Hipodrom; tarihte Antik Yunan ve Roma döneminde ortaya çıkan, atlı sporların gerçekleştirildiği stadyum ve koşu yoludur. Günümüzde Sultanahmet Meydanı olarak bilinen alana asırlar önce inşa edilen Hipodrom, tarihin en ilginç antik mega yapılarından biridir. Büyük Hipodromu’n inşaatından sonra İstanbul, yapının etrafında şekillenmiştir. Böylece üç imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul’un görkemli tarihi başlamıştır. Fakat Bizans İmparatorluğu döneminde, Hipodrom ve çevresinde inşa edilen önemli yapılar yıkılmış, günümüze çok az kalıntıları gelebilmiştir.
İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan tarihi Sultanahmet Meydanı, Bizans İmparatorluğu döneminde Hipodrom, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Atmeydanı olarak adlandırılmıştır. İstanbul’un önemli yerlerinden biri olan meydan, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır. Doğusunda Sultanahmet Camii, batısında ise Türk ve İslam Eserleri Müzesi olan İbrahim Paşa Sarayı yer alır. Trafiğe kapalı olarak düzenlenen meydanın ortasında Örme Dikilitaş, Yılanlı Sütun, Theodosius Dikilitaşı ve Alman Çeşmesi gibi yapılar yer alır. Meydan günümüzde İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biridir ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

Hipodrom’un Tarihi ve Düzenlenen Etkinlikler
Büyük Hipodrom, ilk olarak 3. yüzyılın başlarında Septimius Severus İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir. 4. yüzyılda İmparator I. Konstantin tarafından daha görkemli bir hale getirilmiştir. Savaş esnasında Severus İstanbul’u yerle bir etmiştir. Bu nedenle hem şehri onarması hem de Byzantium halkını mutlu etmesi gerekiyordu. Romanın yeni başkenti Konstantinopolis olacaksa şehrin göz alıcı bir eseri olmalıdır. Bu sebeple yeni Roma’sını tekrar imar ederken de, İtalya Roma’da bulunan Circus Maximus Hippodrome benzeri bir arena olan Hipodromu inşa ettirdi. Hipodrom; halka açık etkinlikler, geçit törenleri, infazlar ve İmparatorun düşmanlarının kınanması gibi farklı olaylar için kullanılmıştır. Ancak 13. yüzyılın başlarında gerçekleşen dördüncü Haçlı Seferleri sonrasında Hipodrom’un önemli yapıları ve sanat eserleri talan edilmiş ve işlevini yitirmiştir.
Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu döneminde Hipodrom, şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak önemini 10. yüzyıla kadar sürdürmüştür. At arabası yarışlarının yanı sıra, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri ve toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu faaliyetler için Roma döneminde bol miktarda tatil günü düzenlenmiştir. Bizans döneminde Hipodrom, devlete karşı ayaklanmaların merkezi olarak kullanılmıştır. Justianus’un saltanatı sırasında yaşanan Nika Ayaklanması bunlardan biridir ve Komutan Belisarios tarafından isyan bastırılmıştır. Nika ayaklanması, İstanbul tarihinin en kanlı isyanlarından biridir. 532’teki ayaklanma sonucunda tam 30 bin ile 40 bin arası insan hipodromda kılıçtan geçirilmiştir. 1185 yılında İmparator I. Andronikos’un linç edilmesi olayı da yine Hipodrom’da gerçekleşmiştir.
Osmanlı döneminde, Yeniçeri isyanları bu bölgede gerçekleşmiştir. Ayrıca kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri ve şenlikler burada yapılmıştır. 1920 yılında İstanbul’da Halide Edip’in işgale karşı konuşma yaptığı Sultanahmet Mitingi de burada gerçekleştirilmiştir. Bu meydan, tarihi birçok olayın ve faaliyetlerin gerçekleştiği önemli bir yer olarak kalmıştır.

Hipodrom’un ve Çevresinde Bulunan Yapıların Özellikleri
Hipodrom; tarihi yarımadanın tam merkezinde yer almıştır. 440 metreye 130 metre ölçülerinde U şeklinde bir yapıdır. Bugünkü Sultanahmet Meydanı’nda, Alman çeşmesinden tarihi liseye kadar uzanan geniş bir alana kurulmuştur. 20 metre yüksekliğinde duvarların çevirdiği kum pisti ve yarış parkurunu, 3 yönden kuşatan geniş bir tribün alanı vardır. Doğu uzun tarafında, damında dört bronz at bulunan bir imparator locası yer almıştır. Ortada Hipodrom’un kum kaplı sahasını ikiye bölen alçak bir duvar bulunurdu. Bu duvarın üstünde imparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri yer alırdı. Yarışçılar, yeşil-mavi-beyaz-kırmızı gibi politik güçleri olan takımlara ayrılmışlardı ve zaman zaman yarışlara politika karışırdı. Karşılıklı güçler arasındaki mücadeleler bazen korkunç katliamlara dönüşebilirdi.
Hipodrom çevresinde inşa edilen önemli yapılar ve anıtlardan, Büyük Saray olarak bilinen İmparatorluk Sarayı, Hipodrom’un yanından başlar ve deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze sadece bir büyük salonun yer mozaik panosu kalmıştır. İstanbul’un en önemli meydanlarından biri olan Agusteion meydanının yanında, Milerium Zafer Takı bulunurdu. Cadde, Roma dönemine kadar uzanan yolun başlangıcını temsil eder ve ilk kilometre taşı da burada yer alırdı.

Hamamlar, mabetler ve diğer dini, kültürel, idari ve sosyal merkezler, Bizans ve Türk dönemlerinde de Hipodrom çevresine yerleşmişlerdir. İstanbul’un en önemli abidelerinden bazıları, Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı Hipodrom’un çevresindedir. Şehir içindeki ana caddeler, Hipodrom’dan başlar ve yamaçları takip ederdi. Yol kenarları ticari işletmeler ve ikametgâhlarla çevriliydi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlardı. Anayolların kaldırımları bazen iki kat ve galerili inşa edilmişlerdir. Hipodrom’da bulunan diğer önemli yapılar; Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Obelisk ve Delfi’deki Apollon Tapınağından getirilen Yılanlı Sütun’dur.
Osmanlı döneminde bu meydanda, eski günlerdeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenmiştir. Hipodrom’un batısında, Sultanahmet Camii’nin karşısında yer alan Kanuni’nin sadrazamı İbrahim Paşa Sarayı 16. yüzyılın zengin ve tipik özel saraylarından günümüze gelen tek örneğidir. Bu güzel yapı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak ziyaret edilebilir. Hipodrom’un günümüze kalan yuvarlak güney ucu, büyük kemerlerle donatılmış bir tuğla yapıdır. Sonraki dönemlerde, Hipodrom’un taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişinin sağındaki parkta 4. ve 5. yüzyıla ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesi’nin kalıntıları bulunmaktadır.

