Efsaneler arasında önemli bir yere sahip olan Kral Midas, tarih boyunca anlatılan hikâyelerle ve öykülerle zenginleşmiş bir karakterdir. Özellikle “Eşek Kulaklı Kral Midas” olarak anılan bu efsanevi kralın hayatı, zenginlik arayışından kaynaklanan dileklerinin ve sonrasında yaşadığı pişmanlıkların öyküsüne dönüşmüştür.
Kral Midas’ın, Dionisos’un armağanını istemesi ve sonrasında yaşadığı lanet, halk arasında dilden dile dolaşan efsaneler arasındadır. Bu durum, Midas’ın sadece zenginlik değil, aynı zamanda hatalar ve acı dolu anlarla dolu olan yaşamının sadece bir kısmını temsil etmektedir. Bu efsanevi figürün hayatı, servet arayışından pişmanlıklara ve nihayetinde özgürlüğünü yeniden kazanmaya uzanan bir öyküyü barındırmaktadır.
Kral Midas Kimdir?
MÖ 738 ile MÖ 696 yılları arasında yaşamış efsanevi Frigya kralı, Kral Midas ya da Asur kaynaklarında geçen adıyla Muşkili Mita, Polatlı’da kurulmuş olan Frigya’nın başkenti Gordion‘da hüküm sürmüştür. Midas’ın krallığıyla birlikte yaşamı ve ölümü hakkında pek çok efsane ve mitoloji mevcuttur. Yaşamı boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşan Midas, genellikle “eşek kulakları” veya “her dokunduğunu altına çevirme yeteneği” ile tanınmaktadır.
Kral Midas’ın kafatası, günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘nde sergilenmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda, Midas’ın doğumunda bir hastalık geçirdiği ve kulak kanallarının asimetrik olarak geliştiği tespit edilmiştir. Asimetrik kulak yapısı, oldukça ender rastlanan bir durumdur ve kişinin bir kulağının diğerine oranla belirgin şekilde daha yukarıda veya aşağıda olmasıyla kendini gösterir. Bu hastalık Midas’ın kafatasında belirgin izler bırakmıştır ve dış görünümünde belirgin bir farklılık oluşturmuştur.
Midas, halkının kendisinden utanmaması için sürekli bir “serpuş” takarak dolaşmıştır. Ancak halkı, krallarının kulakları hakkında dedikodu yapmış ve göremedikleri kulakları, eşek kulağına benzeterek yorumlarda bulunmuşlardır. Bu durum, Midas’ın kulaklarıyla ilgili halk arasında dolaşan söylentilerin güçlenmesine sebep olmuştur.
Kral Midas’ın Kehanetle Gelen Krallığı
Kral Midas, Frigya bölgesinde yaşamıştır; bu bölge günümüzde Eskişehir, Kütahya ve Afyon olarak bilinir. Frigya’nın başkenti Gordion, çeşitli kaynaklara göre Midas’ın babası ve aynı zamanda Frigya’nın diğer bilinen kralı olan Gordios tarafından kurulmuştur.
Tarih kayıtlarına göre, Frigya’nın önde gelen krallarından biri olan Gordios’un ölümüyle, halk yeni kralın kim olacağı konusunda belirsizlik yaşamış ve kâhinlerden yardım istemiştir. Kâhinler, “Kente at arabasıyla ilk girecek kişi kral olacak!” şeklinde bir kehanette bulunmuşlardır. Bu kehanet doğrultusunda, Telmessos‘tan (bugünkü Fethiye) Frigya’ya giriş yapan arabanın içinde Midas ve ailesi bulunmaktaymış.
Midas, babasının ardından tahta geçerek Frigya’nın en zengin ve refah içindeki dönemlerinden birini yaşatmıştır. Midas, Frig ülkesinin tanınmış krallarından biridir ve genellikle Frig kralları ya Gordios ya da Midas olarak anılırdı. Az sayıda bulunan belgelere dayanarak, başkent Gordion’un Gordios tarafından kurulduğu ve Midas’ın bu krallık döneminden sonra tahta geçtiği tahmin edilmektedir.
Arkeolojik kayıtlara göre MÖ 1360’da Anadolu ve Yunanistan, büyük bir depremle sarsılır. Bu felaket sırasında birçok şehir yıkılır. Rivayetlere göre Atlantis kıtası da bu depremde yok olur ve sular altında kalır. Bu felaketin ardından, Eski Yunanistan ve Makedonya’dan gelen Trakya kavimleri yeni yerler aramak üzere göç ederler. Bu göç dalgasından bir grup Karadeniz’in kuzeyine yönelir ve İran adlı bir kavimle buluşarak Kafkasya’yı geçer, günümüz İran topraklarına yerleşir. Diğer bir grup deniz yoluyla Mısır’a doğru hareket eder ancak Firavun III. Ramses’in engeliyle karşılaşarak Mısır’a giriş yapamaz.
Bu dönemde, Anadolu’da hüküm süren Hitit Krallığı ise veba salgını ve isyanlarla boğuşurken zayıflar. Trakya’dan gelen diğer bir grup ise MÖ 1200 civarında boğazları aşarak Anadolu’ya geçer ve Hitit egemenliğine son verir. Frig’ler, başkenti Gordion olan bir krallık kurarak kısa sürede büyür ve Orta Anadolu’yu kontrol altına alır.
Frigya, en görkemli dönemini Kral Midas döneminde yaşar. Midas, çağının en ünlü krallarından biri olup Asur kralı Sargon‘un yazılı kayıtlarında “Muşkilerin Mita’sı” olarak anılır. Kral Midas’ın ölümünden sonra Gordion kenti, MÖ 6. yüzyılın sonlarına kadar bolluk ve refah içinde varlığını sürdürür.
