Son zamanlarda, İsrail’e yönelik beklenmedik ve kapsamlı bir saldırı, ülkenin güçlü istihbarat kurumlarının nasıl böyle bir zafiyet gösterebileceği sorularını beraberinde getirdi. Uzmanlar, böyle bir sürpriz saldırının uzun bir hazırlık süreci gerektirdiğini belirtiyorlar. Bu olay, İsrail’de iç istihbarat kurumu Shin Bet, dış istihbarattan sorumlu Mossad ve İsrail ordusu gibi güçlü istihbarat kurumlarının bu tür bir tehdidi öngörememesini eleştiri konusu yapıyor. Ayrıca, bu olay, Büyük İsrail projesi gibi politik ve toprak taleplerini içeren daha geniş bir çerçeveye de işaret ediyor.
Gazze Şeridi’nden binlerce roketin fırlatılması ve Hamas üyelerinin sıkı güvenlik önlemleri altında olan sınırları aşabilmesi, İsrail’in savunma mekanizmalarının sorgulanmasına neden oldu. Ayrıca bu olaylar sırasında, İsrail topraklarında bir televizyon muhabirinin saldırı hakkında canlı yayın yapıyor olması gibi sıra dışı detaylarla daha da dikkat çekiyor. Acaba İsrail Devleti; topraklarını genişletilmek amacıyla, ‘’Büyük İsrail projesi’’ için bu saldırıyı bahane etmek istiyor olabilir mi?
Araştırmacı yazar Haluk Özdil’in konu ile ilgili yorumları:
Vadedilmiş Topraklar ve Büyük İsrail Projesi Nedir?
Büyük İsrail terimi, Kitab-ı Mukaddes çevirilerinin bazılarında yer alır ve günümüzde Revizyonist Siyonizm olarak bilinen Siyonizm hareketinin bir parçası olarak ele alınır. Bu terim, günümüz İsrail Devleti’nin sınırlarının eski Birleşik Krallık Filistin Mandası sınırlarını aşarak, bazı kaynaklara göre günümüz Suriye’si veya Türkiye’sinin bir bölümünü içerecek şekilde genişletileceğini ima eden bir ifade olarak kullanılır.
Ayrıca, Birinci Siyonist Kongresinde Dünya Siyonist Teşkilatı’nın kurulmasının yanı sıra, gelecekte kurulacağı açıklanan İsrail Devleti’nin sınırlarının Nil’den Fırat’a kadar uzanacağı ve bu devletin Büyük İsrail olarak adlandırılacağı iddiaları da bulunmaktadır.
Günümüzde üzerinde İsrail ve Filistin’in bulunduğu topraklara İsrail Diyarı veya Vadedilmiş Topraklar da denir. Vadedilmiş Topraklar, Yahudilik‘te Tanrı YHVH tarafından İbrahim’e ve soydaşlarına vaat edilen topraklar olarak kabul edilir. Bu bölgenin sınırları tam olarak belirli olmamakla birlikte, günümüzde İsrail ve Filistin Devleti topraklarını içerdiği inancı yaygındır. Bu inanç, Tevrat’ın Tekvin kitabının 15. Bab’ında da geçmektedir:
“O günde Rab, Abraham’la ahdedip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri ve Kadmonileri ve Hittileri ve Perizzileri ve Refaları ve Amorileri ve Kenanlıları ve Girgaşileri ve Yebusileri senin zürriyetine (soyuna) verdim.”
Bu ifadeye göre, İsrailoğulları’na Fırat Nehri’nden Nil Nehri’ne kadar olan geniş bir bölge vaat edilmiştir. Ancak bu tanımın sınırları tam olarak belirtilmediği için, bu konu oldukça tartışmalıdır. Bu nedenle, Vadedilmiş Topraklar’ın sınırları konusunda farklı yorumlar ve görüşler bulunmaktadır.

İsrail İstihbaratı Saldırıyı Neden Engelleyemedi?
Uzmanlar, böyle bir sürpriz saldırı için uzun bir hazırlık sürecinin gerektiğini ve İsrail’de iç istihbarat kurumu Shin Bet, dış istihbarattan sorumlu Mossad ve İsrail ordusunun bu saldırıyı öngörememesini bir zaafiyet işareti olarak değerlendiriyorlar. Gazze’yi kontrol eden Hamas’ın İsrail’e yönelik kapsamlı saldırısı, ülkenin en güçlü istihbarat altyapısına sahip olduğu düşünülen bir ülkede bu tür bir zaafiyeti nasıl gösterdiği sorularını da gündeme getirdi.
Binlerce roket Gazze Şeridi’nden İsrail’e doğru fırlatılırken, birçok Hamas üyesi sıkı güvenlik önlemleri altında olan sınır çitlerini geçmeyi başardı. Kimileri paraşütle sınıra geçti ve hatta bir motorlu tekne, İsrail sahil kasabası ve askeri üssü olan Zikim’e doğru hareket ederken görüntülendi. Kassam Tugayları, çok sayıda İsrailli sivili esir alarak Gazze’ye geri götürdü ve bu olayları video kayıtlarıyla belgeledi. Üstelik bir Gazzeli televizyon muhabiri İsrail topraklarından bir saldırı hakkında canlı yayın yaparak şaşkınlık yarattı.

Michigan Üniversitesi Ford School’da görev yapmış eski Beyaz Saray terörle mücadele yetkilisi Javed Ali, bu saldırıyı “etkisi, karmaşıklığı ve kapsamı açısından etkileyici” olarak değerlendirdi. New York Times’a konuşan Ali, İran’ın Hamas ile uzun süredir devam eden ilişkisini ve para, silah ve eğitim sağladığını göz önünde bulundurarak, İran’ın desteğinin muhtemelen önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Ayrıca, İsrailli analistler, 50 yıl önce yaşanan 1973 Yom Kippur Savaşı sırasında yaşanan istihbarat sorunlarına atıfta bulunarak, bu tür eksikliklerin zaman içinde giderilemediğini vurguladılar. BBC’ye konuşan İsrailli yetkililer, muhtemel ihmallerle ilgili bir soruşturma başlatıldığını ve bu soruşturmanın yıllarca sürebileceğini belirtti.
Güvenlik uzmanları, Hamas’ın yıllar içinde İsrail’in gözetleme ve istihbarat çabalarını aşmak için taktikler geliştirebildiğini, ancak bu ölçekte bir saldırının planlanması, hazırlık yapılması ve saldırı öncesi hareketlerin tespit edilememesinin İsrail istihbarat kurumları için kabul edilemez olduğunu belirtiyorlar.
Sadece Filistin’e değil, aynı zamanda Lübnan, Suriye ve diğer bölgelerdeki silahlı gruplara sızabilen ve liderlere hedefe yönelik saldırılar düzenleyebilen İsrail istihbaratının bu zafiyeti, uzun yıllar boyunca tartışılacağa benziyor. Ancak şu an İsrail yönetimi, devam eden saldırıları durdurmaya ve bu olayın Batı Şeria ve ülkenin kuzey sınırına yayılmamasına odaklanmış durumda.
