Muallak Taşı ya da bilinen diğer adıyla Hacer-i Muallak taşının anlamı ‘’havada asılı duran taş’’ demektir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in Miraca çıkarken ayak bastığı kaya olarak bilinmektedir. Kudüs’teki Tapınak Tepesi’nin merkezinde, Kubbet-üs Sahra’nın içinde yer alır. Bazıları ona “Muallak Taşı” adını verirken, diğerleri “Kutsal Kaya” veya “Başlangıç Kayası” olarak adlandırmaktadır. Bu kaya üzerindeki Kubbetüs Sahra, Halife Abdülmelik tarafından inşa edilmiştir. Ayrıca, kayanın altında yer alan bir mağara, “Ruhlar Mağarası” olarak bilinmektedir.
Muallak Taşının en geniş yeri 18 metre, en dar yeri ise 13,5 metre genişliğindedir. On bir basamaklı bir merdivenle girilen kayanın altı, yaklaşık 1,5 metre yüksekliğinde ve 4,5 metre x 4,5 metre boyutlarında boş bir alandan oluşur. İçeriden tavana baktığınızda, havada asılı duran bir kaya izlenimi verir ve bu nedenle Hacer-i Muallak olarak da bilinir. Kayanın üzerindeki bir deliğin, geçmişte kurban kesimi için kullanılan bir sunak yeri olduğunu düşünülmektedir.
Muallak Taşının bulunduğu tepe, eskiden Kudüs Tapınağı’na ev sahipliği yapmaktaydı. Ancak, Abdülmelik bin Mervan döneminde bu kayanın üzerine Kubbetüs Sahra inşa edildi. Daha sonra, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kayanın çevresi bir duvarla çevrildi. Kayayı çevreleyen bu duvar, günümüzde de hala varlığını sürdürmektedir. Müslümanlar arasında, kayanın havada durduğu inancı oldukça yaygındır.

Muallak Taşının Dinler İçin Önemi
Hacer-i Muallak, Tapınak Tepesi’nin merkezinde yer alan ve hem Yahudiler, hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen bir kayadır. Yahudiler, bu kayayı “Başlangıç Kayası” olarak adlandırmaktadır ve Kudüs Tapınağı’nın en kutsal yerleri arasında olduğuna inanmaktadır. Yahudi geleneğine göre, dünyanın yaratılışı bu kayadan başlamaktadır. Ancak, klasik Yahudi kaynakları, bu bölgenin kutsalın kutsalı ya da sunağın dışı olduğu konusunda farklı görüşler ortaya koymaktadır. Bu bölge, Yahudiler için cennet ve yerin ruhsal birleşme noktasıdır ve bu nedenle, Yahudiler ibadet ederken bu yöne dönmektedirler.
Hristiyanlar, Mesih’in dünyaya indiğinde insanları bu kaya üzerinden tebliğe çağıracağına inanmaktadır. Müslümanlar da, Hz. Muhammed (sav)’in miraca yükselirken son bastığı yer olarak bu kayayı kabul etmektedir. Müslümanlar için bu alan, Kâbe’den sonra en kutsal yerdir. Genel olarak Mescid-i Aksa denildiğinde ise, ilk akla gelen yapı üzerindeki altın kubbesi olan Kubbetüs Sahra’dır.

Müslümanlar, Hz. Muhammed (sav) ‘in miraca yükseldiği inancıyla bu kayaya büyük önem verirler. Yahudiler ise başlangıç kayası olarak adlandırdıkları Muallak Taşına büyük saygı duyarlar. Hristiyanlıkta da bu taşa değer verilir ve İsa Mesih’in tüm insanlığı tebliğe çağırmak için bu kaya üzerinde konuşacağına inanılır. Bugün, Kubbet-üs Sahra ve dolayısıyla Muallak Taşının bulunduğu yerde, Yahudiler için kutsal olan Kudüs Tapınağı bulunuyordu. Bu nedenle Yahudiler, bu yapıyı yıkmak ve yerine eski ibadethanelerini inşa etmek istiyorlar. Bu bölge, günümüzde İsrail tarafından işgal edilmiş ve kontrol altındadır.
Muallak Taşının altında bulunanmağara; Ruhlar Kuyusu, Ruhlar Çukuru, Erbah Kuyusu veya Ruhların Mağarası olarak da bilinir. Kudüs Krallığı döneminde Hıristiyanlık ve Yahudilikte “Kutsalların Kutsalı” olarak anılıyordu. Kudüs’teki Kubbet’üs-Sahra’nın altında, Muallak Taşı’nın altında yer alan mağara, dini inançlara göre, Kıyamet Günü’nde bekleyen ölülerin ruhlarının duyulabileceği bir yer olarak kabul edilir. Dini ve siyasi hassasiyetler nedeniyle, Ruhlar Kuyusu hiçbir zaman arkeolojik bir araştırmaya konu olmamıştır.

Muallak Taşı Hakkında Anlatılan Rivayetler
Muallak Taşı hakkında birçok farklı rivayet bulunmaktadır. Bu rivayetler şu şekildedir;
Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’i Allah için kurban etmek istediğinde, Hz. İsmail’i bu taş üzerine yatırmıştır.
Miraç gecesi, Hz. Muhammed (sav) ve muallak taşı göğe doğru yükselmeye başlamıştır. Ancak Hz. Muhammed’in “Dur” emri üzerine taş durmuş ve havada asılı kalmıştır. Daha sonra bu kayaya sütunlarla destek yapılmıştır.
Hz. Muhammed (sav), İsra ve Miraç olaylarında bu taşa bağladığı bineği Burak’ı bırakmıştır.
Orta Çağ’da, taşın havada kaldığını iddia eden Arap ve Yahudiler yaşamıştır. Hatta bir rivayete göre hamile bir kadın taşı havada görmüş ve çok korkmuştur.
Bir rivayete göre, Hz. Süleyman ölürken asasını bu taşa dayamış ve son nefesini vermiştir. Bu esnada saldıran bir kurt, asayı ısırarak Hz. Süleyman’ı yere düşürmüştür. Hz. Süleyman’ın cinleri, korkup kaçtıkları için taşı yere koyamamışlardır ve taş o zamandan beri havada asılı kalmaktadır.
Hz. Fatma, bu kaya yanında namaz kıldığı için, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınların duasını yapabilmeleri için bir minber inşa edilmiştir.
Cami içinde, tahta oymalı ve mermere gömülü bir kutuda “Sakal-ı Şerif” bulunmaktadır. Ziyaretçiler, Sakal-ı Şerif’e dokunabilmek için ellerini kutunun içine sokarlar.
Muallak Taşının havada durduğuna inanan milyonlarca insan olmasına rağmen, bu inancın İslamiyet ile ilgisi olmadığı düşüncesi de mevcuttur. Bilim çevreleri de böyle bir durumun mümkün olmadığını savunmaktadır.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
