Mucize; Peygamberlerin, peygamber olduklarının doğruluğunu göstermek amacıyla Allah tarafından yaratılan ve insanların benzerini yapmaktan aciz kaldığı olağanüstü olaylardır. Peygamberler, aklın alamayacağı birçok olayı Allah’ın kudreti ile göstermişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette peygamberlere çeşitli mucizeler verildiği ya da onların çeşitli mucizeler ile geldiği beyan edilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de 25 peygamberin ismi zikredilmekte ve bu peygamberlerin her birine farklı mucizelerin verildiği çeşitli şekillerde ifade edilmektedir. Kur’an’da ismi geçen peygamberlerden İdris, Lut, Harun, Zülkifl, İlyas ve Elyesa Peygamberlere verilen mucizelerden bahsedilmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberler; Âdem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Şuayb, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Eyyub, Zülkifl, Yunus, İlyas, Elyesa, Zekeriyya, Yahya, İsa ve Muhammed’dir.
Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen ve en çok mucize verilen peygamberler; Hz. Musa ve Hz. İsa’dır. Hz. Muhammed (SAV)’in ise mucizeler konusunda özel bir durumu bulunmaktadır. Müşrikler ve Ehl-i kitap kendisinden defalarca çeşitli mucizeler talep etmiştir. Yüce Allah, her seferinde ise peygambere, kâfirlerin istedikleri mucizeleri gösterme imkânı vermiştir.

Hz. Muhammed (SAV)’in Mucizeleri
Hz. Muhammed’in en büyük mucizesi Kur’an-ı Kerim’dir. Onun dışında Kur’an-ı Kerim’de peygamber ile ilgili birçok olaydan söz edilmiş, fakat bu olayların olağanüstü özelliğe sahip olup olmadıkları tartışma konusu olmuştur. Hz. Muhammed (SAV)’in mucizeleri hissi, akli ve haberi mucizeleri olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bu mucizeler diğer peygamberlerin mucizelerinden sayı bakımından daha çoktur. Peygamberimizin çok sayıda mucizelerinin yanında birçok kerametleri de yer almaktadır. Bunlardan bazıları şu şekildedir;
Kur’an-ı Kerim Mucizesi
Kur’an-ı Kerim bütün zamanlara hitap eden en büyük ve ebedi olan bir mucizedir. Hz. Peygamberimiz hadislerinde ‘’Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mucize verilmemiş olsun. Hepsine mucizeler verilmiştir. Bana mucize olarak verilen ise Allah’ın bana vahyettiği Kur’an-ı Kerim’dir.’’ buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın kelamı olan ve benzerini meydana getirmekten beşerin aciz kalacağı yüksek mertebede bulunan bir kitaptır. Yüce Allah Peygamber efendimize, inanmayanlara karşı Kur’an okumasını tavsiye buyurmuştur.

Ayın İkiye Bölünmesi Mucizesi
Ayın ikiye ayrılması mucizesi, Risalet’in 8. senesinde Mekke’de vuku bulmuştur. İnanmak istemeyen Kureyşliler, Peygamber Efendimizden bir mucize istemişlerdir. Peygamber Efendimiz, elini gökyüzündeki aya doğrultmuş ve bir işareti ile ay ikiye bölünmüştür. Buna rağmen inanmak istemeyen Kureyşliler ‘’Muhammed bize büyü yaparak ayı ikiye bölmüş olmalı, durumu dışarıdan gelen kervan ve kafilelere soralım’ ’demişlerdir. Sordukları bütün kafileler de ayın ikiye bölündüğünü gördüklerini söylemiştir. Fakat yine de Müşrikler; ’’Muhammed’in sihri semaya da tesir etti’’ diyerek, inkâr etmeye devam etmişlerdir.

