İstanbul’un adaları oldukça popüler olsa da Vordonisi Adası’nın varlığı pek çok kişi tarafından bilinmez. Ancak bu gizemli ada, garip geçmişiyle ilgi çekmektedir. Vordonisi, İstanbul’un en küçük ve en yakın adasıdır. Ada, Küçükyalı-Bostancı sahilinden bakıldığında fenerin hemen altında bulunur. Kıyıya olan uzaklığı yaklaşık olarak 700 metredir. Günümüzde hala bazen sadece tepesinden gözükebilen Vordonisi Adası, çoğunlukla görünmezlik içinde kalır.
Vordonisi Adası; Manastır Kayalıkları, Bostancı Çöken Ada ve Höreke adındaki iki küçük adacıktan oluşur. Ayrıca adaya Vordonos Adası da denir. İstanbul’un 10. adası olarak kabul edilse de, yaklaşık 1000 yıl önce gerçekleşen büyük İstanbul depremi sırasında sular altında kaldığı bilinmektedir. Adanın batmasıyla birlikte ortaya çıkan kalıntılar, bu adanın geçmişi ve yaşamına dair birçok bilgi ve gizem içermektedir.

Vordonisi adasını turizme açmak ve UNESCO Dünya Mirası listesine dâhil etmek için çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda özellikle Maltepe Belediyesi’nin öncülük ettiği çalışmalar hızlandırılmıştır. Geçmişte birçok kez dalış yapılmış olsa da son zamanlarda Vordonisi üzerindeki çalışmalar artmıştır. Ancak, Marmara Denizi’nin kirlilik oranı, Vordonisi adasının turizm ve dalış aktiviteleri için bir zorluk oluşturmaktadır.

Deniz seviyesi yükselmeden önce, Vordonisi adasındaki yapılar açıkça görülebiliyordu. Günümüzde Bostancı’dan Büyükada’ya vapurla seyahat ederken, iki deniz fenerinin yanından geçilir. İkinci fener, yerel halk tarafından “Çakar” olarak adlandırılır. Vordonisi adası, Küçükyalı-Bostancı sahilinin tam karşısında, kıyıdan yaklaşık 3 mil uzaklıkta bulunan bu ikinci fenerin altında yer alır. Sahilde otururken denizdeki köpüklü alan, Vordonisi adasını işaret eder.

Vordonisi Adasının İlginç Hikâyesi
İstanbul’un huzur dolu köşelerinden biri olan Prens Adaları, Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Yassıada, Sivriada, Kaşıkadası ve Tavşanadası olmak üzere toplamda dokuz adadan oluşur. Ancak aslında İstanbul’da büyük ya da küçük, tam 10 ada bulunmaktaydı. Vordonisi Adası, İstanbul’un en eski haritalarından biri olan Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 yılında çizdiği İstanbul haritasının incelenmesi sonucunda keşfedilmiştir. Ada, batmadan önce bir manastır olarak kullanılmaktaydı. Adanın batması ise İstanbul’da yaşanan ardışık depremlere bağlanmaktadır.
Vordonisi Adası, diğer adalar gibi Bizans döneminde sürgünlere ve din adamlarına ev sahipliği yapmıştır ve en önemli yapısı Vordonisi Manastırı’dır. Bu manastırı keşiş Photios yaptırmıştır. Photios, sakin bir manastır keşişi olarak yaşarken, erkek kardeşi Sergios’un İmparatoriçe Theodora’nın kız kardeşiyle evlenmesi üzerine Saray’a çağrılmış ve çeşitli görevler verilmiştir. Sonunda Rum Patriği Ignatios görevden alındığında, 38 yaşında Ortodoks Rum Kilisesi Patriği olmuştur. Eski Patrik Ignatios ise Küçükyalı bölgesindeki bir manastıra sürgüne gönderilmiştir.

