İzmirli Mesih Sabatay Sevi: Osmanlı’yı Sarsan Sahte Peygamber ve ‘Dönme’liğin Trajik Hikayesi!

Tarih:

Paylaş

Sabatay Sevi, Türkiye’de en çok ilgi çeken ve etrafında sayısız efsanenin türediği bir figür olarak tarihe geçmiştir. 17. yüzyılın ikinci yarısında kendisini mesih olarak ilan eden Sevi, tüm dünyadaki Yahudiler arasında büyük bir heyecan yaratmış, ancak Osmanlı yönetimi onun söylemlerine kayıtsız kalarak sorgulamalar başlatmıştır.

Bu süreçte, hayatını kurtarmak için Müslüman olarak kellesini kurtarmayı başaran Sabatay Sevi, kendisine Mehmed ismini alarak bazı takipçilerini de Müslümanlığa yönlendirmiştir. Böylece, dışarıdan Müslüman gibi görünen ama gizli bir şekilde Yahudilik inancını sürdüren “dönme” adı verilen bir topluluk ortaya çıkmıştır. Ülkemizde bu toplulukla ilgili pek çok efsane ve komplo teorisi gelişmiş, Osmanlı arşivlerinde Sabatay Sevi’ye dair belgelerin kasıtlı olarak yok edildiği iddiaları bile gündeme gelmiştir.

Sabatay Sevi, on binlerce kişiyi Mesih olduğuna inandırarak başlattığı ”Sabataycılık” hareketi ile 19. yüzyıl başlarına kadar etkisini sürdürmüştür. Ancak hayatı, sürekli yer değiştirerek geçmiş; işkence, sürgün ve hapis cezalarıyla dolu trajik bir öykü haline gelmiştir.

Sabatay Sevi: Yahudi Din Adamı ve Tarikat Lideri

Sabatay Sevi, tarihsel bir figür olarak Yahudi din adamı ve tarikat lideridir. 17. yüzyılda Osmanlı topraklarında, İzmir Agora’da dünyaya gelmiştir. Henüz 22 yaşındayken, kendisini Mesih olarak ilan etmiştir. Sabatay Sevi, dünya üzerindeki kötülükleri ortadan kaldıracağına ve tüm Yahudileri mukaddes İsrail’e götürerek orada yeniden tapınak inşa edeceğine inanıyordu. Bu iddiaları, Yahudi toplumu içerisinde büyük bir bölünmeye yol açtı ve her kıtada binlerce mürid edinmeyi başardı.

Mahkemeye çıkarıldıktan sonra, kendisini kurtarmak için zoraki olarak Müslüman oldu. Bu süreç, inananlarının çoğunun ondan ayrılmasına neden oldu. Ancak küçük bir grup, onu takip ederek Müslümanlık yolunu seçti. Bu kişiler, dışarıdan Müslüman veya Hristiyan gibi görünmelerine rağmen, gizli olarak Kabbala Musevi inancını benimseyen bir cemaatin parçası oldular. Bu topluluk, halk arasında Sabataycılık olarak bilinmektedir ve inananları ona “Amirah” adını vermiştir.

Yahudi toplumu, tarih boyunca bir Mesih’in geleceğine ve uzun süredir süren sosyo-politik acılarından kurtaracağına dair inanç taşımaktaydı. Zor koşullar altında yaşayan Yahudiler arasında mistisizme olan ilgi giderek artıyordu. Yahudi mistisizminin temel kaynaklarından biri olan Kabbala, görünmeyen gerçeğin ardında yatan derin anlamları keşfetmeye yönelik çalışmalara odaklanıyordu. Kabalistler, kutsal metinlerdeki çeşitli sayılar ve matematiksel işlemlerle bu gizli gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı.

Gizli gerçeklerin arasında kurtarıcı Mesih’in kim olacağı ve ne zaman geleceği de yer alıyordu. Bu bağlamda, milenyum döneminde (1000’li yıllarda) bir Mesih’in mutlaka geleceği inancı oldukça yaygındı. Ayrıca Kabbala inancında 666 sayısının şeytanın yılı veya sayısı olarak kabul edildiği düşüncesi de mevcuttu (Vahiy 13:18, Altı yüz altmış altı korkusu). Bu iki inançtan yola çıkarak, 1666 yılının “hayati bir önem” taşıdığına dair yaygın bir kanı oluşmuştu.

