Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yer alan Kaz Dağları ya da İda Dağı, Çanakkale ve Balıkesir illeri arasındadır. Kaz Dağları tertemiz havası, yemyeşil doğası, zengin fauna ve florası ile Türkiye’nin en önemli doğal güzellikleri arasındadır. Yunan mitolojisinde de büyük yer kaplayan Kaz Dağları, doğal güzelliklerinin yanı sıra efsaneleri ile de oldukça ünlüdür. Kaz Dağı’nın Türkmen köylülerinin söylencelerinde yer alan ve Kaz Dağları’nın en ünlü simgelerinden biri olan Sarıkız Efsanesi, İran’a kadar uzanan bir İslami halk hikâyesidir. Sözlü edebiyatın halk hikâyesi türüne güzel bir örnek olan Sarıkız Efsanesinin, çeşitli versiyonları anlatılır.
Yunan mitolojisinde de geçen Kaz Dağları’nın, antik çağda bilinen ismi İda Dağı’dır. Homeros’un İlyada Destanı’nda ismi geçen İda Dağı, Zeus’un doğduğu yer olarak bilinir. Mitolojik öykülere de konu olan İda Dağı, Afrodit, Hera ve Athena’nın da katıldığı ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bölgede yaşanan Truva Savaşını, Zeus bu topraklardan izlemiştir. Bölgeye Türkmenlerin göç etmesiyle beraber dağın ismi Kaz Dağları olarak değiştirilmiştir. Kaz Dağları Milli Parkı olarak koruma altına alınan bölge, Sarıkız ve Hasanboğuldu efsanelerinin çıkış noktasıdır.
Kaz Dağları’nın Sarıkız Efsanesi Nedir?
Güzelliği dillere destan olan Sarıkız, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı bir köyde dünyaya gelir. Upuzun sarı saçlarından dolayı ona ‘’Sarıkız’’ derler. Sarıkız, küçük yaşta annesini kaybeder ve bu kayba çok üzülür. Baba – kız, annesinin hatıraları ile dolu olan yaşadıkları bu köyden başka bir köye göç etmeye karar verir. Toparlanıp yola düşerler ve Kaz Dağları’nın eteğinde bulunan Kavurmacılar Köyü’ne yerleşirler. Köyde çobanlık yapmaya başlayan kız ve babası çok sevilir. Hatta köyün yaşlısı – genci herkes, herhangi bir konuda Sarıkızın babasına fikir danışır. Aradan geçen uzun zamandan sonra kız büyür ve çok güzel bir genç kız olur.
Efsanenin Birinci Versiyonu
Sarıkızın babası yaşlanınca hacca gitmek ister ve kızı Güre Köyü imamının ailesine emanet eder. Uzun süren hac döneminde, köy delikanlıları kıza talip olur ve onunla evlenmek ister. Sarıkız ise teklifleri kabul etmez ve hiçbirine karşılık vermez. Bunun üzerine reddedilmeyi gurur meselesi haline getirenler, genç kıza iftira ederler. Sarıkız yapılanların yanlış olduğunu anlatmaya çalışır fakat kimseye kabul ettiremez. Aradan geçen zamandan sonra baba hacdan döner fakat kimse yüzüne bakmaz, selamını almaz.
Durumu öğrenen babası yanına aldığı birkaç kazla birlikte kızını, Kaz Dağı’nın zirvesine götürür ve orada bırakır. Dağda yolunu kaybeden yolcular, kızın bulunduğu yere gelir ve kız onlara yardımcı olur. Köye dönen yolcular ermiş bir kızın, yanında kazlarla dağda yaşadığını, kendilerine yardımcı olduğunu anlatırlar. Hatta kazların Bayramiç Ovası’na inerek çiftçilerin ürünlerine zarar verdiğini, kızın bu durumu önlemek için eteğinden taşlar dökerek kazların etrafına avlu oluşturduğunu söylerler. Günümüzde ‘’Kaz Avlusu’’ olarak geçen duvar kalıntıları bulunmaktadır.
