İskenderiye Kütüphanesi, antik dünyanın en önemli kütüphanelerinden biridir. Ptolemaios hanedanı tarafından MÖ 3. yüzyılın başlarında, Mısır’ın İskenderiye kentinde kurulmuştur. Zamanla dünyanın dört bir yanından gelen bilginler, filozoflar ve bilim adamları için bir merkez haline gelmiştir. İskenderiye Müzesi olarak da bilinen araştırma enstitüsünün bir parçası olarak inşa edilmiştir. İnsanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kütüphane, eski kaynaklara göre 150 binden fazla cilt el yazması eser barındırmıştır. Bu kitapların arasında tıp, matematik, astronomi, felsefe ve edebiyat gibi birçok alanda yazılmış eserler bulunmaktaydı.
İskenderiye’nin çeşitli işgalleri sırasında, kütüphane defalarca yağmalandı ve yakıldı. Bu nedenle, bugün elimizde kütüphaneye ait sadece birkaç belge ve kitap kalmıştır. İskenderiye Kütüphanesi’nin yok oluşu hakkında birçok söylenti ve efsane bulunmaktadır. 2009 yapımı Agora filmi de bu konuyu ele almıştır. Halk arasında en yaygın olarak inanılan iki söylenti, kütüphanedeki kitapların hamamlarda tam 6 ay boyunca yakıldığı ve kütüphanenin tam 6 ay boyunca yandığıdır. Ancak bu söylentilerin gerçekliği hakkında kesin bir kanıt bulunmamaktadır.

İskenderiye Kütüphanesinin Tarihi
İskenderiye şehri, Makedonyalı Büyük İskender tarafından MÖ 332 yılında kurulmuştur. İmparatorluğun dağılışının ardından kumandanlarından Lagus’un oğlu Ptolemy I Soter, İskenderiye şehrini ele geçirdi ve Mısır’da krallığını ilan etti. 24 yaşında iken tahta çıkan ve 24 yıl boyunca hüküm süren Ptolemaios, savaşlardan hoşlanmayan bir hükümdardı ve ülkesinin sınırlarını genişletmek için hiçbir çaba sarf etmedi. Bilim ve edebiyata büyük bir ilgi duyan Ptolemaios, Mısırlıların gelenek ve göreneklerine, dinlerine saygı göstererek halkın sevgisini kazandı. Ayrıca, eski kanunları ve dini törenleri korudu ve Firavun unvanını aldı. Öz kız kardeşiyle evlenerek eski Mısır hükümdarlarını taklit etti. Bu hanedana ait hükümdarlar, Mısır’da 300 yıl boyunca hüküm sürdü.
Yeni devletin merkezi olan İskenderiye şehri, Büyük İskender tarafından kurulmuştu ve Ptolemaios hanedanı döneminde önemli bir başkent haline gelmişti. Yeni firavun burayı onarıp genişleterek şehri daha da güzelleştirdi. En önemli eseri ise müze ve buna bağlı olan kütüphaneydi. Kütüphane için sarayın yakınında güzel bir yer seçildi ve burada o dönemde bilinen bütün ülkelerdeki hayvan ve bitkilerin bir örneği sergileniyordu. Botanik bahçesi ve bir rasathane de müzede yer alıyordu. Ayrıca insan vücudunun otopsi yoluyla incelenmesi için bir anatomi salonu da açılmıştı. Fizik, kimya, tıp, astronomi, matematik, felsefe, edebiyat ve fizyoloji bilgileri için özel evler inşa edilmişti. İskenderiye müzesi, dönemin en önemli bilim ve kültür merkezlerinden biriydi.

İskenderiye Kütüphanesi, Antik çağın en büyük kütüphanelerinden biri olarak binlerce el yazmasıyla göz kamaştırıyordu. Kütüphanede, geniş bir çalışan kadrosu görev yapıyordu ve eserler papirüslerde yazılarak rulo şeklinde saklanıyordu. Kraliyet tarafından desteklenen bu kütüphane, yayınevi işlevinin yanı sıra, büyük bilim insanlarının da uğrak yeriydi. Öklides, Arkhimedes, Herofilos, Eratosthenes, Batlamyus gibi önemli isimler, bu kütüphanede çalışmışlardır.
Müzenin en önemli bölümü, kütüphanesiyle ünlüydü. Kütüphanenin müdürü, her yazılı eseri bulup alma yetkisine sahipti ve Mısır’a giren her kitap, buraya götürülmek zorundaydı. Kitap, burada bir nüshası çıkarılarak sahibine verilirken, aslı kütüphanede kalırdı. Ayrıca, yurt dışına gönderilen memurlar, başka ülkelerde buldukları kitapları satın alıp getirirlerdi. Bu sayede, birçok bilimsel eser, önceden dağınık halde ve kaybolmaya mahkûmken, güvenli bir yerde toplanmıştır.

İskenderiye Kütüphanesinin Yakılması
Birçok insanın inancına göre, İskenderiye Kütüphanesi antik Pagan tapınaklarının ve yapıların imhası sırasında Hristiyanlar tarafından yakılmıştır. Bu görüşe göre, Mısır Valisi Theophilos, 391 yılında İskenderiye’deki Mısır’ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağındaki arsayı Hristiyanlara vermiş ve burada bir kilise inşa etmek için temel kazıları sırasında eski dine ait yazılar bulunan bir taş ortaya çıkmıştır. Hristiyanlar bu taşı alay konusu yapmışlar ve bu olay şehirde yaşayan Pagan inancına mensup olanları öfkelendirmiş, sonunda İskenderiye’de dini bir ayaklanma çıkmıştır.
İki taraf çarpışmış ve İskenderiye Kütüphanesi’nin bulunduğu bölge yerle bir edilmiştir. İmparator I. Theodosius, İskenderiye’de eski dinin hala neden bu kadar canlı olarak devam ettiğini sormuş ve İskenderiye Kütüphanesi’nin eski putperestlik kültürünü devam ettiren kitaplarının bunun sebebi olduğu söylenmiştir. İmparator, bunun üzerine kütüphanedeki tüm eserleri yok ettirmiştir.

Daha önce, kütüphanenin Müslümanlar tarafından alınmasından kısa bir süre sonra ikinci İslam Halifesi Hz. Ömer’in emriyle Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yok edildiği iddia edilmiştir. Ancak bazı Batılı ilim adamları, Alfred J. Butler, Victor Chauvin, Paul Casanova ve Eugenio Griffin gibi, bu hikâyenin doğru olmadığını belirtmişlerdir. Diğer bir görüşe göre ise, İskenderiye Kütüphanesi Sezar tarafından kuşatma sırasında yok edilmiştir. Ancak kütüphanenin varlığı 4. yüzyıla kadar sürmüş ve Sezar’ın kuşatmasında sadece bir bölümünün zarar görmüş veya yıkılmış olduğu düşünülmektedir. Yakılan İskenderiye kütüphanesinin bulunduğu alanda Yeni İskenderiye Kütüphanesi yapılmış ve 2002 yılında hizmete açılmıştır.

