MH370 sefer sayılı Malezya uçağı; 8 Mart 2014’te Pekin’e gitmek için, Kuala Lumpur’dan havalanmış ve kısa bir süre sonrada ortadan kaybolmuştu. Dünyanın en gizemli havacılık olaylarından biri olan uçak, 227 yolcu ve 12 mürettebat taşıyordu. Uçakla kurulan en son bağlantı, Hint Okyanusu’nun Avustralya kıyıları yakınında bulunan bir noktadır. Haber alınamayan uçakla ilgili kapsamlı araştırmalar yapılmış fakat hiçbir iz bulunamamıştır.

Uçakla İlgili Tespit Edilen Bilgiler
Uçak kaybolduktan sonra bir hafta boyunca, yetkililer tarafından denizden ve havadan operasyonla aranmıştır. Arama çalışmalarına başta 14 ülke daha sonra ise 26 ülke katılmıştır. 15 Mart günü Malezya’nın o dönemki başkanı Najib Razak, MH370 sayılı uçak olduğu düşünülen bir uçağın, Vietnam hava sahasına girdikten sonra aniden yön değiştirdiğinin tespit edildiğini söylemiştir. Bu davranışın uçakta bulunan biri tarafından kasıtlı bir eylem olabileceği iddiası ortaya atılmıştı. Uçağın arama çalışmaları, herhangi bir sonuç vermediği için durdurulmuş, fakat ABD şirketi Ocean İnfinity, 60 personelin ve 8 denizaltının görev aldığı arama çalışmalarını 24 Ocak 2018’de tekrar başlatmıştır. Yine herhangi bir sonuç vermeyen çalışmalar, 29 Mayıs 2018’de tekrar durdurulmuştur.

Uydu verilerinden elde edilen bilgilere göre; radarda kaybolan Malezya uçağı, iletişimi kopardıktan sonra 6 saat daha uçtuğu ortaya çıkmıştı. Pekin yönünde uçan uçağın, önce sola doğru hareket ettiği ve ardından yön değiştirerek, Hint okyanusu üzerinden Malezya’ya doğru bir istikamet izlediği bilgilerine ulaşılmıştır. Bu sırada Malezya askeri radarı da alçaldıktan sonra tekrar yükselmeye çalışan bir uçak tespit ettiğini açıklamıştır. Daha sonra bu uçaktan ara sıra sinyaller alındığı söylenmişti. Alınan sinyallerden yola çıkılarak uçağın yakıtının bittiği için güneye doğru uçmuş olabileceği tahmin edilmiştir.
Malezya hava sahasından çıkıp Vietnam’a giren uçağın bunu, Vietnam hava trafik kontrolüne bildirmesi gerekmekteydi. Fakat uçaktan hiçbir arama ve bildirim olmamıştır. Ayrıca uçak kaybolmadan önce bir problem ya da tehlike olduğuna dair herhangi bir çağrı göndermemiştir. Uçağın sistemlerinde herhangi bir sorun belirtisi görülmemiştir. Uçak havanın açık olduğu, uçuş için koşulların uygun olduğu, sivil ve askeri radar istasyonlarının ve uydu kontrollerinin yoğun olduğu bir bölgede kaybolmuştur.

