Namib Çölü; Afrika’nın güneybatısında Atlantik kıyılarında yer almaktadır. Nama dilinde ‘’hiçbir şeyin olmadığı yer’’ anlamına gelen bu çöl, dünyanın en kurak yerleri arasındadır. Çöl; kızıl rengi kum tepeleri, engebeli dağları, çölde bulunan ilginç oluşumları ile son derece dikkat çeken bir yerdir. Oldukça zorlu koşullara sahip olan çölde, bir takım gizemli çukurlar yer almaktadır. ‘’Peri halkaları’’ denilen bu çukurların nasıl oluştuğu bilim insanları tarafından uzun yıllar araştırma konusu olmuştur.
Namibya’nın batı kıyısında 2 bin kilometre boyunca uzanan çölün, 55 milyon yıl önce oluştuğuna inanılmaktadır. Aynı zamanda dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biridir. Çölde bulunan çukurlar hakkında ise tanrıların ayak izleri, dans eden perilerin izleri gibi inanışlar mevcuttur. Hatta uzaylılar tarafından oluşturulduğuna dair birtakım inanışlar yer almaktadır.

Peri Halkalarının Oluşma Sebebi
Peri halkaları; Namib Çölü’nün en gizemli ve ilgi çekici doğa harikaları arasında sayılmaktadır. Bu halkalar bir çim türü etrafında çevrelenen, daire şeklindeki çorak kum yamalarıdır. Çölün merkezinde 1,5 ile 6 mm arasında değişen bu halkalar, kuzeybatı tarafına gidildikçe 4 kat daha fazla büyüklüğe ulaşmaktadır. Halkalar keşfedildiğinden itibaren 25 yıl boyunca çalışmalar yürütülmüş fakat sebebi açıklanamamıştır.
Halkaları inceleyen bilim insanları, çeşitli teoriler ortaya koymuş fakat bu derece düzenli halkaların oluşması için herhangi bir mantıksal açıklamada bulunamamıştır. Yerel halk ise bu halkaların ruhlardan kaynaklı olduğuna ve tanrı tarafından bırakılan ayak izleri olduğuna inanmaktadır.

Namibya Çölü’nde, deniz kıyısından 80 ila 140 kilometre mesafede, milyonlarca peri halkası yer alıyor. Her biri birkaç metre çapında olan bu dairesel boşluklar, otluk alanlarda sıklıkla gözlemlenir ve kilometrelerce öteden dikkat çeker. Bu oluşumları açıklamak için farklı araştırmalar birbiriyle çelişiyor.
Almanya’daki Hamburg Üniversitesi’nden biyolog Norbert Jürgens, termitlerin bu halkaların oluşumunda önemli bir rol oynadığını öne sürüyor. Bu teoriye göre, Psammotermes allocerus adlı termitler, bitki köklerine zarar vererek, suyun daha hızlı kumlu toprağa sızmasını sağlıyor. Bu da termitlere su depolama fırsatı yaratırken, bitkilerin bu alanlarda hayatta kalamamasına yol açıyor. Termitlerin yaşadığı alanlarda halkalar genişliyor, çünkü bu böceklerin yiyecek bulma ihtiyacı arttıkça, daha fazla alanı kullanmaları gerekir.

Öte yandan, Göttingen Üniversitesi’nden Stephan Getzin ve ekibi, farklı bir yaklaşım sunuyor. Getzin, peri halkalarının Turing deseni adı verilen kendi kendine şekillenen bir büyüme modeline dayandığını savunuyor. Alan Turing’in 1952’de tanımladığı bu matematiksel model, belirli kimyasal etkileşimlerle belirli kalıpların oluşmasına dayanıyor. Getzin ve ekibi, bu desenin doğada, özellikle de peri halkalarında görülebileceğini iddia ediyor.
2019 ve 2022’de yayımlanan araştırmalarına göre, Getzin’in ekibi termitlerin rolünü reddediyor ve bu halkaların, bitkilerin suya olan ihtiyacını karşılamak için toprakta düzenli bir şekilde yayılan suyun etkisiyle oluştuğunu öne sürüyor. Bu görüş, bitkilerin suyu düzensiz bir biçimde kökleri aracılığıyla çekmesi ve sonunda kendi kendine düzenlenen geometrik halkalar oluşturmasıyla ilgilidir.

Ancak Jürgens ve Hamburg Üniversitesi’nden araştırmacı Alexander Gröngröft, Getzin’in teorilerine itiraz ediyor. Yapılan yeni ölçümler, peri halkalarının içindeki bitkilerin, toprakta yeterli nem olmasına rağmen öldüğünü gösteriyor. Bu da, termitlerin bu ölüme neden olduğunu gösteren bir kanıt olarak sunuluyor. Ayrıca, kum termitlerinin yer aldığı bölgelerdeki eski çalışmalar ve yeni gözlemler, peri halkalarının oluşumunun termitlerin etkinliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Bu çelişkinin nedeni, termitlerin aktivitelerinin çok küçük ve genellikle sabah saatlerinde görülebilir olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle, saha çalışmasının yapıldığı zaman dilimi ve termit kolonilerinin kısa yaşam süreleri, bu çelişkilerin açıklanmasında önemli bir rol oynayabilir.

Araştırmaların bir diğer bulgusu, otların yerleşmeden önce topraktaki suyun yavaş bir şekilde azaldığını ancak çevredeki otlar büyüdükçe suyun hızla tükendiği yönündeydi. Çöl ortamındaki yüksek sıcaklık, otların su kaybetmesine neden olarak köklerinin çevresinde suyun yoğunlaşmasına yol açtı. Bu durum, topraktaki suyun yatay olarak hızla yayıldığını gösterdi.
Sonuç olarak, peri halkalarını oluşturan otlar, ekosistem mühendisleri gibi hareket ediyor. Bu geometrik yapılar, bitkilerin hayatta kalmak için suyu en verimli şekilde toplama yöntemlerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Araştırmalar, bu tür doğal düzenlerin, artan kuraklık ve iklim değişikliği gibi zorluklara karşı doğal bir tampon görevi gördüğünü vurguluyor.

Namib Çölü’ndeki diğer ilginç olaylardan biride, Atlantik Okyanusu’nun birleştiği kısımda bulunan İskelet Sahili’nde yaşanmaktadır. Dünyanın en ıssız ve el değmemiş sahillerinden biri olan bu kıyı şeridi, Portekizli denizciler tarafından ‘’Cehennem Kıyıları’’ olarak adlandırılmaktadır. Namibya yerlileri ise; tanrının öfke ile bu sahili yarattığına inanmaktadır. Bugüne kadar 1000’in üzerinde gemi, tamiri mümkün olmayacak şekilde zarar görmüş ve iskelet sahilinde çürümeye bırakılmıştır.
Konu ile ilgili ”Namibya’nın Issız Cehennem Kıyıları; İskelet Sahili” isimli makale için TIKLAYINIZ!

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
