Firavun, Antik Mısır döneminde hükümdarlara verilen bir isimdir. Aynı zamanda firavunlar, Tanrı Horus’un yeryüzündeki simgesi ve güneş tanrısı Ra’nın oğlu olarak kabul edilmektedir. Firavunlar tanrılara vekâlet eder, yasalar çıkarır, vergiler toplar ve orduya başkomutanlık yapardı. Firavun olmak için soylu bir kan taşımak gerekliydi. Öldüğü zaman ise cesedi mumyalanmakta ve 70 günlük yas tutulmaktaydı. Antik Mısır döneminden binlerce firavun geçmiş fakat içlerinde en önemlisi II. Ramses olmuştur. O Güneşin oğlu, Nil’in efendisi ve sonsuzluğu arayan bir tanrıdır.

Antik Mısır ve II. Ramses’in Sıra Dışı Hayatı
1279 yılında tahta çıkan II. Ramses, Büyük Ramses olarak da adlandırılmaktadır. Mısırlılar ona ‘’Büyük Ata’’ ismini vermişlerdir. Dünyanın en uzun süre tahtta kalan hükümdarlarından biri olarak bilinmektedir. II. Ramses döneminde Mısır oldukça ilginç bir yerdi. O dönemde her şey Nil’in doğru zamanda taşmasına ve çekilmesine bağlı olarak yaşanmaktaydı. Ulaşım zorluklarından dolayı tek yönlü beslenme yaşanıyor, buna bağlı olarak da insan boyları normalden daha kısa kalıyordu. Günlük beslenmede ana öğün, bira ve ekmekti. O dönem insan ömrü oldukça kısaydı. En çok yaşayan kişi ortalama 25 yıl yaşamakta, hatta kraliyet ailesi bile ortalama 29 yıl yaşamaktaydı. Fakat sıradan Mısır halkına göre boyu daha uzun olan Ramses, 92 yaşına kadar yaşamıştır. Bu özellikleri halk tarafından tanrı olduğu inancını güçlendirmiştir.

Ramses o kadar zengindi ki yemeklerine bile altın tozu serpilmekteydi. Sekiz adet resmi eşi ve sayısı tam olarak bilinmeyecek kadar çok olan cariyesi vardı. Harem Ramses için, hatta bütün Mısır firavunları için oldukça önemli dinlenme ve eğlence mekânları olmuştur. Ramses’in en çok tanınan ve hatırlanan eşi ise kraliçe Nefertari’dir. Son derece zeki ve güzel bir kadın olan Nefertari’nin tasviri, Mısır tarihinde ilk defa bir firavunla aynı boyda yapılmıştır. Ramses’in 1000 erkek ve bir o kadar da kız çocuğu olduğu söylenmektedir. Ramses döneminde firavun ailesinin kanı kutsal kabul edildiği için, kan bozulmaması amacıyla aile içi evlilikler yaygındı. Hatta Ramses kendi çocuklarının altısı ile evlenmiştir.
İnsanlık tarihinin en muhteşem yapıtlarından biri olan Ebu Simbel tapınağını, Ramses kendisi ve büyük aşkı Nefertali için yaptırmıştır. Tapınak dünyanın en güzel ve gizemli yerlerinden birisidir. Tapınağın girişinde devasa Ramses heykelleri ve Mısır tanrılarının tasvirleri yer almaktadır. Ramses, kendisinin tanrılardan bile daha büyük boyutta yaptırmış olmasına rağmen Nefertali ile aynı boyutta tasvir ettirmiştir.

Ramses sonraki eşlerinden İsetnofret’i de çok değerli buluyordu. Güzel İset’in ölümü de çok sıra dışı ve acıklı olmuştur. Hitit kralı, Ramses’e kendi kızını gelin olarak göndermiş ve kan bağı kurmak istemiştir. Ayrıca Hititli gelin kraliçe olacaktır. Ramses Hititlerin bu isteğini reddetmiş çünkü İsetnofret’i ile evlidir. İsetnofret, Ramses’e aşkından dolayı, mutlu olacaksa kendisi kraliçe olmaktan vaz geçeceğini söylemiş fakat Ramses kabul etmemiştir. Bu durum iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır. Bunun üzerine İsetnofret, barışın önünde engel teşkil etmek istememiş ve kendini yılana ısıtarak hayatına son vermiştir.

Ramses yüzünü kapatan bir maske kullandığı için o dönem yüzünü görmek çok kolay değildi. Hatta bir efsaneye göre yüzünü görenlerin günlerce kendine gelemediği söylenmektedir. Anlatılan diğer bir hikâyede ise Hz. Musa Peygamber ve halkının kendisinden kaçarken, Kızıldeniz’de boğulan firavunun II. Ramses olduğu söylenmektedir. Fakat yapılan araştırmalarda bahsedilen firavunun II Ramses olmadığı, başka biri olduğu ortaya çıkmıştır.
Zamanla yaşlanan Ramses, yerini ilk oğlu Kha’ya bırakmış fakat Kha 60 yaşına geldiğinde ölmüştür. Yerine geçen Merenptah’a hala hayatta olan babasına sürekli danışmıştır. Ramses kendi diktiği akasya ağacı altında, dostu ve yardımcısı Ameni’nin yanında, 92 yaşında ölmüştür. O andan itibaren Kralın dostu Amen, hayatının sonuna kadar Ramses’in hayatını yazmaya çalışmıştır.

