Tac Mahal, dünyada aşk için inşa edilen en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilmektedir. Yapı Babür İmparatorluğu’nun 5. hükümdarı Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. O zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan’ın Agra şehrinde bulunmaktadır. Jumna Nehri’nin kıyısına yaptırılmış anıtsal bir yapıdır.
Kalplere dokunan hikâyesi ve görkemli mimarisi ile Türk-İslam tarihinin en önemli yapıtları arasında gösterilmektedir. Şah Cihan 1631 yılında genç yaşta ölen eşi Ercüment Banu Begüm için yaptırmıştır. Görenleri kendisine hayran bırakan yapı, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

Dünyanın en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biridir. Eser aynı zamanda Hindistan’ın en çok ziyaret edilen turistlik mekânıdır. Yapımında Türk mimarlar çalışmıştır. Eserin yapımı 20 yılda tamamlanmıştır. Dünyanın en güzel, en muhteşem ve en meşhur türbesidir.
İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı’nın, dünyanın modern yedi harikasını belirlemek amacıyla düzenlediği yarışmada, cep telefonu ve internet oylarıyla yapılan oylama sonucunda Tac Mahal, 7 Temmuz 2007’de bu listeye dahil edilmiştir.

Şah Cihan’ın Eşine Duyduğu Aşkın Hikâyesi
Tac Mahal, 666 yılında ölen İmparator Şah Cihan’ın ve eşi Mümtaz Mahal’in mezarlarını bulunduran bir türbedir. Eser dönemin hanedanının güç ve kudretini temsil etmektedir. Ayrıca Şah Cihan ve eşi Ercüment Banu Begüm arasındaki aşkın sembolü olarak nitelendirilmektedir.
Anlatılan rivayete göre; Şah Cihan tahta çıktıktan sonra, Mümtaz Mahal adını alan Ercüment Banu ile evlenmiştir. Ercüment Banu güzelliği, zekâsı, iyilikseverliği ile bütün imparatorluğun gönlünü fethetmiş seçkin bir sultandır. Özelliklerinden dolayı ‘’ayrı bir yeri olan’’ anlamında Mümtaz unvanını almıştır. Mümtaz Mahal diye anılmaya başlamıştır.

Şah Cihan, ona henüz 16 yaşındayken gönül koymuş evlenmek için 5 yıl beklemiştir. Şah Cihan çok sevdiği eşini gittiği her yere götürmektedir. Eşine duydu aşk kadar memleket meselelerinden de çok fazla güvenmekte ve söz hakkı tanımaktadır. Hatta kendisine ait olan yüksek yetki mührünü kullanma imkânı vermiştir.
Mümtaz Mahal politika işlerine çok girmek istemese de seferlerde eşinin yanında yer alırmış. 14 çocuğu olmuş fakat sekizi hayatta kalmıştır. Bir sefer sırasında 14. çocuğunu doğururken 40 yaşında hayatını kaybetmiştir. Şah Cihan eşinin ölümü üzerine hayata küsmüş ve kendisini eve kapatmıştır. Fakat daha sonra hatırasını yaşatmak için görkemli bir anıt mezar yaptırarak teselli bulmaya çalışmıştır. Türbe sanat ve mimari açıdan oldukça dikkat çekici bir yapıdır.

Tac Mahal’in Olağanüstü Mimarisi
Türbe iki tarafına simetrik yapılar şeklinde inşa edilmiş cami, konuk evi ve anıtsal bir giriş kapısından oluşan yapılar bütünüdür. Hükümdar türbenin yapımı için mimar ve ustalardan oluşan bir heyet kurmuştur. Heyet içerisinde Osmanlı, İranlı, Suriyeli usta ve zanaatkârlar bulunmaktadır. Bağdat’tan hattat ustaları, Buhara’dan kakma ustası, İstanbul’dan kubbe ustası, Semerkant’tan minare yapımcısı, Kandahar’dan taş ustası, Şiraz’dan çizim ustası getirtilmiştir.
Türbenin yapımında, parlak ince mavi damarları olan beyaz mermerler kullanılmıştır. Aynı mermerlerin kullanımı ile yerden yüksekliği 82 metre olan kubbeler yapılmıştır. Kubbe Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmış ve 1648 yılında tamamlanmıştır. Anıtın dört tarafına, Hattat Settar Efendi tarafından Yasin Suresi’nin tamamı yazılmıştır. Yapımında çok sayıda usta ile birlikte 20 bin işçinin çalıştığı tahmin edilmektedir.

Tac Mahal’in üst katında, kubbenin tam altında Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’ın sandukaları yer alır. Bu bölümdeki kubbenin akustiği öyle bir tasarıma sahiptir ki, insan sesi burada tam yedi kez yankılanır. Şah Cihan ve Mümtaz Mahal’in asıl mezarları ise en alt katta, halkın erişimine kapalı bir bölmede bulunur.
Tac Mahal’in süslemeleri de yapının eşsizliğini ortaya koyar. Duvarlarına gömülü yüz binlerce akik, sedef ve firuze taşının yanı sıra, 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 iri inci de yapının göz alıcı güzelliğine katkıda bulunur. Bu değerli taşlar, Tac Mahal’in zarafetini ve işçiliğini benzersiz kılan detaylardandır.1630 da inşasına başlanan eser yaklaşık 20 yıl sonra 1650 yılında tamamlanmıştır.

Yapı için İngiliz ordusu lordu olan Edward Lear “Dünyada insanlar ikiye ayrılır: Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler” demiştir. Doğulu, batılı birçok ünlü yazar ve şaire ilham kaynağı olan Tac Mahal, mehtaplı gecelerde aydan bile daha parlak görünmektedir. 1966 yılında Hint-Pakistan Savaşı sırasında, Pakistan savaş uçaklarına yol gösterici bir parıltı olmaması için Hint hükümeti tarafından kubbesi siyah bir çadırla örtülmek zorunda kalmıştır.
Tac Mahal İle İlgili Efsaneler
Siyah Tac Mahal Efsanesi
Rivayete göre, Şah Cihan, Yamuna Nehri’nin karşı kıyısına, Tac Mahal’in tam karşısına kendisi için siyah mermerden bir anıt mezar inşa etmeyi planlamıştı. Ancak oğlu tarafından tahttan indirildiği için bu plan gerçekleşemedi.
Bu iddia ilk olarak 1665 yılında Agra’ya gelen Fransız seyyah Jean-Baptiste Tavernier’in yazılarında yer aldı. 2006 yılında Tac Mahal’in karşısındaki Mehtap Bağı’nda arkeologlar tarafından bulunan siyah mermer kalıntıları, bu efsaneye olan inancı artırdı; ancak daha sonra yapılan araştırmalar bu mermerlerin bir yazlık saray kalıntılarına ait olduğunu ortaya koydu.
İskelenin Sökülmesi Efsanesi
Bir başka efsaneye göre, Tac Mahal’in kubbesini desteklemek için inşa edilen iskele, kubbeden daha çok iş gücü ve maliyet gerektirmişti. İnşaatın sonlarına doğru, Şah Cihan’a iskelenin söküm işleminin beş yıl süreceği bilgisi verildi. Bunun üzerine, Şah Cihan tüm halkın iskelenin tuğlalarını almasına izin verileceğini ilan etti. Halk kısa sürede iskeleyi tamamen sökerek, bir gecede yapıyı temizledi.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
