Birçok soru işareti barındıran Mohenjo-Daro Antik Kenti; Pakistan’ın Sydney eyaletinde yer almaktadır. MÖ 2500 civarında yaşadıkları düşünülen uygarlık, 1920 yılında keşfedilmiştir. Doğu Asya’nın en eski ve büyük uygarlıklarından biridir. İndus Vadisi kıyılarına kurulan uygarlıkta yaşanan toplu ölümler sebebiyle, kente ‘’Ölüler Höyüğü’’ anlamına gelen bu isim verilmiştir. Kenti farklı kılan özelliklerinden biri teknolojik açıdan, ilklerin yaşandığı bir yerleşim yeri olmasıdır. Mohenjo-Daro, 1980 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Sit Alanı olarak belirlenmiştir.
Antik kentin kalıntıları dünya tarihi açısından, kültürel ve arkeolojik bir öneme sahiptir. Kentte ortaya çıkan kalıntılar, on binlerce yıl önce nükleer savaşın yaşandığını düşündürür niteliktedir. Arkeologlar caddelerde yatan çok sayıda insan iskeleti bulmuştur. Bu iskeletler bir anda ölmüş ve yumrukları sıkılı haldedir. İskeletlerde tespit edilen radyoaktif madde Hiroşima ve Nagazaki düzeyindedir. Cesetlerin radyasyon zehirlenmesi sonucu öldüğü tahmin edilmektedir.

Bu olay eski bir bilim kurgu örneği olarak anlatılan Mahabharata Destanı’nda “Cesetler tanınmayacak kadar yanarlar, ölmeyenlerin saçları ve tırnakları dökülür, çanaklar, çömlekler kendi kendilerine kırılırlar, yiyecekler zehirlenir. Kaçmaya çalışan savaşçılar ve eşyaları küllerle yıkanmaktadırlar. Derken vahşi bir rüzgâr başlar, bulutlar kükrer, toz ve çakıl taşları yağmaktadır. Doğa dengesini yitirir, güneş gökte sallanmakta, dünya titremekte, korkunç silahtan yayılan kavurucu sıcaklık, her şeyi yakmaktadır” diye anlatılır. Destanda anlatılanlar yaşanan savaşta, günümüz teknolojisinin çok ötesinde silahlar kullanıldığını anlatmaktadır.

Mohenjo-Daro Uygarlığının Gizemli Tarihi
1920 yılından bu yana bölgede yaklaşık 2600 İndus Vadisi uygarlığı keşfedilmiştir. Vadide yer alan uygarlık, 2 Ana bölgeden oluşmaktadır. Mohenjo-Daro, Pakistan’ında en güneydeki Sindh eyaletinde, Harappa, ise Pencap eyaletinde yer almaktadır. Uygarlığın en gelişmiş dönemi MÖ 2600 yıllarında yaşandığı ve o dönemde yaklaşık 5milyon nüfusa sahip olduğu tahmin edilmektedir. Kentin büyük çaplı sel baskınları sonucunda, insanların kırsal alanlardan şehirlere göç etmesine sebep olduğu ve gelişmenin de bu şekilde yaşandığı düşünülmektedir.

Uygarlık İngiliz Mühendisler tarafından, Pakistan’da demir yolu rayları döşenirken tesadüfen keşfedildiği bilinmektedir. Daha sonra bölgeye gelen araştırmacılar antik bir kent olduğunu bulmuşlardır. Şehrin planlanmasında oldukça karmaşık bir su sistemi yer almaktadır. Izgara planına göre düzenlenen Antik kent, yaklaşık 300 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Kentte bulunan yapılar pişmiş tuğlalardan yapılmıştır. İki katlı olan evlerde üst kata çıkmak için merdivenler yer almaktadır. Evlerin çoğu sokağa açılan merkezi avlulara sahiptir. Evlerin çoğunda banyo yapmak için ayrılan 2 oda bulunmaktadır. Evi ve banyoyu ısıtmak için yeraltı fırını kullanılmıştır. Kentte merkezde bir pazaryeri bulunmakta ve büyük bir kuyuya sahiptir.

Mohenjo-Daro, dünyada türünün ilk örneği olan arındırma sistemiyle ünlüdür. Kentte bulunan yaklaşık 700 su kuyusu, kentin çok sayıda su kaynağına sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Evlerden gelen banyo ve kanalizasyon suyunun şehrin ana caddelerinin kenarlarını kaplayan, kapalı kanalizasyonlara akacak şekilde tasarlandığı görülmüştür. Kentte Çarkıfelek tahıl ambarı denilen, büyük tahıl ambarları keşfedilmiştir. Ambar tahılı kurutan hava kanallarına sahip, depolama sistemi şeklinde yapılmıştır. Kentte tuğladan yapılan, su geçirmez şekilde kaplanmış büyük hamamlar bulunmaktadır. Hamamda sütunlu bir avludan aşağı inen basamaklar yer almakta ve bu yerlerin dini ritüeller de arınma amaçlı kullanıldığına inanılmaktadır.

Mohenjo-Daro’daki insanlar bakır ve bronz işçiliği, çanak çömlek yapımı, mühür yapımı, süsleme ve deniz kabuğu işlerinde teknikler geliştirmişlerdir. En tanınmış eserlerinden bazıları Rahip Kral, Dans Eden Kız, Ana Tanrıça ve Pashupati Mührü ‘dür. 1947’de Hindistan ve Pakistan’ın bölünmesiyle, İndus Vadisi Uygarlığının eserleri de ikisi arasında paylaşılmıştır. Rahip Kral Pakistan’da, Ana Tanrıça ve Dans Eden Kız eseri ise Hindistan’dadır. İndus Vadisi uygarlığı heykelcilik alanında gelişmiş, sanatsal etkinliklerde bulunmuşlardır.

Uygarlıkla ilgili yapılan çalışmalarda; evlerin tamamında tuvalet ve banyo olduğu ve o döneme göre fazlasıyla lüks sayıldıkları ortaya çıkmıştır. Tarım ve sulama konularında da oldukça gelişmiş olan uygarlığın, 2000 yıl önce sebebi bilinmeyen bir şekilde yok olması ilginç konular arasındadır. Ayrıca kazılarda ortaya çıkarılan camlaşma ve yoğun radyoaktif kalıntısı Arkeologlar arasında şaşkınlık yaratan konular arasındadır. Radyoaktif kalıntıları çok eski olan bu yerleşim yerinde, modern bir teknoloji bulunduğunu kanıtlar niteliktedir. Geçmişteki uygarlıklarda insanların; çok ileri düzeyde teknolojileri kullanıldığı halde ortadan kaybolup, daha sonra avcılık, toplayıcılık ile tekrar yaşama başlayıp ilerledikleri düşüncesini ortaya çıkarmaktadır.