Sabatay Sevi’nin İlk Yılları

Sabatay Sevi’nin ailesi, aslen Mora’da yaşamaktaydı. 17. yüzyılda bir liman kenti olarak yükselen ve değer kazanan İzmir’e göç ederek, 1626 yılında burada dünyaya geldi. Gençlik döneminde üstün bir dini eğitim alan Sabatay, 18 yaşına geldiğinde Yahudiliğin tüm inceliklerine hakim olmuş ve etrafında bir takipçi kitlesi oluşturarak mistik bir figür haline gelmişti.

1648 yılında kendisini Yahudilerin beklenen mesihi olarak ilan eden Sevi, o dönemde Yahudi toplumu arasında gerçek bir mesihin geleceği inancını yaymıştı. Ancak İzmir’deki din adamları, onun mesihlik iddialarını reddederek, dini inançlarını kötüye kullanmakla suçladılar.

Mesihlik İddialarının Yayılması

Sabatay Sevi, çevresindeki din adamlarının ve gençlik dönemindeki hocalarının mesihlik iddialarını kabul etmemesine rağmen, halk arasında birçok kişiyi kendine çekmeyi başardı. İzmir’den Selanik ve İstanbul’a seyahat eden Sevi, gittiği her yerde karşıtlarına rağmen yeni inananlar kazandı.

1650 yılında İstanbul’a geldiğinde, burada ilginç bir olay yaşandı; Sabatay, pazar yerinde büyük bir balığı bebek elbisesiyle giydirerek etrafındaki kalabalığın dikkatini çekti. Bu durum, bazıları tarafından onun akıl sağlığının sorgulanmasına yol açtı.

İddiaların Güçlenmesi ve Yeni Bölgeler

1660’lı yıllara gelindiğinde, Sabatay Sevi Filistin’e yöneldi ve Trablus, Beyrut, Mısır ve Kahire’ye seyahat etti. Burada mesihliğini yayma çabalarına devam etti ve 1663 yılında Gazzeli Nathan adında bir alimle tanışarak onun onayını aldı. Gazzeli Nathan’ın Sabatay’ı mesih olarak ilan etmesi, onun takipçi kitlesinin daha da büyümesini sağladı.

Kudüs’e geçse de burada din adamları tarafından kabul edilmedi; ancak Sabatay, artık büyük bir takipçi kalabalığı toplamayı başarmıştı. Kudüs’ten Halep’e ve ardından tekrar İzmir’e döndüğünde, Yahudi aleminin mesihi olarak tanınmaya başlamıştı.

Osmanlı’nın Müdahalesi ve Tutuklanma Süreci

Osmanlı İmparatorluğu, 1665 yılına kadar Sabatay Sevi’nin faaliyetlerine müdahale etmemişti, çünkü durumu Yahudiler arasındaki dini bir mesele olarak değerlendiriyordu. Ancak o yıl, Sabatay’ın Osmanlı topraklarında istediği kişilere toprak dağıtması ve onları vali ilan etmesi, devletin duruma müdahale etmesine yol açtı. İzmir kadısının şikayeti üzerine sadrazamdan yakalama emri çıkartıldı.

İzmir’den Marmara ceziresine gelen bir Yahudi, bazı boş sözler sarf etti. Bu durum üzerine gönderilen bir adam, söz konusu Yahudi’yi her nerede bulursa getirmesi için talimat aldı.

O sıralarda İstanbul’a seyahat eden Sabatay, çevresindekilere mesih olduğunu kanıtlamak için padişahı tahtından indirmeye gittiğini söyledi. Ancak yolda yakalanarak zindana atıldı. Birkaç gün sonra, sadrazam Fazıl Ahmet Paşa‘nın önüne çıkarıldı. Sabatay’ın tutuklandığını öğrenen Yahudiler, efendilerini görmek için başkente akın ettiler. Bu kaos ortamında, Sabatay’ın Gelibolu’daki bir adaya sürgün edilmesine karar verildi.

