Site icon Kaşifiz

Timgad Antik Kentinin Yüzlerce Yıllık Gizemi ve Kuruluş Amacı

Timgad Antik Kenti; Antik Roma’nın dünyaya bıraktığı en önemli miraslarından biridir. Kent Cezayir’in güneyinde ”çölün kapısı” olarak adlandırılan Batna Şehri’nde yer almaktadır. Askeri bir üs olarak inşa edilen şehrin asıl amacı ise bambaşkadır. Amaçları doğrultusunda tasarlanan şehir, Roma İmparatorluğu’nun günümüze dek korunan en iyi eserleri arasındadır. 1600 yıl boyunca çölün altında kalan şehir, gün yüzüne çıkarıldığı zaman kusursuz şehir planı ile araştırmacıların oldukça dikkatini çekmiştir.

Afrika’nın en büyük açık hava müzesi olan antik kent, “Izgara Şehir” olarak da bilinmektedir. Yüzlerce yıl kumların altında gizli kalan şehrin bu kadar iyi korunmasının sebebinin ise, çöl kumları olduğu düşünülmektedir. Her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen antik kent, 1982 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

Timgad Antik Kenti, Roma İmparatoru Trajan’ın emriyle MS. 100 yılında inşa edilmiştir. Roma’ya güneyden gelecek saldırıları engellemek, ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve yerel halkın direnişini kırmak amacıyla yapılmıştır. Fakat Vandal Krallığı’nın Kuzey Afrika’da yaptığı yağmalar sebebiyle terk edilmiştir. Yüzyıllar boyu kimsenin yaşamadığı şehir, zamanla güneyden gelen çöl fırtınalarının taşıdığı kumlarla kaplanmış ve ortadan kaybolmuştur.

Uzun yıllar gizli kalan şehir, 1765 yılında İngiliz arkeolog James Bruce tarafından tesadüfen keşfedilmiştir.  Daha sonra Fransa sömürgesi döneminde, bir grup Fransız arkeoloğun çalışmasıyla kısmen ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra Cezayir’in 1962’de bağımsızlığını kazanmasından sonra, arkeolojik kazılar devam ettirilmiş ve şehrin tamamı ortaya çıkarılmıştır.

Timgad Antik Kentinin Kuruluş Amacı

Şehrin kuruluş amacı içerisinde; gelecek saldırıları önlemenin yanı sıra yerel halkın Romalılaştırılması yani asimile edilmesi planlanmıştır. Bu sebeple şehri cazibe merkezi haline getirecek büyük yapılar inşa edilmiştir. Askeri kale şeklinde tasarlanan “castrum” tipi şehir benzerlerinden farklı olarak cazip bir yaşam merkezidir. Şehrin içerisinde tiyatro, hamam, çarşı, kütüphane, forum alanları, eğlence merkezleri gibi sosyal alanlar mevcuttur. Berberileri cezbetmesi umulan şehrin şaşalı yaşamı hedefine ulaştırmıştır.

Romanın bölgedeki varlığından önceleri rahatsız olan yerli halk, kısa bir süre sonra cazip kentin içinde yaşama yollarını aramaya başlamıştır. Ticaret yapması amacıyla şehre kabul edilen yerli halk, giriş çıkışlarla şehre daha çok alıştırılmıştır. Şehirde yaşamanın tek şartı ise Roma vatandaşı olmaktır. Şehrin cazibesine kapılan halk orada yaşamak için Roma vatandaşlığına geçiş yapmıştır. Zaman içerisinde de Roma kültürünü benimsemiş, şehirde önemli görevlere gelmiş ve asimile olmuşlardır.

Antik Kentin Kusursuz Mimarisi

Cezayir’de bulunan en iyi korunmuş Roma harabelerinden biri olan antik kent, Roma şehir planlamasının en iyi örneklerini teşkil etmektedir. Roma İmparatorluğu’nun koloni şehirleri gibi başka şehrin üzerine inşa edilmemiş, tamamen boş bir alana kurulmuştur. Dolayısıyla başka bir kültürün ve mimarisinin etkisinde kalmayan kent, saf Roma mimarisi örneğidir. Zamanla bir ticaret merkezine dönüşen şehrin nüfusunun gittikçe artması sebebiyle sınırları da genişlemiştir. Fakat sınırların genişlemesine rağmen ilk nizamından hiçbir şey kaybetmeyecek şekilde genişletilmiştir.

Şehrin planı, birbirine dik uzanan 2 ana cadde ile ikiye bölünmüştür. Şehirde ev ve binaların inşa edileceği alanlar cetvelle çizilmiş gibi, eşit kare parçalara bölünerek düzenli bir görünüm elde edilmiştir.  Saldırılara karşı etrafı surlarla çevrili olan şehrin 4 giriş kapısı bulunmaktadır. Şehrin ortasından geçen yolun etrafı Roma tarzı sütunlarla kaplıdır. Yol askeri savaş arabalarının kullanabileceği bir güzergâh olarak tasarlanırken, aynı zamanda insanların yürüyüş yapabileceği hareketli bir yerdir.

Savaş durumu için kusursuz olarak planlanan kentte, halkın ihtiyaçlarının karşılaması da ihmal edilmemiştir. Şehrin merkezinde yer alan forumda halk pazarları kurulmuş, çeşitli sosyal etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Forumun hemen yakınında bulunan 3500 izleyici kapasitesine sahip şehir tiyatrosunda, halka açık gösteriler düzenlenmiştir. Şehirde hamamlara da çok önem verilmiş ve şehre giren gezginlere hizmet vermek amacıyla giriş kapılarına yakın yerlere kurulmuştur.

Kurulduktan yaklaşık 300 yıl sonra Roma İmparatorluğunun zayıflaması, savaşların, yağmaların yaşanması sebebiyle değerini kaybetmeye başlamıştır. Yaşanan olayların ardından 8. yüzyıla doğru tamamen terkedilmiştir. Zaman içerisinde de çöl kumlarının üzerine kaplamasıyla tarih sahnesinden silinmiştir.

Paylaş
Exit mobile version