Malatya’nın Hekimhan ilçesi yakınlarında yükselen Zurbahan Dağı, sadece doğasıyla değil, barındırdığı efsaneler ve gizemlerle de bölge halkının zihninde derin izler bırakmıştır. Yüzyıllardır kutsal sayılan bu dağ, anlatılanlara göre, altın ve mücevherlerle dolu tılsımlı odaları, suyu kutsal kabul edilen kaynakları ve tarih boyunca korku ve hayranlık uyandıran hikâyeleriyle sıradan bir dağdan çok daha fazlasını sunuyor. Zurbahan Dağı’nın eteklerinde dolaşan efsaneler, geçmişin izlerini bugüne taşıyarak, hem bölgenin kültürel mirasını hem de insanların hayal gücünü beslemeye devam ediyor.

Zurbahan Dağı’nın Coğrafi ve Tarihi Zenginlikleri
Zurbahan Dağı, Malatya iline bağlı Hekimhan ilçesinin 4 km kuzeyinde, Ayranca Dağları ile bağlantılı, 2091 metre yüksekliğinde bir dağdır. Dağın Hekimhan’a bakan güney yamacında, orta kemerde yer alan dört mağara bulunmaktadır. Bu mağaralardan biri oldukça derin olup, dağın tabanına kadar ulaştığı söylenir.
Dağın eteğinde eski bir medeniyete ait bir ören yeri yer almaktadır. Tarih boyunca, savaş dönemlerinde burada yaşayan insanların saklanmak amacıyla bu mağaraları kullandıkları, mağara girişlerindeki yıkık kerpiç duvarlar ve çevreye dağılmış çömlek parçalarından anlaşılmaktadır.
Dağın üst eteklerinden çıkan kaliteli su, alt bölgelerdeki kayısı ve ceviz bahçelerinin sulanmasında kullanılmakta ve aynı zamanda Hekimhan ilçe merkezine içme suyu sağlamaktadır.
Dağın arka eteklerinde zengin dolomit, toryum ve demir (siderit formunda) yatakları bulunmaktadır ve bu demir yatakları yüzyıllardır kısmen işletilmektedir. Dağın ön yüzündeki dik yamaçlarda, daha önce neslinin tükendiği düşünülen geyikler yeniden ortaya çıkmış ve bu bölge, Doğayı Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğü tarafından koruma altına alınmış, avlanma ise kesinlikle yasaklanmıştır.

Zurbahan Dağı’nın kutsal Kabul Edilmesi
Dağın adının, yüzyıllar önce bu dağın eteklerinde zalimce hüküm sürdüğü rivayet edilen bir “Zorba Han”dan geldiği iddia edilse de, bu bilgiyi doğrulayacak bir kanıt henüz bulunmamıştır. Özellikle bölgedeki yaşlılar, bu dağı kutsal bir yer olarak kabul eder ve ona büyük saygı gösterir.
Merhum öğretmen Metin Kara’nın anlattığına göre, dağın orta kemerinde, Karadağ yönünde 1-1,5 metre çapında, suyunu dışarı akıtmayan ama boşaltıldığında tekrar dolan tatlı bir su yalağı bulunmaktadır. Bu özelliği nedeniyle, çevre halkı bu suyun Kâbe’deki Zemzem suyu ile bağlantılı olduğuna inanmış ve bu suya “Zemzem suyu” adını vermiştir. Bu sebeple dağ halk tarafından kutsal kabul ediliyor.

