Ahi Evran; Anadolu’da yaşamış olan büyük velilerdendir. Anadolu’daki Ahilik esnaf teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran kelam, tefsir, tasavvuf, fıkıh âlimi aynı zamanda da bir tabiptir. Anadolu’da görülen ve çok büyük bir yılan olan Evran yılanının onu görünce sakinleşip itaat etmesi sebebiyle “Evran” ismi ile anılmıştır. Tıp alanında ilerleyen Ahi Evran’ın dağlara çıkıp yılan yakaladığı ve yılanların zehrinden panzehir ürettiği anlatılmaktadır. Bazı kaynaklara göre de, Ahi Evran’ın Kayseri’de kurduğu debbağ atölyesinde yılan beslediği için bu isim ile anıldığı söylenmektedir.
Ahi Evran’ın gerçek adı Şeyh Nasirüddin Mahmud Ahî Evran bin Abbas’tır. Ahi kelimesi Arapçada kardeş anlamına gelmektedir. Herkesin korkup kaçtığı Evran yılanın kendisine itaat etmesi sebebiyle ‘’Ahi Evran’’ yani ‘’yılanın kardeşi’’ lakabı verilmiştir. Ahi Evran’ın İslamiyet’e yaptığı hizmetlerden dolayı lakabına imdada yetişen, dine yardım eden anlamlarına gelen ‘’Nasirüddin’’ eklenmiştir. Hatta bazı araştırmacılar, benzer dönemlerde görülen benzer özelliklerden dolayı Nasrettin Hoca’nın Ahi Evran olduğunu dile getirmektedir.
Ahi Evran’ın Hayatı
Ahi Evran 1171 yılında İran’ın Hoy kasabasında dünyaya gelmiştir. Hoy kasabası, Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey zamanından buyana Türkmen yerleşim bölgesidir. Ahi Evran’ın çocukluk ve tahsil dönemi Azerbaycan’da geçmiştir. Daha sonra İran’ın Horasan ve Maveraünnehir bölgelerine gelerek büyük üstatlardan dersler almıştır. Ahi Evran İmam-ı Fahrüddin Razi’den çeşitli ilim dallarında dersler almıştır. Hoca Ahmed Yesevi’nin talebelerinin sohbet ve derslerine katılarak tasavvuf yolunda ilerlemiştir.
Hac yolculuğunda Evhadddin Hamid Kirmani ile tanışıp, onun talebelerinden olmuş ve vefatına kadar da yanından ayrılmamıştır. Konya’daki Anadolu Selçuklu Devleti idarecilerinden olan Sadreddin-i Konevi hazretlerinin babası Mecdüddin İshak’ın daveti üzerine, Muhyiddin ibni Arabi ve hocası Evhadüddin’le birlikte Anadolu’ya gelmiştir. Daha sonra Hocasının kızı Fatıma Bacı ile evlenmiştir.
Yazmış olduğu Mürşid-ül-Kifaye ve Yezdan-Şinaht adlı eserlerini Sultan Alaeddin Keykubad’a takdim etmiştir. Hocası Evhadüddin’le beraber Anadolu şehirlerini dolaşmış, esnafa İslami alışveriş bilgileri hakkında vaazlar vermiştir. Gittiği yerlerde esnafı bir çatı altında toplayarak teşkilatlandırmış, böylece Anadolu şehirlerindeki ilk Ahilik teşkilatının kurucusu olmuştur. Hocasının vefatından sonra Kayseri’ye yerleşen Ahi Evran, bütün Anadolu Ahilerinin şeyhi olarak kabul edilmiştir. Anadolu’da sırasıyla Denizli, Konya ve Kayseri’den sonra Kırşehir’e yerleşmiştir. Moğol saldırıları sonucu öldürülen Ahi Evran’ın türbesi Kırşehir’dedir.
Ahilik Teşkilatı ve Pabucu Dama Atılma Deyiminin Kökeni
Ahilik Teşkilatı; Hacı Bektaş Veli’nin de tavsiyeleri ile Ahi Evran tarafından kurulan bir esnaf dayanışma teşkilatıdır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlamıştır. Günümüz esnaf odalarına benzeyen bu teşkilatın kendi içerisinde kuralları bulunmaktadır. Temel mesleği ‘’dabbaklık’’ olan teşkilat iyi ahlak, doğruluk, kardeşlik ve yardımseverliğin birleştiği bir sosyo – ekonomik düzendir. Ahilik geleneğinde hileli iş yapan esnafın ya dükkânı kapatılır ya da esnaf cezalandırılırdı.
Özellikle en çok tartışma konusu olan konulardan biri de ayakkabılardı. Ayakkabılarda herhangi bir imalat hilesi söz konusu olduğu zaman, cezalandırmak amacıyla esnafın yaptığı bozuk ayakkabı damına atılırdı. Bir esnafın yaptığı ayakkabının dama atılması, o esnaf için en büyük kayıplardan olmakta ve müşterisinin azalmasına yol açmaktadır. Böyle bir esnaftan bahsedilirken ‘’pabucu dama atıldı’’ tabiri kullanılırdı. Yani esnafın o meslekte iyi olmadığı anlamına gelirdi. Günümüzde; kendinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek anlamı taşıyan ‘’papucu dama atıldı’’ deyimi buradan gelmektedir.
Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı ise, kadınların teşkilatlanıp gelişmesi için dünyanın ilk kadın Teşkilatı olan ‘’Bacıyan-ı Rum’’ teşkilatını kurmuştur. Bu teşkilat; Anadolu kadınlarının gerektiğinde düşmanlara karşı vatan savunmasında eşlerinin yanında olmasına yönelik eğitimler vermiştir. Aynı zamanda sanat, edebiyat, sosyal ve ekonomik alanda gelişip kalkınmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.

