Türk bir korsan olan Hızır Reis, Kaptan-ı Derya olarak bilinen Barbaros Hayrettin Paşadır. Hızır Reis’in abisi Oruç Reis, gençliğinde gemi ve deniz ticaretini çok iyi öğrenmiştir. Cesareti, zekâsı ve girişimciliği ile kısa zamanda bir gemi sahibi olmuştur. Bu dönemde Barbaros kardeşler Müslümanlara baskı kuran İspanyollarla büyük savaşlara girmeye başlamıştır.
Kısa süre içinde Cezayir’i ele geçirmişlerdir. Oruç Reis artık sadece bir denizci değil aynı zamanda Cezayir hükümdarı olmuştur. Fakat bu sadece bir sene sürmüştür. Çünkü İspanyollar ertesi yıl Cezayir’i geri almak için, bazı yerliler ile birleşerek saldırıya geçmiştir. Bu savaşta Hızır Reis abileri olan İshak ve Oruç Reis’i şehit vermiştir.
Yapılan bu savaştan sonra ağır darbe yiyen Hızır Reis, ne olursa olsun düşmanın eline vermedikleri Cezayir’in başına geçmiştir. Dönemin padişahı Yavuz Sultan Selim adına para bastırıp, hutbe okutarak ona bağlılığını bildirmiştir. Yavuz Sultan Selim’de Hızır Reis’i Cezayir beylerbeyliğine atayarak koruması altına almıştır.
Hızır Reis’in Barbaros Hayrettin Paşa İsmini Alması:
Yavuz Sultan Selim, Hızır Reis’e Osmanlı devletine yaptığı hizmetinden dolayı dinin hayırlısı anlamına gelen Hayrettin adını vermiştir. Barbaros ismi ise, aslında ağabeyi Oruç Reis’e aittir. Bu isim sakallarının kızıllığından dolayı İtalyanca ‘’Kızıl Sakal’’ anlamına gelen Barbarossa’dan gelmiştir. Ancak onun ölümünden sonra kendisine de bu isimle hitap edilince, Barbaros Hayrettin olmuştur.
Hızır Reis, Türk ve Müslümandır. Talan ve yağma yapan deniz korsanları gibi değildirler. Bunlar karadaki akıncıların, denizdeki karşılığı olan deniz akıncılarıdır. Yani denizde düşman gemilerini takip ederler, Müslümanlarla uğraşan Hıristiyan ülkelerinin sahillerini vururlar, onların deniz kuvvetlerini tesirsiz hale getirirlerdi.
Barbaros Hayrettin Paşa ilim sahibi cesur bir komutandır. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi öğrenmiştir. O zamanlarda Akdeniz’de fırtına estirmeye devam etmiştir. Yeni yerler fethedip ganimetler toplamıştır.
Diğer yandan büyük fetihler yapan Osmanlı Devleti, karada olan gücünü herkese göstermiştir. Sıradaysa, Akdeniz’deki hedefine ulaşmak vardır. Avrupa’nın en büyük ve güçlü devleti olan İspanya’ya karşı denizlerde fetihler sürdürmek istiyordu. Yavuz Sultan Selim’in yerine tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin’i İstanbul’a davet etmiştir. Çünkü Barbaros denizleri çok iyi bilen, uzun yıllar İspanya’ya karşı savaşmış ve onları yakından tanıyan bir kaptandır.
Barbaros’un İstanbul’a gidip Osmanlı Devleti’ne tâbi olacağı haberi Avrupa’yı ve özellikle de ispanya kralını çok tedirgin etmiştir. Çünkü Barbaros Hıristiyanlara karşı verdiği mücadeleden dolayı Akdeniz’i avucunun içi gibi bilmektedir. Bunu duyan Papa ordu ya şöyle seslenmiştir; sizler Barbaros’a karşı cenk etmeyiz. Çünkü o vardığı yeri almadan bırakmaz. Şunu iyice anlayın ki bir yerin onun tarafından alınması kararlaştırılmış iken, onunla savaşıp da ölenler Cennete giremez. İşte bu yüzden Barbaros’un Sultan Süleyman’ın saflarına girecek olması tüm dengelerin değişmesi demektir. Bu dönemde Akdeniz dünyasında Barbaros adeta Kanuni’den bile meşhurdur.
Barbaros Hayrettin Paşa’nın Başarıları:
Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı donanmasının amirali yani Kaptan-ı Deryası olmuştur. Barbaros Kaptan-ı Derya olurken, o dönemde yaşayan efsane bir isim daha vardır. İlk dünya haritasını çizen ve Derya Sancak Beyi yani tümamiral unvanı olan Piri Reis’te o dönemde yaşamıştır. Barbaros kardeşler ile birçok sefere katılıp zaferler kazanmıştır.
Barbaros, bu dönemde güçlü Osmanlı donanması ile Akdeniz’e açılmış, İtalya kıyılarına vurmuş ve Ege Denizi’ndeki Venedik adalarını, Osmanlı topraklarına katmıştır. Türk tarihinin en büyük deniz savaşı Preveze deniz savaşı bu dönemde yapılmıştır.
Hıristiyan dünyası Preveze Deniz Muharebesi ile Akdeniz’deki hâkimiyetini kesin biçimde kaybetmiştir. Preveze, Hıristiyan devletleri için olduğu kadar Osmanlı’nın denizciliği için de bir dönüm noktası olmuştur. O zamana kadar bir kara devleti olan Osmanlı, tam anlamıyla deniz siyasetinin içine girmiştir. Kanuni dönemi, Osmanlı deniz gücünün Akdeniz’de kendini hissettirecek bir seviyeye ulaştığı dönem olmuştur. Bu savaştan sonra artık Akdeniz ‘’Türk Gölü’’ adı ile anılmaya başlamıştır.
Barbaros Hayrettin Paşa, 1546 da İstanbul’da vefat etmiş ve Beşiktaş’taki türbesine defnedilmiştir. Günümüzde dahi sefere çıkan veya tatbikata giden Türk gemileri, bu türbenin önünden geçerken Barbaros Hayrettin Paşa’yı top atışı ile veya özel bir selamla selamlamaktadır.
Kazandığı üstün başarıların ardından Kanuni kendisine şöyle söylemiştir. Bire Hayrettin bir kulun ömrüne bu kadar az zamanda fütuhat düşmez, diyerek kendisini övmüştür. Ayrıca Barbaros Hayrettin Paşa’yı anlatan bir kitap yazılmasını istemiştir. Çoğunlukla onun denizlerde geçen yaşantısına bakıldığında nice büyük zaferler elde ederken görülmüştür. Fakat Barbaros Hayrettin Paşa, hiçbir zaman gururlanmadan ve büyüklenmeden hep Allah’a şükür eden bir kişidir.