İsra ve Miraç Mucizesi
İsra ve Miraç mucizesi; Risalet’in 11. yılında, Recep ayının 27. gecesi Miladi 621 yılında vuku bulmuştur. İsra; gece yolculuğu, Miraç ise; yükseğe çıkmak anlamına gelmektedir. Konu ile ilgili olarak; ’’Noksanlıklardan uzak olan O Allah ki, bir gece kulunu (Muhammed AS) Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüttü. O’na ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye. Gerçekten O Allah işiten ve görendir’’ buyrulmaktadır.(İsra:1)
Hz. Muhammed (SAV), Allahu Teâla’nın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam ile birlikte Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yani ilahi huzura yükselmiştir. Miraç’ta 5 vakit namaz farz kılınmıştır. Başlangıçta 50 vakit olan namaz beş vakte indirilmiştir. Peygamber efendimize iman eden herkesin, cennete gireceği müjdesi verilmiş ve Bakara suresinin son iki ayeti vahyedilmiştir.

Hz. Muhammed (SAV)’in Ellerinden Sular Akıtılması Mucizesi
Bu mucize sadece bir defa değil birçok defa meydana gelmiştir. Bu mucize konusunda Cabir Bin Abdullah şöyle demiştir; ‘’Hudeybiye gününde insanlar susuz kalmıştı. Peygamber efendimiz deriden bir su kabından abdest almaktaydı. İnsanlar O’ndan tarafa koşuşmaya başlayınca Peygamberimiz; size ne oluyor diye sordu. Onlar da yanımızda hiç su olmadığı için abdest alamıyor ve su içemiyoruz dediler. Peygamberimiz hemen elini su kabının içine koydu ve su bir pınar gibi akmaya başladı. Bizlerde hem içtik hem de abdest aldık.’’ (Ravi Salim)

Yemeğin Bereketlenmesi ve Çoğalması Mucizesi
Peygamber Efendimizin bu yöndeki mucizeleri birçok defa vuku bulmuştur. Enes İbni Malik şöyle anlatmıştır; ‘’Ebu Talha, Ümmü Süleym’e yiyecek bir şey var mı diye sordu. Ümmü Süleym evet var diyerek arpadan yapılmış birkaç ekmeği gösterdi. Ebu Talha bu ekmekleri bir bohçaya sararak bana verdi ve Resulullah’a gönderdi. Resulallah yanında birkaç kişiyle beraber mesciddeydi. Bana seni Ebu Talha yemek sebebiyle mi gönderdi diye sordu. Evet dedim. Yanındakilere kalkınız buyurdu ve evimize doğru yürüdük. Ben durumu Ebu Talha’ya bildirdim. O da Ümmü Süleym’e; Resulallah insanları getirmiştir fakat onları doyurabileceğimiz herhangi bir şey yoktur dedi. Ümmü Süleym; Allah Resulü en iyi bilendir cevabını verdi. Resulallah Ebu Talha ile birlikte geldi ve Ümmü Süleym’e yanınızda ne varsa getirin buyurdu. O da küçük bir yağ tulumuyla ekmekleri getirdi ve yağı ekmeğe katık yaptık. Sonra Resulallah Efendimiz duada bulundu. Yemek yiyen topluluk 70 yahut 80 kişiye ulaştı, hepsi doydular ve yemekte hiç eksilmedi.’’
Yağmurun Hemen Yağması Mucizesi
Enes(ra) şöyle anlatmıştır; ‘’Peygamber Efendimiz zamanında Medine’de bir yağmursuzluk ve kıtlık yaşanmıştır. Resulallah bir cuma günü hutbedeyken yanına bir adam gelmiş ve ‘ya Resulallah, atlarımız, koyunlarımız helak oldu. Allah’a dua eder misiniz bize yağmur versin’ dedi. Resulullah ellerini açarak dua etti. Gökyüzü açık iken bir anda bir rüzgâr esti, bulutlar toplandı ve hemen yağmur yağmaya başladı. Öyle yağdı ki evlerimize bile zor gittik.’’

