır.

Selime’ye geldiğinizde vadi çıkışında sizi Kale Manastır Kilisesi (Selime Katedrali) karşılar. Bu kilise, Kapadokya’nın en büyük dini yapılarından biridir ve Bizans sanatının önemli örneklerinden biridir. 8. Yüzyıl ile 14. Yüzyıl arasında olgunluk dönemini yaşamış ve Ortodokslar için hala büyük önem taşımaktadır. Kilisenin fresklerinde Hz. İsa’nın Göğe Çıkışı, Hz. Meryem ve Müjde sahneleri gibi dini temalar bulunur.

Ihlara Vadisi boyunca yürüyüşünüz sırasında Melendiz Çayı üzerinde ev tarzı barakalar göreceksiniz. Eğer bir şeyler yemek veya içmek isterseniz vadi çıkışını beklemek yerine burada mola verebilirsiniz. Ihlara Vadisi’nin oyulmuş kayalarındaki yaşamları hayal ederek Kapadokya’nın büyülü atmosferini hissedebilirsiniz. Kiliselerin dışını fotoğraflayarak bu güzel anları ölümsüzleştirebilirsiniz, çünkü kiliselerin içinde flaş kullanmak zararlı olabilir ve genellikle yasaklanmıştır.

Paylaş
Exit mobile version