Diyarbakır Surları, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve zengin bir kültürel mirasın parçası olmuştur. Ancak bu surların kalkan balığı şeklinde olması, onları diğer tarihi yapılarından ayıran ilginç bir özelliktir. Bu benzersiz mimari form, bölgedeki efsanelerle de bağlantılıdır; özellikle Hz. Yunus Peygamber’in hikâyesi bu bağlamda dikkat çekmektedir. Hz. Yunus’un, balığın karnında geçirdiği süre ile Diyarbakır Surları’nın yapısı arasındaki ilişki, hem tarihsel hem de sembolik bir anlam taşımaktadır.
Diyarbakır’ın tarihi surları, sadece şehrin korunması için inşa edilmemiş, aynı zamanda bölgenin kültürel ve dini mirasına da ev sahipliği yapmıştır. Bu kadim yapılarla ilgili anlatılan en ilginç hikâyelerden biri de Hz. Yunus’a dair olan efsanedir.

Tarihin Akışında Stratejik Merkez Diyarbakır ve Diyarbakır Kalesi’nin Önemi
Konumu, doğal kaynakları, iklim özellikleri ve sahip olduğu potansiyel nedeniyle Diyarbakır, insanlık tarihinin medeniyet kurma sürecinde kritik bir rol oynamıştır. Bu kent, insanların yerleşik hayata geçerek güçlü devletler kurduğu dönemlerde, çevresindeki diğer yerleşim alanlarına kıyasla daha fazla ön plana çıkmayı başarmıştır. Tarihi belgeler, pek çok büyük devletin Diyarbakır’a sahip olabilmek için büyük mücadeleler verdiğini ortaya koymaktadır.
Diyarbakır Kalesi’nin inşası, genişletilmesi ve farklı uygarlıklar tarafından sürekli güçlendirilmesi, şehrin stratejik önemini ve ona hükmetme isteğini açıkça gözler önüne sermektedir. Tarih boyunca süregelen bu hâkimiyet arzusunun ve kaybetme korkusunun simgesi olan kale, dünya üzerinde benzerine az rastlanan örneklerden biridir.
Birçok bilimsel araştırmaya konu olmasına ve hala gizemini korumasına rağmen, bu nadide yapı, uzun süre hak ettiği değeri görememiş; ancak 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi‘ne dâhil edilerek uluslararası alanda tanınma fırsatını bulmuştur.

Çin Seddi’nden Sonra Dünyanın En Uzun ve Geniş Savunma Duvarı
Diyarbakır Kalesi veya Diyarbakır surları, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yer alan önemli bir tarihi yapıdır. İç kale ve dış kale olmak üzere iki ana bölümden oluşan bu kalenin ana giriş kapıları arasında Dağ Kapı (Harput Kapısı), Urfa Kapı (Rum Kapısı), Mardin Kapı (Tell Kapı) ve Yeni Kapı (Dicle-Irmak-Şat Kapı) bulunmaktadır.
Yaklaşık dokuz bin yıllık bir geçmişe sahip olan Diyarbakır surları, Çin Seddi’nden sonra dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı olarak kabul edilmektedir. 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilen bu yapı, 2015’te ise resmi olarak Dünya Mirası olarak tescillenmiştir.

Diyarbakır‘ın çok eski yapılarından biri olan Keçi Burcu da bu surlar içinde yer almaktadır. Surlar, tarihi önemi ve mimari özellikleriyle dikkat çekmektedir. Ancak, 2023 Kahramanmaraş depremleri sırasında kalenin surları hasar görmüştür.
İlk yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, İç Kale’nin şehrin ilk yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Kaynaklara göre, M.Ö. 2000’li yıllarda bölgede Hurrilerin yaşadığı ve bu dönemde Hurrilerin kentinin surla çevrili olduğu bilinmektedir. Ayrıca, M.Ö. 9. yüzyılda Bit-Zamani kabilesinin başkenti olduğu dönemde eski surların onarıldığı da kayıtlara geçmiştir. Roma döneminde yapılan müdahalelerin ise M.S. 330-338 ve 349 yıllarında gerçekleştiğine dair bilgiler bulunmaktadır.

