Tarih boyunca uğruna birçok savaşın yaşandığı İstanbul, tam anlamıyla altında başka bir şehri yaşatmaktadır. Neredeyse her sokakta, yerden yüzlerce metre aşağıya kadar uzanan dehlizler, tüneller, zindanlar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları zamanla eskidikleri için üzerlerine yenileri inşa edilen yapılardır. Ancak bir kısmı ise tarihte farklı niyetlerle yapılmıştır. Tıpkı Anadolu’nun birçok yerinde bulunan, yer altı şehirleri ve birbirine bağlayan tüneller de olduğu gibi sırlarla doludur. Diğer bölgelerdeki benzerleri gibi birer yer altı ağının parçası konumundadırlar.
Efsaneye göre; MÖ 667 yıllarında İstanbul’da yaşayanlar tavşan deliğine benzer girişler bulmuşlar ve bu girişler şaşırtıcı bir şekilde yeraltı tünelleri ile uzayıp gittiğini fark etmişlerdir. Zaman içinde de Roma İmparatorluğu bu tünelleri geliştirerek, daha farklı bir ağ sistemi kurmuştur. Tünellerin sırrını da günümüze kadar tüm insanlıktan saklamışlardır.
İstanbul Akbabalı Kubbe
Akbabalı Kubbe efsanesinde, dünyanın başlangıcından beri akıp giden, zamanı ölçen evrensel bir saatin olduğu, bunun da İstanbul’un derinliklerinde saklı olduğu söylenmektedir. Kubbenin yerini kimse bilmiyor. Rumelihisarı’nda olduğuna ve Ayasofya ile bağlantısı bulunduğuna dair farklı rivayetler bulunmaktadır. Anlatılanlara göre Türkler İstanbul’u fethetmeden önce, Akbabalı kubbenin girişleri Rumlar tarafından saklanmıştır. Uzun yıllar boyunca Osmanlılar arasalar da onun yerini bulamamışlardır.
Kız Kulesi’nin Altındaki Geçit

Bu geçidin Yerebatan Sarnıcı’nın gizli bir girişinden başlayarak, boğaz boyunca ilerleyip Kız Kulesi’ne uzandığı söylenmektedir. Kız Kulesi’nden de Anadolu’nun diğer yeraltı şehirlerine uzandığı iddia edilir. Kız Kulesi’nin altındaki bu geçidi bulmak için, birçok arkeolog zaman zaman çalışmalar yapmıştır. Fakat üzerinden binlerce yıl geçmesi ve yapının zaman içinde oluşan kazalara dayanamamış olma ihtimalinden dolayı, pek de inceleme fırsatı bulunamamıştır.
Anemas Zindanları

Anemas Zindanları, ismini Arap asıllı Roma askeri olan Mikhael Anemas’tan aldığı söylenmektedir. Zindan tekfur saraylarından biri olan Blakhernai saray kompleksinin bir parçasıdır. Roma döneminden kalan yeraltı zindanı; yeraltı tünelleri, labirent sarnıçları ve dar işkence odaları ile oldukça ürpertici bir yerdir. Zindan içerisinde ‘’40 odalar’’ adı verilen işkence çukurları bulunmaktadır. Oldukça derin olan bu çukurlarda, mahkûm ölene kadar içinde tutulmaktadır.
Çemberlitaş

Çemberlitaş, İmparator Konstantin’in kendi adına yaptırdığı bir anıttır. Bu nedenle adı ‘’Konstantin Sütunu’’ olarak da geçmektedir. Anlatılan efsaneye göre, İmparator Konstantin Çemberli taşın altında bulunan bir odaya kutsal emanetleri yerleştirmiştir. Kutsal emanetlerin içerisinde Meryem Ana’nın giysisi, Vaftizci Yahya’nın başı, tanrıça Pallas Atina’nın ahşaptan yapılmış heykeli, Nuh Peygamberin asası, Hz. Musa’nın taşı gibi kutsal hazineler yer almaktadır.
Köpek Öldüren Kanalı
Bu kanalın Yerebatan Sarnıcı’nın gizli bir bölümünden başlayarak, kuzey doğu yönünde ilerleyip, boğazın Marmara’ya açıldığı yerden denizin altından geçtiği söylenmektedir. Denizin altından geçen kanal, Üsküdar’dan sonra güney doğuya kıvrılarak düz bir hat halinde Üsküdar- Kadıköy sahillerinde devam etmektedir. Bu şekilde uzayıp giden kanalın, Kınalı Ada’daki manastırda sona erdiği söylenmektedir.
Yer Altında İkinci Bir Şehir
Farklı bilim insanlarının yaptığı çalışmalardan elde edilen veriler, Sultanahmet’ten Ayvan Saray’a kadar bir yeraltı yapılanmasının olduğuna işaret etmektedir. Ayasofya’nın bahçesinden, hipodrom bölgesine uzanan dehlizler veya eski saray ile bağlantılı görünen bir yeraltı mekânlar dizisinin ortaya çıkarılması, bu efsaneyi doğrular niteliktedir. Bölgede çok fazla yapılaşma olduğu için yer altında yeterince inceleme yapılamıyor. Buna rağmen şu ana kadar çıkanlar bilinçli bir şekilde uzanan, devasa yeraltı şehrinin olduğunu kanıtlamaktadır.

Dikilitaşların da İstanbul’da başlayarak, bütün Roma İmparatorluğu’na, kısacası Avrupa ve Anadolu’ya yayılan yeraltı haritasını sembolize ettiğine dair kuvvetli bir inanış vardır. Öyle ki, bir arkeoloğa göre tüm yollar Roma’ya çıkar sözü, Dikilitaşların olduğu noktada söylenmiş ve büyük bir yeraltı ağını anlatmaktadır.
Bütün bir şehir bundan binlerce yıl önce, hatta Roma İmparatorluğu’ndan çok daha önce yerin altına zaten inşa edilmiş. Zaman zamanda bir kısmı ortaya çıkarılmaktadır. İşin garip tarafı, bütün tünellerin Anadolu’daki diğer yeraltı şehirlerine kadar uzanıyor olmasıdır. Geçmişi MÖ 4 bine kadar uzanan Anadolu yeraltı şehirlerinin, o dönemlerde hangi teknoloji ve amaç için yapıldığı hiç bir netlik kazanamamıştır. 12 bin yıl önceye kadar uzanan Avrupa’daki yeraltı ağının, Türkiye’dekiler ile buluşuyor olduğu düşünülmektedir.

