Güney Pasifik Okyanusu’nda bulunan Paskalya Adası’nda, gizemi çözülemeyen 974 adet Paskalya heykelleri mevcuttur. Bu ada denizciler tarafından keşfedilmiş, tarih bilimcileri tarafından araştırma konusu haline gelmiştir. Ada’nın tarihi ve bulunan heykeller hakkında çok çeşitli teoriler mevcuttur. Kıyı şeridinde bulunan dev heykeller, 10 bin yıl öncesine dayanan bir tarihe sahiptir. Bu yer eski zamanlarda ‘’Dünyanın Merkezi’’ olarak kabul edilmekteydi. Burada yaşayan uygarlıkların nasıl ortadan kaybolduğuna dair gizem ise çözülmeye çalışılıyor.
Bölge dünyanın karaya en uzak yeri olarak ün salmıştır. Şili kıyılarından 3600 kilometre açıkta yer almaktadır. Hollandalı denizci Jacob Roggeveen tarafından 1722 yılında, Paskalya Bayramı günü ilk kez adaya ayak basılmıştır. Bu sebeple ‘’Paskalya Adası’’ ismi verilmiştir. Adada bulunan devasa heykellerin ince bir işçilikle yapıldığı gözlemlenmiştir. Dönemin şartları düşünüldüğünde İlkel bir kabile tarafından bunun nasıl yapıldığı ise çözülemeyen konular arasındadır. Heykellerin 288 tanesi taş platform üzerinde bulunmakta, diğer heykeller adanın farklı yerlerinde parçalanmış halde bulunmaktadır.
Ada Hakkında Ulaşılan Bilgiler
Norveçli kâşif Thor Heyerdahl 1950’li yıllarda yaptığı araştırmada, ada yerlilerinin Güney Amerikalı olduğunu savunmuştur. Ancak adadan toplanan kemiklerin analizleri yapıldığında, halkın Pasifik Okyanusu’ndaki adalardan bu adaya gelen, Polinezyalılara ait olduğu ortaya çıkmıştır. Ada toprağında yapılan analizler sonucunda adaya ilk olarak 318 yılında ayak basıldığı keşfedilmiştir. Ortodoks Arkeologlar, o sıralarda denizde kaybolan Polinezyalıların bu adaya yerleşmiş olabileceği görüşündedir.
Ada üzerinde yapılan çalışmalar arttıkça farklı bilgiler ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de adanın büyük bir toprak parçasının devamı olduğudur. Araştırmaya göre 12 bin yıl önce buzullar erimeden okyanustaki su seviyesinin daha alçakta olup, bölgenin Ant Dağları’na kadar uzanan bir ada zinciri olduğu kabul edilmektedir. Buzulların erimesi ile birlikte Paskalya adasının bir kısmının sular altında kalarak ada haline dönüştüğü tahmin edilmektedir.
Bazı araştırmacılar mitolojik bilgilere bakıldığında Paskalya Adası’nın binlerce yıl önce gökyüzünü araştıran antik bir uygarlığa ait olduğunu düşünmektedir. Ada konumu itibariyle dünyada kutsal sayılan yerlerin özel konumuna sahiptir. Adada gözlemevi bulunduğu tahmin edilmektedir. Gelecekte yaşanabilecek meteor çarpması ve yer hareketlerinde gerçekleşecek felaketleri önceden tespit etmek amacıyla kullanıldığı düşünülmektedir.
Adada bulunan heykellerin, tarımda bereketi sağladığına ve yiyecek kaynaklarını arttırdığına inanılmaktadır. Bu sebeple yönetici sınıfın emriyle yüzlerce Moai heykelinin yapıldığı düşünülmektedir. Bölgeden alınan topraklar analiz edildiği zaman; muz, tatlı patates ve tropik bitkilerin yetişmesine uygun olduğu görülmüştür. Ada son derece verimli ve mineral bakımından zengin bir toprağa sahiptir.
Adanın Avrupalılar tarafından keşfinden sonra, adaya gelen insanların birçok salgın hastalık getirdiği düşünülmektedir. Ada halkının çiçek, dizanteri ve benzeri bulaşıcı hastalıklar yüzünden yok olduğu tahmin edilmektedir. Aynı zamanda iklim değişikliğine bağlı ağaçların yok olması ve bitki türünün azalmasına bağlı bir yok oluş tahmin edilmektedir. Halkının nasıl ortadan kaybolduğu hala araştırma konusudur. Ada 1995 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenmiştir. Ada üzerinde bulunan devasa heykellerle ve taşıdığı gizemlerle birçok turiste ev sahipliği yapmaktadır.

