Bilim insanları, Kuzey Kutbu Alplerinde plastikleri sindirebilen özel bir bakteri grubunu keşfettiler. Yapılan araştırmalar, bu bulgunun sadece acil bir sorun olan kirlilikle mücadeleye yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda ekonomik büyüme potansiyeli taşıdığını gösteriyor.
Önceki endüstriyel enzimler 30°C’nin üzerinde yüksek sıcaklıklarda etkiliyken, yeni keşfedilen soğukta yaşayabilen mikroplar daha düşük sıcaklıklarda verimli bir şekilde plastikleri parçalayarak, maliyet etkin ve çevre dostu bir çözüm sunuyor. İsviçre Federal Enstitüsü WSL’den araştırmacılar, bu benzersiz mikroorganizmaları bulabilmek amacıyla, zorlu koşullarıyla tanınan Alp ve kutup bölgelerinde keşiflerde bulundular.
Bakteriler Üzerinde Yapılan Araştırmalar
Ekip, 2018 Swiss Arctic Project sırasında Grönland, Svalbard ve İsviçre’deki plastik atıklar dâhil olmak üzere çöplerden bakteri ve mantar örnekleri topladı. Bu izole edilmiş mikroplar laboratuvar ortamında yetiştirildi ve araştırmacılar, bu türleri tanımlamak için gelişmiş moleküler teknikler kullandılar. Şaşırtıcı bir şekilde, polietilen direnç gösterse de, örneklerin %56’sının plastikleri sindirme yeteneğine sahip olduğu tespit edildi.
En etkileyici sonuçlar arasında, polietilen hariç tüm plastik türlerini sindirme kabiliyeti gösteren, Neodevriesia ve Lachnellula adlı iki karakterize edilmemiş mantar türü yer aldı. Ayrıca, plastik sindirme yeteneğinin kültür ortamına bağlı olarak farklılık gösterdiği görüldü. Bu benzersiz yeteneğin evrimsel kökenleri hala ilgi çekici bir konu olarak devam etmektedir. Plastikler sadece 1950’lerden beri var olmasına rağmen, bu, plastikleri parçalama yeteneğinin doğal evrim süreci tarafından seçilmiş bir özellik olmadığını göstermektedir. Plastik tüketen bu bakterilerin keşfi, önemli bir adım olmasına rağmen, bazı engellerin aşılması gerekmektedir.
Bilim insanları, enzimlerin en etkili olduğu sıcaklık aralığını belirlemeye çalışmaktadır. Ancak genel olarak, bu suşların 4°C ile 20°C arasındaki sıcaklıklarda geliştiği ve optimum sıcaklığın yaklaşık 15°C olduğu gözlemlenmiştir. İlgili enzimlerin tanımlanması, üretiminin optimize edilmesi ve büyük ölçekli uygulamalarda stabilitesinin artırılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu plastikleri sindiren bakterilerin keşfi, küresel plastik atık sorununa etkili bir çözüm sunarak sürdürülebilir bir gelecek için umut vadetmektedir.
Çevreye Zarar Vermeden Dönüşüm
Plastik üretiminde kullanılan PET malzemesini doğal bileşenlerine dönüştüren bu bakteri, özgün enzimlerini kullanarak bu dönüşümü gerçekleştiriyor. Webtekno’nun raporlarına göre, PET’i “MHET” adı verilen bir maddeye dönüştüren enzimleri sayesinde, bu bakteri ayrıca bu maddeyi plastik maddenin doğal bileşenlerine dönüştürerek işlenmemiş PET malzemesinin temel bileşenlerini elde ediyor. Sonuç olarak, elde edilen madde çevreye zarar vermeden toprağa karışabiliyor.
Potansiyel olarak çevre kirliliği sorununa çözüm sunabilecek bu bakteri türünün karşılaştığı en büyük sorun, yavaş çalışmasıdır. Bilim insanlarına göre, bu bakteri türü ince bir PET tabakasını toprağa karıştırabilmek için yaklaşık 6 hafta gerektirmektedir. Bu nedenle plastik şişelerin toprağa karışmasını beklemek daha pratik bir yaklaşım olabilir. Ancak Japon bilim insanları, PET maddesinin toprağa karışmasını sağlayan geni keşfettiklerini belirtiyor. Bu durum, gelecekte bu genin güçlendirilebileceği ve bakterinin çok daha hızlı bir şekilde çalışabileceği anlamına gelmektedir.
