Site icon Kaşifiz

Mankurtlaştırma: Hafızayı Silen Korkunç Süreç ve Nayman Ana Efsanesi

mankurt

Mankurt; Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde geçen bilinçsiz, her denileni yapan kölelerdir. Bir takım işkence yöntemleri uygulanarak Mankurtlaştırılan kişi, öz benliğini yitirerek düşmanın kuklası haline gelir. Bu yöntem; Çin kaynaklarında “Juan Juan” olarak adlandırılan ”Cücenler”, Arap ve Bizans kaynaklarında ”Avar”, Göktürkler’de ”Apar” olarak adlandırılan topluluklarda görülmüştür.

Mankurtlaştırma, ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov‘un 1980 yılında yazdığı ”Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında anlatılmaktadır. Romanda; barbar Juan-Juanlar’ın Orta Asya bozkırlarını işgal ettikleri dönemde tutsaklarına korkunç işkenceler yaptığı, bu işkence yönteminin insanların hafızasını yitirmesine ve deli olmasına sebep olduğu anlatılmıştır.

Cengiz Aytmatov tarafından, bütün dünya dillerine ve edebiyatına olduğu gibi dilimize ve edebiyatımıza da kazandırılan bu sözcük ve deyim, günümüzde sosyokültürel bir kavram olarak kullanılır. Mankurtlaştırma; dış güçlerin etkisiyle bir milletin eğitim ve kültür politikalarında değişiklikler yaparak, ulusal kimliğinden uzaklaştırma, kendi değerlerine düşman etme, kendi toplum ve kültürüne yabancılaştırma, sömürüye açık hale getirmeyi ifade eder.

Topluma yardım ediyormuş kanaati yaratarak, toplumun zihnini yeniden kurgulayıp, sömürgecilerin zihinsel kölesi durumuna getirmek anlamına gelir. Günümüz modern dünyasında, insanları Mankurtlaştırmak için uygulanan algı operasyonları, uyuşturucu, alkol, kültürsüzleştirme gibi bir takım yöntemler mevcuttur.

Juan-Juanlar Kimdir? Nasıl Mankurt Yapılır?

Orta Asya kökenli olan Cücenler ya da Juan-Juanlar, 3. yüzyıl ve 9. yüzyıl arasında varlık gösteren göçebe bir kavimdir. Çincede Juan-Juan kelimesi; “çabucak büyüyen, her yeri saran böcekler” anlamına gelir. Juan-Juanlar 6. yüzyıl sonlarında, bugünkü Moğolistan ve Kore’ye kadar olan toprakları içine alan büyük bir devlet kurmuştur.

Acımasız bir topluluk olarak bilinen Juan-Juanlar, çevrelerindeki topluluklara saldırarak, yerleşim yerlerini yakıp yıkmış ve insanları öldürmüştür. İstila ettikleri yerleşim yerlerini yağmaladıktan sonra, orada bulunan bazı kişileri tutsak olarak götürmüşlerdir. Götürdükleri tutsakların bilincini yitirmesini sağlayarak, robot bir köleye dönüştüren tek halk olarak bilinirler. Tutsaklar arasında özellikle Kırgız ve Tabgaçlar mankurtlaştırılmıştır. Bir insanın Cücen topraklarında hür yaşaması için Tabgaçlardan nefret etmesi gerekmektedir.

Tutsak edilen insanların güçsüz olanları başka yerlere satılırken, güçlü ve dayanıklı olanlar Mankurtlaştırmak için seçilmiştir. Mankurtlaştırılmak istenen kişinin, öncelikle kafa derisi iyice kazınır daha sonra devenin boyun derisinden elde edilen bir deri gerdirilerek kafaya geçirilir. Kafasında deve derisi bulunan kişi sıcak çölde güneş altında bir kaç gün bekletilir.

Bu sürede kişinin ölmemesi için yemek ve su verilir. Sıcağın etkisiyle kafada bulunan deve deresi iyice büzülür ve kafaya yapışır. Büzüşen deri artık kafa ile bütünleşmeye başlar. Kişinin uzayan saçları, sert olan deve derisini delip geçemeyeceği için, kafanın içine doğru uzamaya devam eder. Büzüşen deve derisinin kafaya yaptığı baskı ve içeriye ters yönde uzayan saçlar kişiye büyük acılar verir. Acılara dayanamayan kişi bir süre sonra bilincini kaybeder, hafızasını yitirir ve bir süre sonra istenilen her şeyi yapan bir kuklaya dönüşür. Hafızasını, şuurunu yitirip, anne babasını tanıyamaz hale gelen kişi, düşünemez olur. Bu sebeple bir süre sonra sahibi ne söylerse ona itaat eder hale gelir.

Mankurtlaştırılan Oğlunu Arayan Nayman Ana Efsanesi

Genellikle götürülen tutsakların yakınları, onları kurtarmak için aramaya koyulur. Fakat Mankurt olacağını duydukları zaman aramayı bırakırlar. Çünkü Mankurtlaştırılmış olan kişi artık anne babasını tanımadığı için düşman olarak görür. Bilincini, kimliğini, anne, babasını ve her şeyi unutan sadece söyleneni yapan Mankurtlar, o dönemde normal kölelerden daha değerli kabul edilmiştir. Yapılan işkenceleri dayanabilen köleler, 10 tutsakla eşdeğer olarak görülmüştür. Kavurucu çöl sıcaklarında, deve gütmek gibi sıcağa dayanılabilecek ağır işler Mankurtlara verilmiştir.

Nayman Ana adında bir kadının, çocuğunu Mankurt olmaktan kurtarması için yaptığı mücadelenin anlatıldığı bir efsane bulunur. Efsaneye göre Nayman Ana‘nın oğlu, Juan-Juan’lar tarafından kaçırılır. Oğlunu kurtarabilmek amacı ile peşine düşen ana, onu Juan-Juan’ların develerini gütmekle görevlendirdikleri bir yerde bulur. Gizlice oğlunun yanına gider fakat o çoktan Mankurt olmuştur. Nayman Ana oğluna; annesi olduğunu, babasının adını ve geçmişini anlatır fakat her şey için artık çok geçtir. Annesi Mankurt olduğunu bildiği halde oğluna, hatırlayabileceği düşüncesi ile hiç usanmadan senin atan Dönenbay‘dır. Sen Dönenbay‘ın oğlusun diye her gün tekrar tekrar söyler.

Bu durumdan şüphelenen Juan-Juanlar köleye, karşısına çıkacak her kim olursa olsun onu oklayıp öldürmesini emreder. Annesi yine oğlunun yanına gelerek “Senin atan Dönenbay…” demek isteyince, köle hiç duraksamadan okunu çekip annesinin göğsüne saplar. Oracıkta can veren zavallı Nayman Ana‘nın ruhu, bir kuş olup havalanır ve oğlunun başının üstünde dönmeye başlar. Havada dönerken bile oğluna “Senin atan Dönenbay, senin atan Dönenbay, senin atan…” diye seslenip durur. Yaşanan bu olaydan sora, o kuşun adına “Dönenbay Kuşu“ demişlerdir.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!

Paylaş
Exit mobile version