Bajau kabilesi; Filipinler, Malezya, Brunei ve Sarawak’da, denizde yaşayan göçebe bir halktır. Bajaular, normal insanlardan daha fazla su altında kalabilen güçlü becerilere sahiptir. Bu nedenle yetişkin bir Bajau, uyku süresi hariç günün yarısını suda geçirebilir. Suda yaşayan bu kabile, normal insanlardan farklı olarak genetik adaptasyon geçirmiş ve suda yaşamaya daha uygun hale gelmiştir. Bir Bajau üyesi 60 metre derinlikte 13 dakika kadar suyun altında kalabilir. Kabile Sulu Takımadaları bölgesine yerleşmiş, ancak anlaşmazlıklar nedeniyle Malezya’ya da göç etmişler. Malezya’nın Borneo adasındaki Bajau kabilesi, denizde yaşamaları nedeniyle “Deniz Çingeneleri” olarak da bilinir. Ancak, çingeneler gibi göçebe değillerdir.
Yaşadıkları evler su üzerinde yüzen evlerdir ve geçimleri balıkçılıktan sağlanır. Bajaular, sandallarda alışveriş yapmakta ve suda yaşamlarını sürdürmektedir. Kabile, barakalar ve “lepa-lepa” adı verilen incecik kayıklarda yaşamaktadır. Hayatlarının tamamı bu barakalarda ve kayıklarda geçer. Balıkçılık ile geçinmeleri nedeniyle çok küçük yaşta dalmayı ve avlanmayı öğrenirler Ancak tüm kabile üyeleri düzenli olarak dalış yapmaz. Özellikle yüzen evlerle ilgilenen kadınlar, sadece yıkanmak ve diğer gerekli durumlar için suya girerler. Fakat kadınlar bile 5 dakikadan daha fazla suyun altında kalabilirler. Bu yetenekleri, suda daha uzun süre kalmaları için fizyolojik adaptasyonlar geliştirmiş olmalarına bağlı olarak açıklanabilir. Aynı zamanda yıllar içinde suda geçirdikleri zamanlar sayesinde, dalış yaparken nefes kontrolü, su altında yürüme ve suda uzun süre kalabilme becerilerini geliştirmişler olmaları da etkilidir.
Bajau Kabilesinin İlginç Özellikleri
Bajaular, günlerin çoğunu suda geçirirler ve deniz tamamen hayat tarzlarının bir parçası haline gelmiştir. Yüzyıllardır aynı yaşam tarzını sürdüren kabile, zamanının çoğunu gelgitleri takip ederek ve hesaplarlar yaparak geçirir. Balıkçılık yapan kabile, karınlarını doyuracak kadarını avlarlar. Genellikle avlanmayı, olta ve ağ kullanmak yerine dalarak zıpkınla yaparlar. Su altında öylesine rahatlar ki, su üstünde nefes alıyormuş gibi görünürler. Tahtadan oyulmuş ve önüne cam konulmuş gözlükleri ile metrelerce gidebilirler. Suyun dibinde yüzmezler, yürüyerek hareket ederler. Suyun kaldırma gücü onlar için geçerli değil gibi görünür.
BBC tarafından hazırlanan bir belgesel ile tanınan kabile üyelerinden Sulbin; “Suyun altında kendimi evimde gibi rahat hissediyorum,” diyor. Bu tarz yaşama, sadece Sulbin’e özgü değil, kabilenin her üyesi aynı özelliklere sahiptir. Zaman kavramı onlar için önemsizdir. Kaç yaşında olduklarını bile bilmezler. Okuryazarlık becerilerine sahip de değiller ancak mutlu bir şekilde yaşıyorlar. İlkel koşullar altında bile yeryüzündeki Cenneti bulmuş gibi yaşıyorlar. Medeniyetle olan tek bağlantıları, küçük kayıklarının motorları için kilometrelerce uzaktaki kente gitmek ve benzin almak oluyor. Hayatlarının bu şekilde olmasına rağmen gelecek kaygısı gibi bir şeyleri yoktur.
Bajau kabilesi, hastalıkların çoğu ile tanışmamış ve bilmemektedir. Mercan resifleri üzerinde evlerini kurup, avladıkları balıklarla beslenen Bajau, aykırı yaşamları ile gözlemcileri hayrete düşürmektedir. Milliyetleri ve toprakları olmayan kabile, kendilerine ait derme-çatma evler ve salların içinde yaşarlar. Aileler, sadece alışveriş yapmak ve cenazelerini gömmek için karaya çıkarlar. Barakalarda ortalama 5-10 kişilik aileler yaşar, elektrik yoktur. Her aile en az 4 çocuk sahibidir. Çocuklar çok küçük yaşlarda yüzme ve sandal kullanmayı öğrenirler, sekiz yaşına geldiklerinde ise balık avına başlarlar.
Bajauların Suya Genetik Adaptasyonu
Normal yaşamda, soğuk suya aniden atlandığında veya soğuk suyla duş aldığında vücutta bir refleks görülür. Bu reflekste kalp atış hızı aniden düşer, kollar ve bacaklardaki damarlar daralır ve oksijen açısından zengin kan, beyne gitmeye devam eder. Bu refleksin yönetimi dalakta yer alır. Bajauların, ortalama bir kabile üyesinin, karada yaşayan insanlara göre yüzde 50 daha büyük bir dalağa sahip olduğu, araştırmacılar tarafından gözlemlenmiştir. Hatta hiç dalış yapmamış üyelerde bile durumun aynı olması, dalış adaptasyonunun genetik kökenli olduğunu düşündürmektedir.
Araştırmacılar Bajauların DNA örneklerini incelemişler ve Bajauların farklı bir varyanta sahip oldukları saptanmıştır. Bu gen, dalağın büyümesi için gerekli olan troid hormonunun salgılanmasından sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmalar Bajauların doğal olarak yüksek oksijen ihtiyacına cevap verebilmek için genetik olarak adapte olduklarını göstermektedir. Bu durum, Bajauların oksijensiz kalmaya karşı vücudun verdiği tepkileri anlamak açısından da önemli bir keşiftir. Özellikle Bajaularda, normalde oksijensiz kalınması durumunda görülen kalp, akciğer ve dolaşım sorunları da görülmez. Yüzyıllardır su üzerinde yaşayan kabile, suda yaşamaya uygun hale gelerek adaptasyon geçirmiştir.

