Güney Afrika, terk edilmiş madenlerin suç çeteleri ve yasadışı faaliyetler için birer sığınak haline gelmesiyle mücadele ediyor. Son haftalarda, ülkenin kuzeybatısında yer alan bir altın madeninde mahsur kalan yasadışı madenciler, insanlık trajedisi boyutlarına ulaşan bir krizle dikkatleri üzerine çekti. Kasım ayından bu yana açlık ve susuzlukla mücadele eden kaçak madenciler arasında “yamyamlık” yapıldığı iddiaları gündeme geldi.
Yetkililer, Kuzey Batı eyaletindeki Stilfontein bölgesinde yer alan Buffelsfontein madenine yerleşen kaçak madencileri etkisiz hale getirmek için sert bir yöntem tercih etti: Yiyecek ve su kaynaklarını kesmek. Ancak bu kararın beklenmedik ve korkunç sonuçlar doğurduğu iddia ediliyor.

Yamyamlık İddiaları Gündemde!
İnsan hakları örgütü Madencilikten Etkilenen Toplulukların Eylem Birliği (MACUA), Güney Afrika Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede çarpıcı iddialara yer verdi. Örgüt, hayatta kalma mücadelesi veren kaçak madencilerin, açlık nedeniyle ölen arkadaşlarının cesetlerini yemek zorunda kaldığını ileri sürdü. Bu durum, ülkede hem kamuoyu hem de yetkililer arasında büyük yankı uyandırdı.
MACUA’nın mahkemeye sunduğu dilekçede, hükümetin mahsur kalan madencileri kurtarmak için adım atmamasının yasalara aykırı olduğu belirtilerek, acil müdahale talep edildi. Mahsur kalan yüzlerce madencinin ölüm ve açlıkla karşı karşıya olduğu vurgulandı ve madenin içinde çok sayıda ceset bulunduğu iddia edildi.
Daha önce Pretoria Yüksek Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, madencilere gıda ve içecek yardımı yapılması ve güvenli bir şekilde tahliyelerinin sağlanması için hükümete çağrıda bulunulmuştu. Ancak bu talep, mahkeme tarafından reddedilmişti.

Hükümetten ve Polisten Yanıt: İddialar Hala Belirsiz
Kuzey Batı Eyalet Polisi Sözcüsü Adele Myburgh, devlet televizyonu SABC’ye yaptığı açıklamada, “yamyamlık” iddialarının madenciler tarafından yer altından gönderilen mektuplara dayandığını ifade etti. Myburgh, “Bu iddia şu aşamada doğrulanamaz veya reddedilemez. Fiziksel bir kanıt elimizde yok.” dedi.
Hükümetten yapılan açıklamada ise kaçak madencilerin kendi imkanlarıyla madenden çıkabildikleri ve bazılarının teslim olmaktan kaçınmak için gecikmeli çıkışları tercih ettikleri ifade edildi. Ayrıca, mevcut kanıtların madencilerin yiyecek sıkıntısı çekmediğini gösterdiği belirtildi.
Sosyoekonomik Faktörler Kaçak Madenciliği Besliyor
Hükümet yetkilileri, kaçak madencilikle mücadelede kararlılıklarını vurgularken, insanları bu faaliyetlere iten sosyoekonomik koşullara dikkat çekti. Güney Afrika’da, “zama zama” olarak bilinen kaçak madenciler, terk edilmiş ya da tehlikeli gaz sızıntılarının yaşandığı faal madenlerde altın ve krom gibi değerli madenler arıyor.
Ülkede 10 bin ila 30 bin kişinin doğrudan kaçak madencilik faaliyetlerine katıldığı tahmin ediliyor. Yalnızca kaçak altın madenciliğinin Güney Afrika ekonomisine yıllık maliyeti 3,8 milyar dolar seviyesinde.

Hükümet Politikaları Tartışma Yarattı
Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Khumbudzo Ntshavheni’nin, kaçak madencilerin gerekirse “dumanla dışarı çıkarılacağı” açıklaması kamuoyunda geniş yankı buldu ve tepkilere neden oldu. Şimdiye kadar 1500’e yakın madenci madenden çıkarak polise teslim oldu. Ancak hâlâ yüzlerce kişinin teslim olmamakta direndiği ifade ediliyor.
Olay, ulusal ve uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, insan hakları örgütleri hükümetin tutumunu eleştirmeye devam ediyor. Durumun bir an önce çözüme kavuşturulması ve mahsur kalan madencilerin hayatlarının kurtarılması için baskılar sürüyor.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
