Günümüz yaşamının konforlu bir şekilde devam edebilmesi için, ciddi oranda enerji kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Enerji kaynakları fosil yakıtlardan karşılanabildiği gibi nükleer ya da atomdan da elde edilmektedir. Nükleer santralde kullanılan yakıt, kömür ya da petrolden iki kat daha fazla enerji sağlamaktadır. Dolayısıyla nükleer enerji daha ucuza mal edilebilen bir enerjidir. Nükleer santrallerde, enerjinin uzun süreli üretimi sağlanmaktadır.
Nükleer santraller, diğer termik santrallerde olduğu gibi, ısınan suyun buharlaşması ve buharın tribünleri döndürmesi şeklinde elektrik üretmektedir. Türkiye’de de inşaatı devam eden, iki adet nükleer santral bulunmakta, yeni santrallerin yapılması içinse çalışmalar devam etmektedir. Nükleer santrallerin, faydası ya da zararı oldukça tartışılan konular arasındadır. Geçmişten bu yana kullanılan nükleer santrallerde, 1979 yılındaki Three Mile Island, 1986 yılındaki Çernobil ve 2011 yılındaki Fukushima santrallerindeki kazalar dışında herhangi bir ciddi kaza ortaya çıkmamıştır. Fakat kazalar sonrasında tetiklediği bir takım olaylar sebebiyle, nükleer enerji santraline karşı olumsuz bir düşünce ortaya çıkmaktadır.
Çernobil Felaketinin Dünyaya Etkileri
Dünya tarihinde görülen en büyük nükleer facia olarak bilinen Çernobil, 26 Nisan 1986 yılında Sovyetler Birliği’nde yaşanmıştır. Yaşanan patlama o güne kadar insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük çevre felaketlerinden biri olmuştur. Çernobil faciası sonrası çevreye yayılan radyasyon miktarı, 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima’ya attığı atom bombasının etkisinin 50 katına eşdeğer olmuştur. Patlama ile birlikte radyoaktif madde yüklü bulutlar, ülke sınırlarını aşarak çok geniş bir alana yayılmıştır. Hatta Türkiye’ye de ulaşarak Karadeniz Bölgesi’nde birçok insanın etkilenmesine sebep olmuştur.
Çernobil nükleer facianın arkasından yapılan araştırmada yaklaşık 200 bin insanın doğrudan veya dolaylı olarak öldüğü tespit edilmiştir. Facia sonrasında çevreye yayılan zararlı gazdan dolayı yüzbinlerce çocuğun sakat doğduğu ortaya çıkmıştır. Kanser vakaları ve hastalıklar ciddi oranda artış göstermiştir. Yaşanan nükleer facianın üzerinden çok uzun yıllar geçmesine rağmen etkisi hala devam etmektedir. Nesiller boyu da devam edeceği düşünülmektedir. Nükleer santralin bulunduğu ve boşaltılan Pripyat şehri ise hayalet bir şehre dönüşmüştür.
Dünya Sağlık Örgütünün açıkladığı verilere göre felaketin yaşandığı 30 kilometrelik bölgede yaşayan yaklaşık 600 bin kişi yüksek radyasyona maruz kalmıştır. Diğer ülkelere de ulaşan radyasyon, 8 milyondan fazla kişinin etkilediği tahmin edilmektedir. Santralin çevresinde bulunan 155 bin kilometrelik bir alanda 30 sene tarım yapılamamıştır. Facianın toplam maliyeti 235 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. 2065 yılına kadar santralin ortadan kaldırılması planlanmaktadır.
Çernobil Nükleer Santral Nasıl Patladı?
Çernobil nükleer santrali Ukrayna’nın Kiev şehrine 130 kilometre uzaklıkta bulunan bir santraldir. Patlamanın yaşandığı gün Çernobil’in 4. ünitesinde bir deney yapılmak istenmiştir. Deney; ana güç kaynağı kaybedildiği takdirde, tribünlerin ne kadar süre ana pompalara güç sağlayacağını belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Deney daha öncesinde de yapılmış ve tribünlerdeki gücün çok hızlı düşüşe geçtiği tespit edilmişti. Yapılacak olan deneyde ise yeni bir voltaj düzenleyici testi gerçekleştirilecekti.
Deneyin gerçekleştirildiği sırada basıncın aşırı yükselmesi sonucu yaklaşık 2 ton olan çatı havaya uçarak, 8 tonluk bir radyoaktif madde atmosfere karışmıştır. Yakıt kanallara giderek zarar vermiş, bunun sonucunda aşırı buhar üretimi gerçekleşerek buhar patlaması yaşanmıştır. Aynı anda ikinci bir patlama daha gerçekleşerek sıcak grafitin çevreye dağılmasına sebep olmuştur.
Patlama esnasında 2 işçi hayatını kaybetmiş, çevreye yayılan grafit ve yakıt parçaları ise ciddi yangınlara sebep olmuştur. Yaklaşık 10 gün boyunca çevreye yayılan reaktif parçaların salınımını engellemek amacıyla helikopter ile çekirdeğin üzerine binlerce ton kimyasal atmıştır. Yangın söndürülmeye çalışılırken havaya çok büyük oranda radyoaktif salınımı devam etmiştir.
Kaza radyoaktif madde salınımının en çok gerçekleştiği nükleer kaza olarak kayıtlara geçmiştir. Çevreye salınan çoğu maddeler toplanmış fakat hafif maddeler rüzgâr yardımı ile çok geniş ülkelere taşınmıştır. Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerinden 6 kişi, toplamda 28 kişi kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiştir. Alanı temizleme çalışmalarına katılan 200 bin kişi de bu radyoaktif maddeye maruz kalmıştır. Olayın arkasından bölge karantinaya alınmış ve o tarihten sonra giriş çıkışlar yasaklanmıştır.

