Barnabas İncili, yaklaşık olarak 16. yüzyılın son çeyreğinde yazıldığı düşünülen psödoapokrif bir İncil olarak kabul edilir, ancak Hristiyanlık inancıyla çelişkili olduğu bilinir. Bu eser, Hz. İsa’nın öğrencilerinden Barnabas tarafından yazıldığı iddiasıyla dikkat çeker.
Barnabas İncili’nin varlığından ilk bahseden kişi, John Toland’dır. 1718 yılında basılan eserinde Toland, Amsterdam’da keşfettiği ve “Yeni İncil” olarak nitelendirdiği bir el yazmasından söz eder. Bu yazma, “Müslüman İncili” olarak bilinir ve Müslümanlar arasında kabul görmüş olsa da, Mesih İnanları arasında yaygın bir bilinirliğe sahip değildir.
Müslüman dünyası, George Sale’in 1734 yılında basılan Kur’an çevirisi sayesinde bu “incil” hakkında haberdar olmuştur. Sale’in Kur’an çevirisi uzun süre Müslüman yazarlar arasında “Barnabas İncili”ne dair tek kaynak olarak kullanılmıştır.
Ancak, Pakistanlı İslam alimi Gulam Cilani Bark ve diğer bazı İslam alimleri, Barnabas İncili’nin sahte olduğunu kabul etmektedir. Bu alimlere göre, eserin gerçekliği ancak Hz. Muhammed’in zamanından önce yazılmış bir kopyasının ortaya çıkmasıyla doğrulanabilir ki böyle bir kopya şimdiye kadar bulunmamıştır.
Sonuç olarak, Barnabas İncili, Müslüman bakış açısıyla önemli bir eser olarak görülmekle birlikte, Hristiyanlık inancına uygun olmadığı için tartışmalı ve kabul görmemiş bir metindir.

Barnabas İncili Hakkında Bilgi
Barnabas İncili, adını ilk olarak 6. yüzyıla tarihlenen Gelasius Kararnamesi’nde geçen “Evangelium nomine Barnabae” şeklinde bulmuştur. Bu ilgi çekici metin, büyük olasılıkla 16. yüzyılın son çeyreğinde İtalyanca ve İspanyolca olmak üzere iki el yazmasına dayanmaktadır. Ne yazık ki, İspanyolca el yazmasının orijinali kaybolmuş, ancak bazı bölümleri günümüze ulaşmayı başarmıştır. Sale’e göre, İspanyolca el yazmasının kapağında, kitabın bir İspanyol Müslümanı olan Mustafa de Aranda tarafından İtalyancadan İspanyolcaya çevrildiği yazmaktadır.
Efsaneye göre, rahip Fra Marino, Papa V. Sixtus ile birlikte Papa’nın kütüphanesindeyken Barnabas İncili’ne rastlar. Kitabı bulduğu için çok mutlu olan rahip Marino, kitabı gizlice cübbesine saklar ve Papa uyandığında “hazineyi” alıp kütüphaneden ayrılır. Marino, Barnabas İncili’ni okuyarak Müslüman olur. Bu “incil”, normal okuyucularla ancak 1907 yılında Laura ve Lonsdale Ragg tarafından İngilizce çevirisiyle birlikte yayınlandığında tanınmaya başlar ve bu tarihten itibaren İslam dünyasında ün kazanır.
Yalnızca bir yıl sonra, bu “incilin” Arapça çevirisi basılır. Müslüman yazarlar, misyonerlere karşı yazdıkları makalelerde ve kitaplarda sık sık bu “incil”den alıntılar yaparak Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu ve Kitâb-ı Mukaddes’in değiştirildiğini kanıtlamaya çalışırlar.
“Barnabas İncili” gerçekten de Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu açıkça ifade eder, bu nedenle bazı Müslümanlar bu metni Kur’an’da sözü edilen “gerçek incil” olarak kabul ederler. Ancak, bu kitabın aslında Kitâb-ı Mukaddes’le hiçbir ilgisi olmadığı, 16. yüzyılın son çeyreğinde yazılmış sahte bir eser olduğu, yapılan araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır. Bu gerçeğe rağmen, “Barnabas İncili” hala birçok Müslüman tarafından ciddiye alınmakta ve tartışılmaktadır.

Barnabas İncili’nin Kökenleri ve İçeriğindeki İlginç İfadelere Dair İnceleme
Barnabas İncili adıyla bilinen eser, 16. yüzyıla kadar varlığı belgelenmemiştir ve bu durum Müslüman bilginlerin İncil ve Mesih inancı hakkındaki eserlerinde bu metinden bahsetmemeleriyle de doğrulanmaktadır.
İslam öncesi Kitâb-ı Mukaddes yazmaları arasında “Barnabas İncili” adında bir eser bulunmamaktadır ve kilise liderlerinin hazırladığı listelerde de bu isimle bir İncil yer almamaktadır. Bu durum, kitabın Müslüman bir yazar tarafından kaleme alındığını düşündürmektedir. Örneğin, kitapta Hz. İsa’nın, Hz. Muhammed’i kendisinden üstün gördüğü ifadesi yer almaktadır.
“Barnabas İncili”ndeki bazı ayetler, yazarın beslendiği kaynakları ele vermektedir. Bu metinde yer alan Hz. Muhammed’i överek nitelendiren ifadeler, bazı Müslüman bilginler tarafından dahi ciddiye alınmayan efsanelere benzerlik göstermektedir.
Metinde yer alan birçok ifade, Hristiyan terminolojisine ve Hz. İsa’yla karşılaşmış birine ait olmayan söylemlere işaret etmektedir. Allah’ın Hz. Muhammed’e yönelik hitapları ve Hz. İsa’nın Hz. Muhammed’i kurtuluş elçisi olarak tanımlaması gibi ifadeler, yazarın geçmişte Hristiyan olabileceğini düşündürmektedir.
Bu bilgiler, “Barnabas İncili”nin gerçek İncil veya Hz. İsa’nın öğretileriyle bir ilgisinin olmadığını ve muhtemelen 16. yüzyılda yazılmış sahte bir eser olduğunu ortaya koymaktadır.