Hz. Yunus’un Hikâyesi ve Diyarbakır Surlarının Bağlantısı
Kuran-ı Kerim’e göre Hz. Yunus, Ninova şehrine peygamber olarak gönderilir. Ancak, Allah’ın izni olmadan oradan ayrılınca, bir gemideyken denize atılır. Hz. Yunus, balığın karnında 3 ila 40 gün arasında bir süre kalır. Rivayetlere göre, M.Ö. 7. yüzyılda yaşamış olan Hz. Yunus, Amid’de (günümüzdeki Diyarbakır) ve Fiskaya Mağarası’nda yedi yıl geçirmiştir.
Evliya Çelebi’ye göre, Hz. Yunus, Amid halkının iman etmesi üzerine onlara dua eder: “İliniz bayındır, halkınız devamlı sevinçli ve neşeli, bütün çoluk çocuğunuz uzun ömürlü, soylu ve doğru yolda olsun”. Ayrıca, şehrin yöneticisi Amalak’ın kızlarından biri olan Melike’nin de inananlar arasında bulunduğu ve şehrin iç kalesinin Hz. Yunus’un işaret ettiği şekilde inşa edildiği rivayet edilmektedir.

Tarihçi Arafat Yaz, Hz. Yunus’un balık hikâyesi ile kalkan balığı arasındaki ilginç bağlantıyı ele alırken, “Hz. Yunus’un kaldığı Fiskaya Şelalesi altındaki mağara, Dicle Nehri ile kalkan balığının kafası arasında, balığın ağız ve burun kısmına denk gelmektedir. Kutsal kitaplarda yer alan Hz. Yunus’un balık tarafından yutulma hikâyesi, Âmid Kalesi’nin kalkan balığı tarafından yutulduğunu simgeleyen bir anlatımla örtüşmektedir,” demektedir.
Yaz, kalenin ilk kurulduğu yerin günümüzde Amida Höyük olarak bilinen, surlarla çevrili bir tepe olduğunu belirtmektedir. Amida Höyük, ilk haliyle Diyarbakır iç kalesinin içinde yer alan tek başına bir kale iken, etrafına sonradan inşa edilen surlarla birlikte bir iç kale halini almıştır. Bu yerin çok eski bir geçmişe sahip olduğu göz önüne alındığında, burası büyük bir yerleşim yeri olmaktan ziyade, az sayıda insanı barındıran stratejik bir askeri nokta olarak kullanılmaktaydı. Kalkan balığının göz kısmına denk gelen bu kale, daha sonra iki kez genişletilmiş ve son halini alarak kalkan balığının kafasını oluşturmuştur.

Yaz, “Bu bölgenin Diyarbakır’daki ilk yerleşim yeri olduğunu kesin bir şekilde ifade edebiliriz,” diyerek, yapının Hurilerden kaldığını ekler. “Diyarbakır’ın eski fotoğraflarından ve sur kalıntılarından bu bölgenin bir kale olduğu ve ilk yerleşim yeri olduğu açıkça anlaşılmaktadır.”
Daha sonra, iç kalenin ve Amid Kalesi’nin genişletilme tarihlerinin belirsiz olduğuna dikkat çeken Yaz, “M.Ö. IX. yüzyılda şehri başkent edinen Bit-Zamani kabilesinin eski surları onardığı biliniyor, ancak çalışmanın kapsamı hakkında kesin bir bilgi yok,” ifadelerini kullanmıştır. Hurriler döneminde tahkim edilen bu surların, 76 yıl boyunca şehre hâkim olan Bit-Zamani Krallığı zamanında önemli ölçüde geliştiği anlatılmaktadır.
Diyarbakır Surları’nın Hz. Yunus’un hikâyesini yansıttığına dair ortaya atılan görüş, tarihçiler ve halk arasında büyük bir ilgi uyandırmıştır. Her ne kadar bu iddianın kesin bir kanıtı bulunmasa da, Diyarbakır Surları’nın tarihi ve kültürel değeri tartışmasız bir gerçektir.
Konu ile ilgili ”Balık Tarafından Yutulan Hz. Yunus Peygamber ve Ninova Halkı’‘ isimli makale için TIKLAYINIZ!
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