Zurbahan Dağı ile İlgili Efsaneler
Dağla ilgili halk arasında birçok efsane anlatılmaktadır. Nesilden nesile aktarılan bu efsanelerden biri şöyledir: Zurbahan’ın zirvesindeki kayanın içinde üç oda bulunmaktadır. Odalardan biri altın, diğeri mücevher, üçüncüsü ise altından yapılmış araç-gereçlerle doludur. Bu odaların kapısını yalnızca tılsımlı bir sözle açmak mümkündür. Şimdiye kadar odaya girmeyi başaranlar olsa da, içeriden hiçbir şey çıkaramamışlardır.
Yörede yaşayan bir hoca, günün birinde bu odaların kapısını açmaya karar verir. Dağın tepesine çıkar, bir çember çizip içine girer ve dualar okumaya başlar. Dualarını okudukça çevresinde korkunç yaratıklar belirmeye başlar, onu şaşırtmak ve tılsımı bozmak isterler. Ancak hoca şaşırmadan duasını tamamlar. Kapı aralandığında, içeride altınların üstüne oturmuş güzeller güzeli bir kız görür. Kıza bakmamaya özen gösteren hoca, koynunu altınla doldurmaya başlar. Ancak dışarı çıkmak istediğinde kapı bir türlü açılmaz. Ne denese de başarılı olamaz. Sonunda çaresizlikle altınları geri bırakınca kapı açılır ve hoca, elleri boş olarak dışarı çıkar.

Zurbahan’a Dair Efsanenin Bir Başka Anlatımı
Zurbahan’ın 6-7 km güneybatısında yer alan, “Asarkaya” adı verilen dik bir kaya, bu efsanelerin merkezinde yer alır. Kayanın tepesinden aşağıya doğru basamaklı ve dik bir tünel uzanır. Bu tünel, yuvarlak ve dar bir boğaza çıkar. Günümüzde boğazın ağzı taşlarla kapatılmıştır. Boğaz, bir yandan Mal Tepesi’ne, bir yandan Ballıkaya’ya, diğer yandan ise Zurbahan’a açılmaktadır.
Rivayete göre, Mal Tepesi’nde altından yapılmış araç gereçler, Ballıkaya’da bal dolu depolar ve Zurbahan’da da eşsiz takılar saklıdır. Ancak, Zurbahan’daki takılara ulaşmak isteyenler tünelde 1-2 kilometre ilerlediklerinde fenerlerinin sönmesiyle geri dönmek zorunda kalır. İnanca göre, bu tünel tılsımlıdır ve kimse Zurbahan’daki hazinelere ulaşamaz.

Zurbahan Dağı’ndaki Gizemli Asarkaya Mağarası
Zurbahan Dağı’nda yer alan Asarkaya Mağarası, dev bir kayanın oyulmasıyla oluşturulmuş etkileyici bir yapıdır. Mağaranın girişine ulaşmak için 70-80 derecelik bir açıyla inen 180 basamaktan oluşan dar bir merdiven kullanılmaktadır. Bu basamaklar insan eliyle oyulmuş olup, genişlikleri yalnızca bir ayağın sığabileceği kadar dardır. Merdivenler aşıldığında, kayalar arasında oval biçimli bir boğaza varılır. Günümüzde bu boğaz taşlarla kapatılmıştır.
Asarkaya Mağarası’nın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapısal özellikleri savunma ve korunma amaçlı kullanıldığı izlenimini vermektedir. Dik merdivenler ve dar geçitler, mağaranın güvenlik amacıyla tasarlandığını desteklemektedir. İçeride herhangi bir kalıcı is veya duman izinin bulunmaması, burada uzun süreli yaşamın olmadığını gösterir. Gezginler, mağaranın içinde tuğlaya benzer parçalar bulmuşlardır. Bu parçaların işlevi şu an için kesin olarak bilinmemektedir.

Günümüzde, mağarayı kamera ve çeşitli ekipmanlarla keşfe çıkan gezginler, içeride altın ya da başka herhangi bir değerli eşya bulamadıklarını rapor ediyorlar. Ancak, bu gezginler, fotoğraf çekerken gizemli bir silüete rastladıklarını bildiriyorlar. Ne yazık ki, bu silüetin doğası veya açıklaması hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor. Mağaranın derinliklerinde karşılaşılan bu esrarengiz figür, Asarkaya Mağarası’nın etrafındaki sırları ve gizemleri daha da artırarak, keşfedilmemiş bir bulmacayı beraberinde getiriyor.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