Yaşanan olaydan sonra Afrika’nın doğu kıyılarında uçağa ait olduğu iddia edilen kalıntılar bulunmuştur. Uçağın Avustralya’nın batı kıyılarına yakın bir alana düştüğü ve parçalarının akıntı yardımıyla, Afrika kıyılarına ulaşmış olabileceği tahmin edilmişti. Bahsedilen bölgede geniş çaplı arama yapılmış fakat herhangi bir şey bulunamamıştır. 2018 yılında Malezya, Avustralya, ABD, Çin, İngiltere, Endonezya, Singapur ve Fransa’dan uzmanların yazdığı raporla konunun net bir sonuca bağlanamadığı ve kapatıldığı bildirilmiştir.
Ortaya Atılan İddialar
Uçakla ilgili araştırmalar yapan İngiliz araştırmacı Wilson, Google haritalarından Kamboçya civarında bir uçak olduğunu tespit etmiştir. Wilson’un tespit ettiği uçağın hareket halinde bir uçak olduğu anlaşılmıştı. Fakat aradan 3 yıl geçtikten sonra Wilson, uçağın Google haritaların da hala göründüğünü belirmişti. Google haritaları üzerinde sık sık araştırmalar yapan Wilson, uçağın Kamboçya’da bir dağda olduğunu iddia etmişti. Konuyla ilgili; uçağın savaş döneminden kalmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmuş, fakat kayıtlarda bahsi geçen bölgede herhangi bir kazanın yaşanmadığı belirtilmiştir.
Wilson’un Kamboçya iddiası, uçağın Avustralya’nın Hint Okyanusu kıyılarının 1000 km açığında, Reunion Adası ve Mauritius civarında düştüğü bulguları ile çelişmektedir. Wilson iddiasını kanıtlamak amacıyla, bahsettiği bölgeye gitmiş fakat farklı sebeplerden dolayı ulaşamamıştır. Wilson, bölge ziyaretinde ölümün eşiğinden dönmüş olmasına rağmen tekrar gitmeyi planladığını açıklamıştır.

Uçakla İlgili Komplo Teorileri
Tarih boyunca anlam verilemeyen, nedeni açıklanamayan birçok kayıplar yaşanmıştır. Bu kayıplardan biri olan Malezya uçağının, neden kaybolduğu bulunamamış ve bununla ilgili birçok komplo teorisi üretilmiştir. Uçağın bir kara deliğin içinde kaybolduğu ya da uzaylılar tarafından kaçırıldığı iddiaları ortaya atılmıştır. Başka bir teori ise uçağın saldırılarda kullanılmak amacı ele geçirildiği olmuştur.

Ortaya atılan diğer bir iddia ise; pilotun intihara meyilli bir insan olduğu ve uçağı kasıtlı olarak denize düşürdüğüdür. Pilot Zaharie Ahmad Shah’ın evliliğinde sıkıntılar olduğu ve evinde de bir simülatörle hazırlanmış, Hint Okyanusu’nun güneyini kapsayan uçuş planları bulunduğu iddia edilmiştir. Fakat pilotun 16 yıllık örnek bir sicile sahip olması sebebiyle, uçağı bilerek düşürebileceği ihtimali üzerinde durulmamıştır. Akıl sağlığı sorunları olduğuna dair de herhangi bir bulgu yer almamaktadır.
Diğer bir iddia ise delillerin göz ardı edilmiş ya da yok sayılmış olabileceğidir. Bu iddiayı kanıtlamak amacıyla; Çin Denizi’nin de yüzen enkazları tespit edebilecek çözünürlükteki uydu görüntülerinin gizemli şekilde ulaşılamaz olmasıdır. Ayrıca pilotla kule arasında uçuşun ilk 42 dakikasında yaşanan konuşmaların kaydının, hiç yayınlanmamış olmasıdır. Japonya’da bulunan ABD 7. filosunun kayıtlarının da bir ay boyunca kamuoyuyla paylaşılmamış olmasıdır. Ortaya atılan iddiaların doğru olması durumunda, birçok farklı ülke ve kuruluştaki yüzlerce kişi suç ortağı haline gelecektir. Uçakla ilgili çok sayıda iddia ortaya atılmasına rağmen, nerede olduğu ve başına ne geldiğine dair herhangi bir iz yoktur.


Emeğimize sağlık güzel bir yazı olmuş insan okuyunca merak duygusu tavan yapıyor 😂
Çok teşekkür ederiz. İnsan nasıl bulunamaz sorusunu sormadan edemiyor fakat dünya gizemlerle dolu.