Yafes veya Yafet, Hz. Nuh’un üç oğlundan biri olarak Yaratılış Kitabı’nda bahsedilen bir kişidir. Nuh Tufanı sonrası Ege Denizi, Anadolu ve çeşitli diğer bölgelerde yaşayan halkların atasıdır. Yafes’in oğullarından Türk, Turok veya et-Turk olarak bilinen kişi, Türk ve Arap mitolojilerine göre tarihsel olarak yaşamış ve günümüzde de soyunu sürdüren tüm Türk halklarının ilk atası olarak kabul edilir. Efsaneye göre Türk, Yafes’in oğludur ve Yafes hem Kitâb-ı Mukaddes’te hem de Kur’an’da adı geçen Hz. Nuh’un oğludur.
Yafes’in Türklerin Atası Olduğuna Dair Yazılı Kaynaklar
Ebu’l Gazi Bahadır Han’ın “Şecere-i Türkî” (“Türklerin nesil şeceresi”) kitabına göre Türk, Yafes’in 8 oğlundan biridir ve Yafes, Türk’ü veliahdı olarak seçmiştir. Yafes, Türk’ü veliaht atadıktan sonra diğer oğullarına, onu kendisinden sonra hükümdar olarak kabul etmelerini ve ona biat etmelerini vasiyet etmiştir. Anlatılanlara göre, Oğuz Türklerinin atası olan Oğuz Han, Türk’ün soyundan gelmektedir.
Ortaçağ Arap yazarları ve tarihçileri, Yafes’in soyundan gelenler arasında Türklerin yer aldığını belirtmiştir. Et-Teberi’nin “Peygamberlerin ve Kralların Tarihi” adlı eseri, bu konuya dair erken kaynaklardan biridir ve Türkleri Yafes’in soyundan gelenler olarak sayar. Benzer şekilde, İbn-i İshak ve “Muhtasar el-ecaib” gibi diğer eserler de Türkleri Yafes’in soyundan gelenler arasında listeler.
Ayrıca, Arapça eserler yazmış olan İskenderiye keşişi II. Eutychius veya Said ibn-i Batrik de Türkleri Yafes’in soyundan gelenler arasında kabul eder. Bu eserler, Türklerin soy kökeni ve tarihi hakkında dönemin perspektifini yansıtmaktadır ve tarihsel kaynaklar arasında farklı görüşlere yol açmıştır.
Yasef; Hz. Nuh’un öyküsüyle ilgili olarak Kur’an’da ismen anılmasa da dolaylı olarak atıfta bulunulan biridir. Arapça eserlerde ismi, Yafes bin Nuh (Nuh’un oğlu Yafes) diye geçmektedir.
Hz. Nuh’un Oğulları
Tekvin’e göre; Hz. Nuh’un üç oğlundan ( Sam, Ham, Yafes) türemiş olan üç temel ırk hakkında çeşitli efsaneler ve anlatılar bulunmaktadır:
Yafes’in soyundan gelenler arasında Türk, Gomer, Magog, Madai, Tiras, Yavan, Tubal (Tuval), ve Meşeç gibi oğullar sayılabilir. Gomar (Sümerler), Magog (Moğollar), ve Madai (Medler) gibi isimlerle özdeşleştirilen bu soy, Nuh’un oğlu Yafes’ten gelmeleri nedeniyle “Yafetik” olarak adlandırılmıştır. Bu soyun içinde bulunanlar arasında Sümer, Gog, Magog, Gur, Guz, Oğuz ve Macar ırkları gibi birçok farklı soy ve aşiret bulunur. Togarma’nın on oğlundan türeyen bu soy, yüzlerce farklı oymak ve aşirete ayrılarak dünya çapında yayılmıştır.
Yafes’in Hz. Nuh’un oğulları arasındaki yaş sıralaması hakkında farklı görüşler ve çeviriler bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili Kitâb-ı Mukaddes’in farklı versiyonlarında ve çevirilerinde muğlâklıklar ve farklı yorumlar bulunmaktadır. Bazı gelenekler, Yafes’i en genç oğul olarak kabul ederken, diğerleri onu en yaşlı oğul olarak görmektedir. Bu nedenle, Yafes’in Sam ve Ham ile olan yaş sıralaması hakkında kesin bir bilgi sunmak zordur.
Anlatılanlara göre Yafes’in oğulları, aşağıda verilenlerin ırkların ve uygarlıkların ataları oldular.
Türk, Turok veya et-Turk: Türkler
Gomâr: Kimmerler
Mağog: Macar Fin Eston Moğol
Maday: Medler
Javan/Yuvan: Yunan (İyonlar)
Tubal: İtalyan, İspanyol, Katalan, Kilikya
Tras: Traklar
Meşek: Hazarlar
Hz. Nuh’un diğer oğlu Ham’ın soyu ise Afrika’yı yurt edinmiş, özellikle Sahra’nın ötesindeki bölgelerde yerleşmiştir. Ham soyundan gelenler arasında Berberler, Tuaregler ve Mısır halkı (Araplaşmış Hamiler ve Koptiler) bulunmaktadır. Ham soyu, Sami ile akraba olsa da Araplarla aynı kökene sahip değildir. Mısır halkı, Araplar’a oldukça yakın olmalarına rağmen, aslında Arap değil, Araplaşmış bir topluluktur. Bu soy, Nil Nehri boyunca Sudan’dan Zambia’ya kadar uzanır ve Etyopyalılar, Cibutililer, Somalililer ve Eritre’liler gibi farklı toplulukları içine almıştır.
Hz. Nuh’un oğlu Sam ise Sami ırkının atası olarak kabul edilir.
Modern Çağda Türklerin Atası
XIX. yüzyıl Azerbaycan tarihçisi Abbaskulu Ağa Bakıhanov “Gülistan-i İrem” kitabında Türk’ü şöyle açıklar:
“Yafes’in büyük oğlu ve veliahdı olup adaletli ve itaatkâr hükümdardı. Bütün Yafes soyu onun adıyla “Türk” adlanır. Babasının vefatından sonra, kendisi için Türkistan’da kaynaklı birçok otlaklar seçmiştir. Önce ağaç, kamış ve ottan kendisi için karargâh, daha sonra hayvan derisinde çadır ve otağ düzeltmiştir. Bu yer “Suluk” ismini taşıyor, “Zafername”de ise “Sulukay” gibi adlandırılmıştır.”
Ebulgazi Han’a göre, Türk milletinin tarihinde ilginç bir hikâye yer alır. Onun anlattığına göre, Türk’ün yedinci kuşağında dünyaya gelen ikizler Tatar ve Moğol‘dur. Bu ikizlerin babası İlihan, Türkistan‘ı iki bölgeye ayırır. Türkistan’ın doğusu Tatar’ın, batısı ise Moğol’un olur.
Bu bilgiler, bazı bilim insanları tarafından Moğol kelimesinin aslında Türk kelimesi olduğunu ve Moğolların önceleri bir Türk boyu olduğunu, sonra bağımsız bir millet haline geldiklerini öne sürmek için kullanılır. Bu teoriye göre, Moğol halkları (örneğin, Halhalar, Buryatlar, Kalmıklar, Oyratlar ve diğerleri) aslen Türk kökenliydi ve daha sonra ayrı bir millet oluşturdular.
Bu görüş, etnik köken ve tarihle ilgili karmaşık konularda ilginç bir perspektif sunar. Ancak bilimsel olarak kesin bir kanıt veya uzlaşma sağlamaz. Etnik grupların kökenleri, dil evrimi ve tarih bilimiyle ilgili çok daha karmaşık ve kapsamlı araştırmalar gerektirir.

