Sodom ve Gomora, Eski Ahit’in Tekvin Kitabı’nda geçen ve Tanrı tarafından gazaba uğratılarak, yok edildiklerine inanılan iki kenttir. Bu kentlerin Lut Gölü’nün sığ sularının altında kaldıkları tahmin edilmektedir. Admah, Tseboim ve Tsoar ile birlikte Kitabı Mukaddes’te adı geçen beş ova kentini oluştururlar. Tekvin’de bu iki kentin “işledikleri günahlardan ötürü gökyüzünden yağan ateşle yok edildiği” anlatılmıştır. Ayrıca, bu kentlerin yok oluşunun deprem sonucu olabileceği de düşünülmektedir. Kentlerin, Büyük Rift Vadisinde MÖ 1900’de meydana gelen bir depremle yok olduğu sanılmaktadır.
Arkeolojik bulgular, Orta Tunç Çağında bölgenin ekilebilir olduğunu ve tarım yapmaya yeterli tatlı su kaynaklarının bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle Hz. İbrahim Peygamberin yeğeni olan Hz. Lut Peygamber, Sodom ve Gomora’nın yer aldığı Siddim Vadisini (Lut Gölü) hayvanları için otlak yeri olarak seçmiş olabileceği düşünülmektedir. Kitabı Mukaddes’te sözü edilen kükürt ve ateşin, bölgenin jeolojik yapısını bütünüyle değiştiren deprem sırasında, yeraltındaki petrol ve doğalgaz kaynaklarının patlayarak yanmasından kaynaklandığı sanılmaktadır. Sodom kentinin adı, denizin güneybatı ucundaki Sodom Dağından gelmektedir.
Bölgede Yapılan Arkeolojik Çalışmalar
1924 yılında, Ölüdeniz’in güney bölgesinde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda antik bir kent bulunmuştur. Bu kazılar, Sodom ve Gomora’nın varlığını kanıtlamak için yapılmıştır. Arkeologların keşifleri, bu iki şehrin Kutsal Kitap’da aktarılan hikâyelerine oldukça yakındır. 1924 yılında Bab edh-Dhra adlı bölgede yapılan arkeolojik kazılar, orada bulunan antik kentin Sodom olduğunu düşündürmüştür. Ancak elde edilen veriler, Gomora’nın da aranmasını gerektirmiştir. 1974 yılında Numeira olarak adlandırılan bölgede yapılan kazılar sonucunda bulunan antik kentin, hikâyenin diğer kısmı olan Gomora şehri olduğunu düşündürmüştür. Ancak bu arkeolojik kazıların sonuçları, iki antik kentin geçmişin gizemli şehirleri olduğunu bilimsel olarak kanıtlamamıştır. Hikâyelerdeki birçok ortak nokta ise bu inancın diri tutulmasını sağlamıştır.
Yapılan arkeolojik kazılarda karşılaşılan gömülmemiş insan cesetleri ve şiddetli yıkım izleri, Sodom ve Gomora’nın hikâyesinde olduğu gibi ani bir felaket sonucu, aynı zamanda helak olduklarını kanıtlar niteliktedir. Bilim adamları tarafından bu ortak yıkıma getirilen açıklamalar, deprem, volkanik patlama ya da askeri bir saldırı sonucu yıkıma uğramış olabilecekleri yönündedir. Bulunan insan kemiklerindeki fizyolojik şekil bozuklukları, hikâyenin temelini oluşturan meşhur çarpık ilişkilerin kanıtı olarak sunulmuştur. Bu, hikâyeye uygunluğu açısından önemli bir delil olarak kabul edilmektedir. Ancak, her ne kadar antik kavimlerin birçoğunda bu tip çarpık ilişkiler olduğu bilinse de, kemiklerdeki şekil bozukluklarının tamamen bu sebeple meydana geldiği kesin değildir. Bu nedenle, bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiği düşünülmektedir.
Bu iki şehir hakkında yapılan arkeolojik çalışmalar, Erken Bronz Çağı medeniyetlerinden ve dönemin Mısır uygarlığından oldukça farklı ve gelişmiş bir seviyede olduklarını göstermektedir. Bu gelişmişlik, yaşam için elverişli büyük şehirler olmalarına rağmen, yaşanan felaket sonrası unutulmuşlar ve bırakılmışlardır. Bu durum hikâyenin paralellik yönünden oldukça ilginçtir. Bununla birlikte, hikâyenin gerçekte olup olmadığı, bilimsel kaynaklara göre tartışmalıdır. Kimileri Lut Gölü’nün Latına olduğuna inanırken, tarihçiler de bölgede gerçekleşmiş bir deprem olabileceği tahminlerini ortaya koyarlar.
Sodom ve Gomora Şehirlerinin Hikâyesi
Sodom ve Gomora’nın hikâyesi, İncil’in Tekvin kitabının 19. bölümünde geçmektedir. Hikâye, Şeria Nehri vadisinde yer alan iki kasabanın, Sodom ve Gomora’nın sakinlerinin günaha girince Tanrı tarafından yok edilmelerini anlatmaktadır. Hz. İbrahim Peygamber, kötüler ve günahkârlarla beraber günahsızların da öldürülmemesi gerektiğini söyleyerek Tanrı’dan merhamet diler. Tanrı da, eğer Sodom ve Gomora kasabalarından toplamda 10 inanan insan bulabilirse, cezadan vazgeçeceğini söyler ve meleklerini soruşturma için gönderir. Hikâyenin sonunda, bu iki kasaba yok edilir ve İsrail’deki Lut Gölü’nün güneydoğusundaki el-Lisan Yarımadasının güneyinde sığ suların altında kalır.
Sodom ve Gomora hikâyesi, Eski Ahit kitabında ve Kuran’da da anlatılan önemli hikâyelerden biridir. Hikâyenin ana karakterleri Hz. İbrahim Peygamber ve yeğeni Hz. Lût Aleyhisselam’dır. İkisi de Kenan topraklarında sürülerini otlatmaktadırlar ve otlatılacak hayvan sayısının artması nedeniyle aralarında bir ayrılma kararı verirler. Hz. İbrahim Peygamber, Hz. Lût Aleyhisselama ilk seçme hakkını verir. Hz. Lût Aleyhisselam, Ölü Deniz’in kuzeyindeki Şeria Vadisi’nin bol sulu ovasını seçer ve “havzanın beş zengin kentinden” biri olan Sodom yakınlarına yerleşir.
Lut Aleyhisselam Sodom halkını, kötü davranışlarından vazgeçmeleri konusunda uyarır. Ancak kavmi, Lût Aleyhisselam’ın öğütlerini dikkate almaz ve günahlarına devam eder. Tanrı Lût Aleyhisselam’ı ve onun ailesini kurtarmak için iki melek gönderir ve kavmini kükürt, ateş yağmuruna maruz bırakır. Tanrı, Sodom ve Gomora kentlerine kükürt ve ateş yağdırırken, Hz. Lut Aleyhisselam’ın karısı merakla arkasına bakar ve tuzdan bir heykele dönüşür. Bu yağmur sonucunda kent ve tüm insanlar yok edilir. Lût Aleyhisselam, Hz. İbrahim Peygamber ile birlikte hareket eden bir peygamberdir. Kur’an-ı Kerim’de onun adı, 27 yerde geçmektedir.