Sürgünde Müslüman Olma Kararı

Sabatay, sürgün günlerinde de müritleri tarafından yalnız bırakılmadı. Dünyanın dört bir yanından insanlar, mesih Sabetay’ı görmek için Gelibolu’ya akın ediyordu. Ancak orada da sorun çıkartınca, yargılanmak üzere Edirne’deki saraya götürüldü. Burada, mesih olduğunu kanıtlamak için “Eğer gerçekten mesih isen, sana ok işlemez” denildi.

Köşeye sıkıştığını fark eden Sabatay, mesihlik iddialarının asılsız olduğunu ve bunların çevresindekilerin uydurduğu bir masal olduğunu açıkladı. Devlet yetkilileri bu beyanları ciddiye almayarak, son çare olarak kelime-i şehadet getirerek Müslümanlığı kabul etti.

İzmirli Mesih Sabatay Sevi: Osmanlı'yı Sarsan Sahte Peygamber ve 'Dönme'liğin Trajik Hikayesi!

Sevi’nin Müslüman Olması ve Yahudi Dünyasındaki Etkileri

Sabatay Sevi’nin İslam’ı kabul etmesi, tüm Yahudi toplumu üzerinde derin bir şok yarattı. Hahambaşılık, bu durumu memnuniyetle karşıladı ve Sevi’yi dinden çıkmış olarak ilan etti. Büyük bir kitle, onun Mesih olmadığını kabul ederek Ortodoks Yahudi inancına geri dönerken, yaklaşık iki yüz aile İslamiyet’i benimseyerek onun izinden gitti. Bu tarihten sonra “Dönme” olarak adlandırılmaya başlandılar.

Bu topluluk, Sevi’nin Müslüman olmasını büyük bir hikmetin sonucu olarak değerlendirir ve mesihliğinin bir gerekliliği olduğunu savunurlar. Gazzeli Natan, bu durumu kurtarıcının yapması gereken “garip işler” (ma’asim zarim) olarak tanımlar. Sevi’nin Leh eşi Sara ve onun kardeşi Yakup Kerido da İslam’a geçerek, Sara Fatma ve Yakup ise adını almışlardır.

Bu olayın ardından Sevi, taraftarlarına karanlık bir dönemin başladığını ve bunun ardından aydınlık günlerin geleceğini müjdeledi. Aydınlık günlerin gelmesi için karanlığın bir koşul olduğunu ifade eden Sevi, Sabataycıların “Aydınlık Günler” gelene kadar gizliliklerini sürdüreceklerini vurguladı. Din değiştirdikten sonra Sevi, kendisini terk eden Musevi kitlelere karşı bir öfke hissetmeye başladı ve onları “kendisini anlamamak” ile suçladı.

Edirne Sarayı’nda yedi yıl geçiren Sabatay, zamanla Padişah IV. Mehmet’in takdirini kazanmayı başardı. Bu sayede zaman zaman İstanbul ve Selanik’e gitme imkanı buldu. Bir süre Edirne yakınlarındaki bir Bektaşi tekkesine de devam etti. 1641-1642 yıllarında “şüpheli” bulunarak kapatılan bu tekke, IV. Mehmet tarafından tekrar açılmıştı. Musevi kaynakları, Sevi’nin Suficilik ve Bektaşilikten etkilendiğini ve bu öğretileri Kabalist felsefeyle harmanlayarak kendi öğretisini şekillendirdiğini belirtmektedir.

Ölümü ve ‘Sabatay Sevi, Seni Bekliyoruz!’ Diye Haykırma Geleneği

16 Eylül 1666’da devlet büyüklerinin önünde Müslümanlığı kabul eden Sabatay Sevi, Mehmet adını aldı ve Aziz Mehmet Efendi unvanıyla sarayda kapıcıbaşı rütbesine getirildi. Yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra, eski faaliyetlerine tekrar yöneldiği anlaşılınca 1672 yılında Arnavutluk’un Ülgün kentine sürgüne gönderildi.

Burada beş yıl sürgün hayatı sürdükten sonra 30 Eylül 1675 (bazı kaynaklara göre 17 Eylül 1676) tarihinde yalnızlık ve gizem içinde hayata veda etti. Avram Galante’ye göre, Berat’ta Müslümanlar tarafından, şehrin içinden akan bir nehrin kenarında, yeri henüz bilinmeyen bir alanda toprağa verildi.