II. Ramses’in Kazandığı Zaferler
Ramses hükümdarlığı boyunca birçok zafer kazanmıştır. Güneyde ortaya çıkan kabile isyanlarını bastırmış, işgalcileri Akdeniz’de yenerek ülkenin güvenliğini sağlamıştır. Binlerce çöl eşkıyasını yakalatarak, Nil nehrinde timsahlara yem etmiştir. Onun döneminde ülkede yasa dışı olaylar çok az yaşanmıştır.
Anadolu topraklarında yaşayan ve dünyanın diğer büyük gücü olan Hititler ile sorunlar yaşanmış savaşlar yapılmıştır. Yapılan savaşta, Ramses orduyu bizzat kendisi komuta etmiştir. Hatta muharebenin ortasında savaş tam kaybedilecek gibi gözükürken Ramses, savaş arabasını düşmanın üzerine doğru sürmüş ve askerler de onu takip ederek savaşı kazanmışlardır.
Savaş sonrasında iki taraf arasında tarihin ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalanmıştır. Savaşının beraberlikle sonuçlanmasına rağmen Mısır’daki birçok anıtta Ramses’in büyük zaferi olarak anlatılmaktadır. Atlarının altında Hititleri ezerken ve okları ile düşmanı vururken tasvir edilmiştir. Anlaşma yapıldığı halde, savaşta esir alınan askerlerin kelleleri kesilmiştir. Çünkü Mısırlar, ülkelerine yapılan saldırılara asla merhametle yaklaşmamışlardır.

Ramses Dönemi Antik Mısır Medeniyeti ve Kültürü
Antik Mısır medeniyeti, hukuk alanında çok ileri seviyeye ulaşmıştır. İnsanlar, işverenlerini, patronlarını bile mahkemeye verebilmektedir. Evli bir erkekle ilişkiye giren kadının cezası ya da karısını aldatan erkeğin cezası burun kesilmesiydi. Burun kesme o kadar yaygın bir cezaydı ki, Mısır’da burnu kesilenlerin kurulu olduğu bir köy bile vardı. Bir insanın kendi anne ya da babasını öldürmesinin cezası canlı canlı yakılmaktı. Eski Mısır’da insanlar merhametsiz oldukları için de idam edilebilirdi. Ölmek üzere olan birine yardım etmeyen kişinin sonu da aynı olmaktaydı.

Aynı zamanda sünnet geleneğinin eski Mısırlılara dayandığı bilinmektedir. Mısırlıların çok önem verdiği bu gelenek, önce Yahudilere sonra da Müslümanlara geçmiştir. Ramses’in toplu sünnet törenleri düzenlediği bilinmektedir. Mısır anıtlarında tasvir edilen Ramses’in yanında aslanı olduğu görülmektedir. Ramses’in her zaman yanında bir aslanla dolaştığı ve aslanın sadık bir köpek gibi asla Ramses’in sözünden çıkmadığı anlatılmaktadır.
Ramses eğitime de çok önem vermiştir. Kraliyet çocuklarının ileride devleti yönetmeleri için her türlü bilgiye ulaşabilecekleri bir Kraliyet Okulu kurmuştur. Okula ülkenin her tarafından çocuklar seçilmiş ve bu çocuklar bizzat Ramses’in himayesine kabul edilmiştir. Ramses, Mısır da yeni bir şehir inşa ettirmiş ve orayı başkent yapmıştır. Pi-Ramses olarak bilinen bu şehrin nasıl ve neden yok olduğu hala tam olarak bilinmemektedir. Kendi döneminde bütün şehri baştan sona yenilenmiş, yeni şehirler inşa etmiş, eskilerini ise Cennet bahçelerine çevirmiştir.

Ramses’in Ölümünden Sonra Törenle Paris’e Giriş Yapması
Ramses’in mumyasının bakteriler ile kaplandığı ve çürümeye başladığı fark edilmiştir. Mumyayı kurtarabilecek kurumun Fransa’da olması nedeniyle, Fransa’ya götürülmesine karar verilmiştir. Ancak Fransız yasalarına göre ölü ya da diri Fransa’ya giren her insanın pasaportu olması gerekmektedir. Mısır hükümeti özel kararla büyük Ramses’e pasaport hazırlamıştır. Pasaportun meslek kısmına ise kral yazmışlardır.

Fransız yasaları gereği Fransa’yı ziyaret eden seçkinler ve krallar, özel askeri bando ve törenle karşılanırdı. Bu gelenek II. Ramses’e duyulan hayranlık ve saygıdan dolayı bozulmamış ve Ramses’in mumyası da havaalanında askeri bando veya saygı duruşu ile karşılanmıştır. Böylece II. Ramses ölümünden 3200 yıl sonra, Paris’e tören ile giriş yapan ilk kral olmuştur.


Küçük bir düzeltme.
Firavundan kaçan millet müslümanlar olamaz. O dönem daha Müslümanlık yoktu.
Doğrusu İbrani halkı olacaktır.
ilginiz ve uyarınız için teşekkür ederiz. Gerekli düzeltme yapılmıştır.