İki patrik arasındaki temel anlaşmazlık, “İkonoklazm” olarak bilinen ikona karşıtlığıdır. Kiliselerde ikonaların kullanılıp kullanılmaması konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Yeni Patrik Photios’un ilk işi, Bulgar Kilisesi’ni kendi yönetimi altına almaktır. Ardından Vatikan’daki Papalık’a karşı tavır alarak uygulamalarını eleştirmiştir. Bu olaydan sonra Hristiyan dünyası büyük bir bölünme yaşamıştır.
Devrik Patrik Ignatios ise Küçükyalı’da bulunan Bryas Sarayı’nın kalıntıları üzerine güzel bir manastır yaptırmıştır ve bu manastıra Satyros (Satiros) Manastırı adı verilmiştir. Ancak olaylar gelişmiş ve her şey tersine dönmüştür. Patrik Photios görevden alınarak Vordonisi Adası’na sürgüne gönderilmiş ve Ignatios tekrar Patrik olarak atanmıştır. Ignatios’un ölümünden sonra Photios tekrar Patrik olmuş, 11 yıl kadar Patriklik yapmış ve 867 yılında tekrar görevden alınmıştır. Son yıllarını Vordonisi Adası’ndaki manastırda geçirmiştir.

Vordonisi Adasının Depremle Sulara Karışması
Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, tarih boyunca birçok depremle karşılaşmıştır. Temmuz 1010’da ise şehir, tarihinin en büyük depremlerinden biriyle sarsılmıştır. Bu depremde Vordonisi adası, ada sakinleriyle birlikte denizin suları altında kaybolmuştur. Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, diğer adalar için benzer bir risk öngörülmediğini ortaya koymuştur. Çünkü tüm adalar granit kayalıklar üzerine kurulu olduğu için jeolojik olarak daha sağlam bir yapıya sahiptir. Vordonisi ise alüvyon bir tabaka üzerine kurulduğu için diğer adalardan jeolojik olarak farklıdır.
Vordonisi adası, nesiller boyunca aktarılan bir hikâye ve efsane olmasına rağmen, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 tarihli İstanbul haritasının tekrar incelenmesiyle yeniden keşfedilmiştir. İstanbul haritasında, İstanbul’a en yakın ve en küçük ada olarak Vordonisi adasının yer aldığı belirlenmiştir. Bu keşfi gerçekleştiren isim ise Büyükadalı Dr. Akilla Millas’dır.

Dr. Akilla Millas’ın çalışmaları ve araştırmaları sayesinde Vordonisi adası, kayıp adalar arasından yeniden ortaya çıkmıştır. İstanbul’un tarihine ve haritalarına olan ilgisiyle tanınan Dr. Millas, Fener Rum Patrikhanesi’nin eski haritalarını incelemiş ve Vordonisi adasının varlığını keşfetmiştir. Bu keşif, adanın unutulmuş ve bilinmeyen hikâyesini gün yüzüne çıkarmış ve adaya ilgiyi yeniden canlandırmıştır.
İtalya Salerno Üniversitesi Ortaçağ Latin Araştırmaları Bölümü Öğretim Üyesi Alessandra Ricci’nin yaptığı araştırmalar sonucunda, Satyros Manastırı’nın ikizinin Vordonisi adasında bulunduğu ortaya çıkmıştır. Günümüzde Küçükyalı, Çınar Mahallesi semt camisi ve muhtarlık binasının yanındaki yıkıntıların, 9. yüzyıldan kalma Satyros Manastırı veya Bryas Sarayı olduğu belirlenmiştir. Bu yapı, 1936 yılında Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından keşfedilmiştir.

İddialara göre, Satyros Manastırı’ndan deniz altına doğru uzanan uzun dehlizler veya yer altı geçitleri bulunmaktadır ve bu geçitler iki manastırı birbirine bağlamaktaydı. Ancak, bu iddialar sadece söylentiden ibarettir. Çünkü o dönemde su altında oksijensiz bir şekilde ilerlemek teknolojik olarak mümkün değildi. Bununla birlikte, manastırdan deniz kıyısına gizli çıkış noktaları olan kaçış tünellerinin varlığı söz konusudur. Satyros Manastırı’nın kalıntıları Küçükyalı Karayolları üzerinde, E5’ten minibüs caddesine inerken görülebilir. Küçükyalı, Çınar Mahallesi semt camisi ve muhtarlık binasının yanındaki yıkıntı, Maltepe Arkeolojik Parkı olarak bilinir.