Sabatay Sevi’nin Müslümanlığı kabul eden 200 takipçisi, Selanik’e yerleşerek dışarıdan Müslüman gibi görünseler de, gerçekte Sabataycı Yahudi inançlarını yaşamaya devam ettiler. Bu inananlar, mesihlerinin ölümüne inanmazlar; onun göğe yükseldiğini ve bir gün yeniden döneceğine dair inançlarını sürdürürler. Bugün hâlâ inançlarını koruyan Sabataycılar, belirli zamanlarda deniz ve nehir kıyılarına gelerek, “Sabatay Sevi, seni bekliyoruz!” diye haykırma geleneğini yaşatmaktadırlar.

İzmirli Mesih Sabatay Sevi: Osmanlı'yı Sarsan Sahte Peygamber ve 'Dönme'liğin Trajik Hikayesi!

Sabatay Sevi’nin Evlilikleri

Sabatay Sevi, genç yaşta ailesi tarafından iki veya üç kez evlendirilmiştir. Ancak, Sevi, eşleriyle cinsel ilişkiye girmekten kaçınmıştır. Ailesi, bu durumu onun ilk eşinden hoşlanmadığı şeklinde değerlendirerek boşanmasını sağlamış ve ardından ikinci kez evlendirmiştir. Ancak ikinci evliliğinde de aynı durum devam etmiştir.

Lehistan’daki Rus kıyımlarından kaçan bir yetim olan Sara, çevresine gelecekte bir kurtarıcı (Mesih) ile evleneceğini hayal ettiğini söylemiştir. Bu durumu öğrenen Sevi, Sara’yı Kahire’ye çağırarak onunla evlenmiştir. Bu, Sevi’nin dördüncü evliliği olmuştur. Sara’nın güzelliği ve cazibesi, yeni tarikatına birçok mürit kazandırmıştır. Din değişikliğinden sonra, Sara artık Fatma Hanımefendi olarak anılmaya başlamıştır.

Rivayetlere göre, Müslüman olduktan sonra Sevi’ye, Sara’nın yanında bir harem eşinin daha tahsis edildiği belirtilmektedir. Sabatay Sevi’nin son eşi ise Selanikli Ayşe Hatun’dur.

Sabetay Sevi’nin Takipçileri ve Atatürk Bağlantısı

Sabatay Sevi’nin Müslümanlığı kabulünden sonra, kendisine inanan Yahudilerin çoğu bu inançlarından vazgeçti. Ancak yaklaşık 200 aile, Sabetay’ın Müslümanlığı kabul etmesini, kendi mesihliğini garanti altına almak için yapmak zorunda kaldığı bir eylem olarak değerlendirdi. Bu aileler, “Dönme” veya “Avdeti” olarak anılmaya başlandı.

İlk başta Selanik’e yerleşen bu ailelerin, günümüzde bazı kişiler tarafından Mustafa Kemal Atatürk’ün dedeleriyle bağlantılı olduğu iddia edilmektedir. Ancak Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nda bulunan soyağacında, Atatürk’ün dedelerinin Avdetilerle hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Bunun aksine, Atatürk’ün dedeleri Sabetayistlerden önce de Selanik’te yaşamaktaydılar ve bu 200 aile daha sonra İstanbul’a yerleşmiştir. Bugün İstanbul Üsküdar’daki Bülbül Deresi Mezarlığı, bu ailelerin çoğunluğunu barındırmaktadır.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!

Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.

Nevşehir Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 10 Yer (2026 Güncel Rehber)

Nevşehir'in en güzel 10 kamp alanını keşfedin. Ücretsiz ve ücretli çadır ile karavan kamp yerleri, konum bilgileri ve kamp olanakları bu rehberde.

Bursa Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 20 Kamp Alanı (2026 Güncel Rehber)

Bursa, tarihi zenginlikleri, yemyeşil ormanları, yaylaları, gölleri ve dağlarıyla kamp severler için birbirinden güzel rotalar sunuyor.
spot_img

Related articles

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.

Nevşehir Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 10 Yer (2026 Güncel Rehber)

Nevşehir'in en güzel 10 kamp alanını keşfedin. Ücretsiz ve ücretli çadır ile karavan kamp yerleri, konum bilgileri ve kamp olanakları bu rehberde.