Kral Midas’ın Gizemli Ölümü
Kral Midas’ın kral seçilişi ve yaşamı boyunca hüzün veren eşek kulakları kadar, ölümü de efsanelere konu olmuştur. Midas, kendini görkemli bir başkente sahip sanıyordu, ancak bugün, surları ve kale kapısıyla dahi görenleri şaşırtan Midas’ın Gordion’u, MÖ 695 yılında Anadolu’yu adeta çekirge sürüsü gibi yiyip bitiren Kimmer Baskını’na dayanamayarak yerle bir olmuştur. Bu baskından sağ kurtulmuş olsa da, o günden sonra sıkıntılı bir yaşam sürmüştür. Gordion’un harap olmuş kalıntıları üzerinde dolaşan Midas, mitolojiye göre boğa kanı içerek intihar etmiştir.
Ancak uzmanlar, Kral Midas’ın kafatasını 3 boyutlu tomografi ile inceleyerek farklı bulgulara ulaşmışlardır. İncelemeler sonucunda kafatasının içyapısında önemli değişiklikler tespit edilmiş, göz çukurunun sağ köşesinden yukarı doğru bir kırık hattı görülmüştür. Patoloji uzmanları tarafından incelenen küçük bir parça kemikte büyük bir değişiklik olmadığı ancak mikroskobik seviyede bazı kahverengi lekelerin olduğu fark edilmiştir. Bu lekelerin demir içerdiği ve kan elemanlarının kalıntılarından kaynaklanan pigmentler olduğu özel bir boya ile belirlenmiştir. Midas’ın ölüm sebebinin mitolojide anlatıldığı gibi boğa kanı içerek intihar etmekten değil, başının sağ tarafına aldığı ağır bir darbe sonucu öldürüldüğü ispatlanmıştır.
Midas’a ait olduğu söylenen vücut iskeletinin kaybolduğu iddia edilmiş olsa da, 1992’den bu yana üzerinde çeşitli araştırmalar yapılan kafatası, bugün Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.
Midas’ın Dokunduğu Her Şeyi Altına Çevirmesi
Midas’ın hikâyesi, şarap tanrısı Dionisos’un yoldaşı Satiros’un, Frigya’yı gezerken Kral Midas’ın gül bahçesinde uyuya kalmasıyla başlar. Midas, Satiros’u bulup on gün on gece boyunca sarayında misafir eder. Konukseverliği, Dionisos’un dikkatini çeker ve Midas’a bir dileğini gerçekleştireceğini söyler. Kral Midas, her dokunduğunun altına dönüşmesini ve daha zengin olmayı diler.
Ancak Midas’ın dokunduğu her şey, yiyeceklerden içeceklere ve hatta ünlü gül bahçesine kadar altına dönüşür. Bunun üzerine Midas, bu uğursuz gücünü geri almasını Dionisos’tan ister. Acıyan tanrı, Midas’a Paktalos Irmağı‘nda yıkanmasını söyler. Midas, ırmakta yıkanarak bu lanetten kurtulur ve efsaneye göre ırmaktaki altın parçacıkları bu olaya bağlanır.
Midas’ın Eşek Kulakları Efsanesi
Müziğin, sanatın, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı olarak kabul edilen Apollon ile Kır Tanrısı Pan arasında bir çalgı çalma yarışması düzenlenmiştir. Bu yarışmada Midas, yargıçlardan biri olarak seçilmiştir. Kır tanrısı Pan, kavalıyla büyüleyici sesler çıkarıyordu; ancak Apollon’un gümüşten yapılmış liri herkesi etkisi altına alıyordu. Apollon çalmaya başladığında, herkes onun melodisine hayran kalmıştır. Diğer yargıcın, dağ tanrısı Tmolos’un Apollon’a çelenk vermesine karşın, Midas, oyununu Pan lehine kullanınca Apollon öfkelendi. “Güzel müziği ayırt edemeyen birinin kulakları insan kulakları olamaz, sana eşek kulakları yakışır!” diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına dönüştürdü.
Midas, tanrının hediyesini büyük bir başlıkla saklamıştı. Ancak saçlarını kesen berber sonunda kulaklarını gördü ve kralın sırrını öğrendi. Bu sırrı insan ağzıyla saklayabilmek mümkün müydü? Berber, acılar içinde, dayanılmaz ıstıraplar çekerek sırrını bir kuyuya haykırmaya karar verdi. Kuyuya eğilip, “Midas’ın kulakları eşek!” diye bağırdı. Sır, kuyunun suyu tarafından sazlara, sazlar ise rüzgârla yayılarak tüm ülkeye ulaştı. Halk, Midas ile alay etmeye başladı ve gölge oyunlarıyla onun hakkında eğlenceli gösteriler düzenledi.
Midas, kulaklarını kestirmeye karar verdi ve bu isteğini yerine getirdi. Ancak kestiği kulaklar, kısa bir sürede tekrar eski haline döndü. Herkes, onunla alay etmeye ve “eşek kulaklı Midas” olarak adlandırmaya başladı. Kral, Tanrı’ya yalvararak, “Tanrım, bu kulaklarımı düzelt, ama buna karşılık bütün servetimi al” dedi. Tanrı, onu affetti ve Midas’ın kulakları eski haline geri döndü. Ancak kimse bunu görmeden, gizlice canını alıp, onu bir mezara gömdü.