Anlatılanlar karşısında duygulanan ve kızını çok özleyen baba, dağın yolunu tutmaya karar verir. Zirveye çıktığında kızı duvarlarla çevrili içinde kazların olduğu, günümüzde ‘’Sarıkız Tepe’’ olarak bilinen bölgede bulur. Baba – kız hasret giderdikten sonra, babası abdest almak için su ister. Kız elindeki testiyi vadiye doğru uzatır ve yeni dolmuş olan suyu babasına verir. Babası, testiye dolan buz gibi suyu fark edince kızının ermiş olduğunu anlar. Fakat tam o anda simsiyah kara bir bulut gökyüzünü kaplar ve sarıkız ortadan kaybolur. Babası kızının ermişlik sırrının ortaya çıkması sebebiyle kaybolduğuna inanır. Köylülerin iftira ettiğini anlar ve bu sebeple köye beddua eder. Zaman içerisinde köy boşalır, kimse kalmaz. Bir inanışa göre, babanın köye ve halkına beddua etmesinden sonra, köyde hiç kimse yaşayamamıştır.
Büyük bir üzüntü içinde olan baba, uzun yıllar tepelerde dolaşır. Günümüzde ‘’Baba Tepe’’ denilen yerde vefat eder. Yöre halkı tarafından dağın yassı taşları üst üste konularak babası ve kızı için mezar hazırlanır. Kızın bulunduğu tepeye Sarıkız Tepe, babasının mezarının bulunduğu tepeye ise Baba Tepe ismi verilir.
Efsanenin İkinci Versiyonu
Kaz Dağları’nın eteklerinde yaşayan, güzelliği dillere destan Sarıkızı çekemeyenler kötü yola düştü diyerek hakkında dedikodu yayarlar. Hatta bu kızı lanetli ilan ederler. Dedikodulara dayanamayan kızın babası, onu alarak Kaz Dağları’nın zirvesine bırakır. Dağın zirvelerinde dolaşan kızın yanına bir kaz gelir ve ona bir kaç yumurta verir. Sarıkız bu yumurtaları saklar ve bir süre sonra kaz yavruları yumurtalarından çıkıp büyürler. Aradan geçen bir süre sonra kar ve tipiden yolunu kaybeden iki yabancı, kızın yaşadığı zirveye sığınır. Sarıkız bu yabancıları kurtarır, onlara yemek verir ve sağlıklarına kavuşmasını sağlar.
Yabancılar dağdan indikten sonra köy halkına, Kaz Dağları’nda çok güzel ermiş bir kızın yaşadığını anlatır. Bu sözler üzerine özlemine dayanamayan babası, kızın yanına gider hasretle kucaklaşırlar. Baba bir ara kızından su ister. Kız hemen diyerek avuçlarından babasına su içerir. Babası suyu nereden aldığını sorunca elimi uzattım, denizden aldım der. Böylece babası kızının gerçekten ermiş olduğunu anlar.
Efsanenin Üçüncü Versiyonu
Sarıkızı çekemeyenler, kötü yola düştüğüne dair hakkında dedikodu başlatır. Kızın babası bu söylentilerin yalan olduğunu biliyor olmasına rağmen etkilenmektedir. Sarıkız bu durumu gururuna yediremez ve çareyi dağın zirvesine kaçmakta bulur. Aradan geçen bir süre sonra babası, söylentilere dayanamayarak kızı öldürmek için dağa çıkar. Dağa çıktığında kızın orada kazları besliyor olduğunu görür. Kızın davranışları kötü yola düşmediğini gösterir. Evladını öldürmeye gelen baba ise önce bir namaz kılmaya karar verir. Abdest almak için su ister. Kız ibriği dağın zirvesinden uzandığı gibi denizden doldurur, babasını uzatır. Babası bu suyu nereden bulduğunu sormaya kalmadan, ağzına aldığı tuzlu su yüzünden oracıkta bayılır.
Sarıkız İçin Her Yıl Düzenlenen Törenler
Kavurmacılar Köyü’nde yaşadığına inanılan Sarıkız için, her yıl Ağustos ayında Sarıkız Türkmen Şenlikleri düzenlenir. Yöre halkı keşkek, pilav, nohut gibi yöresel yemekler ve şerbetler hazırlar. Terk edilmiş görünümlü köyde, çok az sayıda yaşayan vardır. Bölgede bulunan Yassıkayalı Köyü de, doğal özelliğini koruyan evleri ile dikkat çeker. Sarıkız şenliğine olan ilgi ilk yapıldığı günden itibaren oldukça artmıştır. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden ve yörelerinden gelen folklorik ekiplerin yanı sıra, yurt dışından gelen misafirler de bu şenliğe katılmaktadır.

