Deyrulzafaran Manastırı; Türkiye’nin Mardin ilinin 4 kilometre doğusunda yüksek bir noktada yer almaktadır. Yaklaşık bin yıldır ibadet edilen bu manastır, Süryanilerin başyapıtı olarak bilinmektedir. V. yüzyıldan itibaren manastıra, farklı zamanlarda birçok eklentiler yapılmıştır. Süryaniler tarafından inşa edilen manastır, günümüzdeki haline 18. yüzyılda kavuşmuştur. Ortaçağ yapıtlarından biri olan bu manastır, eşsiz atmosferi ile her yıl yüzlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Özellikle dünyanın dört bir tarafına dağılan Süryanilerin dua ve bereket için ziyaret ettikleri dini bir yapıdır.
MÖ. Güneş Tapınağı olan manastır, Romalılar tarafından kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edilmiştir. Romalıların bölgeden ayrılması ile beraber Aziz Şleymun kaleyi manastıra çevirmiştir. Aziz Şleymun, manastıra çevirirken bazı azizlerin kemiklerini de buraya getirtmiştir. Manastır Süryanilere ait mimari özellikleri ve işçiliği ile oldukça dikkat çekmektedir. Sarımtırak taş rengi ile ön plana çıkan yapının ismi, Süryanicede ‘’sarı’’ anlamına gelmektedir. Aynı zamanda yapının çevresinde yetişen Safran (zafaran) bitkisi sebebiyle de bu ismin verildiği söylenmektedir.
Deyrulzafaran Manastırının Tarihi
Manastırın inşa edildiği alan; milattan önceki yıllarda güneşe tapan kavimlerden ‘’Şemsilerin’’ 4 asır boyunca kullandıkları Güneş Tapınağı’dır. Daha sonra bu alanı Romalılar kale olarak kullanmışlardır. Romalılardan sonra manastıra çevrilen Deyrulzafaran, çok uzun bir süre Mor Şleymun Manastırı olarak anılmıştır. 793 yılında ise Aziz Hananyo döneminde tadilatlar gerçekleştirilmiş ve bu tadilattan sonra isim değiştirerek Mor Hananyo Manastırı olmuştur. Günümüzde kullanılan Deyrulzafaran ismini ise, 15. yüzyıldan sonra almıştır.
Süryanilerin Mekke’si olarak bilinen manastır, 640 sene boyunca dünyadaki tüm Süryanilerin Patrik Merkezi olmuştur. Patrik yaz aylarında bu manastırda, kış aylarında ise Mardin merkezde yer alan Kırklar Kilisesi’nde ikamet etmiştir. Patrik Merkezi, 1932 den sonra önce Şam’a sonra da Lübnan’a taşınmıştır.
3 katlı bir yapı olan Manastır, hem ibadet hem de eğitim amacıyla kullanılmıştır. Aynı zamanda bölgede kullanılan ilk matbaa da bu manastırda kurulmuştur. 19. yüzyılda manastırın Patriklerinden biri olan 4. Petrus oldukça yenilikçi bir kişidir. 1874 yılında İngiltere’den almış olduğu matbaa makinesi ile Süryanice, Osmanlıca, Arapça ve Türkçe birçok kitabın basılmasını sağlamıştır. Onun döneminde başlayan basım işleri, 1969 yılına kadar devam etmiştir. Matbaa makinesinden kalan parçaların bir kısmı manastırda, bir kısmı da Kırklar Kilisesi’nde sergilenmektedir.
Manastırın Bölümleri ve Özellikleri
Süryanilerin Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra, Güneş Tapınağının tavanı yaklaşık 2 ton taşlarla görünmeyecek bir şekilde kapatılmış ve üzerine bu manastır yapılmıştır. Manastırın ahşap el işlemeleri, sütunları, kemerleri ve kubbeleri oldukça dikkat çekmektedir. Ayrıca tavanına yerleştirilen taşlar arasına, herhangi bir harç konulmamış ve kenetleme sistemiyle yapılmıştır. Manastırın avlusunun dev giriş kapısı üzerinde, Süryanice ‘’imanla gel’’ manasına gelen bir yazı bulunmaktadır.
Günümüzde ibadet amacıyla aktif olarak kullanılan Manastır, kendi içinde bölümlere ayrılmaktadır. Bu bölümler; Mor Hananyo Kubbeli Kilise, Meryem Ana Kilisesi, Azizler Evi ve Güneş Tapınağı şeklindedir. Manastır içerisinde ayrıca 52 Süryani Patriğin de mezarı yer almaktadır.
Mor Hananyo Kubbeli Kilisesi
Bu kilise milattan sonra 491 – 518 yılları arasında, 2 Süryani kardeş tarafından inşa edilmiştir. Kubbeli Kilise ismini kubbesinde bulunan hac şeklinden almaktadır. Kilisenin iç kısımlarında kutsal kitaptan uyarlanan freskler, dış kısmın duvarlarında ise hayvan figürleri yer almaktadır. Kilisenin duvarları Hindistan’dan getirilen kökboyaları ile ayin yapılan bankları ise fildişi ile süslenmiştir. Tavan kısmında altın ve gümüş işlemeler yer almaktadır.
Azizler Evi
Tarihi V. yüzyıla uzanan Azizler Evi, manastırın güneydoğusunda yer almaktadır. Manastırın patiklerinin ve bazı azizlerin naaşları bu kilisededir. Toplamda 52 mezar bulunan bu yapı, mezar odası olarak da geçmektedir. Din adamları öldükten sonra, ayinde giydikleri kıyafetlerle, oturur şekilde ve yüzleri doğuya bakarak gömülmüştür. Bunun en büyük sebebi ise Hz. İsa Peygamberin diriliş gününde doğudan geleceğine inanılmasıdır.
Meryem Ana Kilisesi
Manastırın ilk kilisesi olan bu yapı, manastırın avlusunda kuzeydoğuda yer almaktadır. Kilisede yaklaşık 1500 yıllık olduğu tahmin edilen ‘’vaftiz taşı’’ bulunmaktadır. Kilisenin en dikkat çeken yerleri arasında, ahşaptan yapılmış 3 kapısı üzerinde bulunan Süryanice mısralardır. Bu mısraların Hz. Davut Peygamber zamanında yazıldığına inanılmaktadır. Matbaanın bir parçası bu bölümde bulunmaktadır.
Güneş Tapınağı
Mor Hananyo Kilisesi’nin doğu köşesinde bulunan Güneş Tapınağının tarihinin, milattan önceki yıllara dayandığı tahmin edilmektedir. Tapınak; Süryanilerin, Hristiyan olmadan önce güneşe taptıkları dönemde ibadet ettiği yer olarak bilinmektedir. Tapınak içerisinde bulunan sunak taşında güneşe kurban adadıkları, hatta bu kurbanların bazen insan olduğuna dair görüşler yer almaktadır.

