Por-Bajin, günümüzde Rusya Federasyonu’na bağlı Tuva Özerk Cumhuriyeti’nde bulunan bir yapıdır. Yapının Uygur Kağanlığı döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Tere-hölü adlı bir gölün ortasındaki küçük bir adacıkta yer almaktadır. Por-Bajin kelimesi, Tuva Türkçesinde “pişirilmiş topraktan ev” gibi bir anlama gelmektedir. Rusya Federasyonu’ndaki Tuva Türkleri kökenli politikacılardan Sergey Şoygu’nun çabaları sayesinde Por-Bajin, anıt müze haline getirilmiştir. Bugün, yapıyı ziyaret eden turistler, Por-Bajin’in tarihini ve mimarisini keşfetme fırsatı bulabilirler.
Tarihi yaklaşık 1300 yıl öncesine dayanan Por-Bajin, 1891 yılında yüksek dağlarla çevrili yalnız bir gölün ortasında keşfedildi. Bu yapı, üzerinde bulunduğu adanın büyük bir kısmını kaplamaktadır ve 30’dan fazla binayı barındırmaktadır. Yapı, 12 metre yüksekliğe ulaşan dış duvarlarla çevrilidir ve kapalı bir geçitle birbirine bağlanan iki parça halinde inşa edilmiştir.

Bölgede araştırmalar, Por-Bajin’in keşfinden yaklaşık 66 yıl sonra yani 1957 yılında başlamıştır. Ancak, ilk derinlemesine çalışmalar 2007-2008 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta, araştırmacılar Por-Bajin’in Uygur İmparatorluğu’nun antik bir kalesi olduğunu düşünmüşlerdir. Yapı, o dönemlerde Çin mimari stilinde inşa edilmiştir. Ancak, yapı ticari rotaların ve diğer yerleşim alanlarının güzergâhında olmadığından, farklı teoriler ortaya atılmıştır.
Por-Bajin’i Gizemli Yapan Özellikleri
Por-Bajin, Rusya’nın en gizemli antik yerlerinden biri olarak kabul edilir. Yapılan kazılarda, MS 8. yüzyıldan önce bir saray olarak inşa edildiğini ve daha sonra bir manastıra dönüştürüldüğünü gösteren bilgilere ulaşılmıştır. Buna rağmen, bugüne kadar adadan sadece az sayıda eser ele geçirilmiştir. Binalar arasında şömine veya ocak gibi herhangi bir ısıtma sisteminin izine rastlanmamıştır. Bu ayrıntı, yerin deniz seviyesinden 2.300 metre yükseklikte, soğuk havasıyla ünlü olan Sibirya bölgesi düşünüldüğünde anlamsız görünmektedir.

Alanda bulunan objeler arasında kil tabletler, renkli çizimler, yanmış odun parçaları, fayanslar, demir hançer, taş kadeh, gümüş küpe ve demir çiviler yer almaktadır. Ancak bu eserlerin hiçbiri yapının neden inşa edildiğine ve ne amaçla kullanıldığına dair bir cevap sunmamaktadır. Por-Bajin’in amacı hakkında birçok gizem ve soru olsa da, sonunda bu adanın ne amaçla yapıldığına dair elle tutulur bir bilgiye ulaşılmıştır.
Birçok arkeolog ve tarihçi, Por-Bajin’in aslında bir saray veya dini bir merkez olarak inşa edildiğine inanıyor.
Ancak MS 8. yüzyılda inşa edilen bu yapı, görsel ve sembolik bir amaç için yapılmış olabilir. Bazı araştırmacılar, Por-Bajin’in Tibet Budizmi ile bağlantılı olabileceğini öne sürüyorlar. Yapıda bulunan kil tabletler ve renkli çizimler, buranın dini bir merkez olarak kullanıldığını destekliyor niteliktedir. Ancak, yapının kesin amacı hala tam olarak anlaşılamamıştır.

Por-Bajin’in Yapılma Amacı
Son zamanlarda yapılan bir araştırmada, karbon tarihlendirme tekniği kullanılarak, bu kompleksin MS 777 yılında inşa edildiği keşfedildi. Bu kompleks daha önce Uygurlar tarafından yapıldığına dair fikir birliği oluşmuştu. Bu tarihlendirme sonucunda, kompleksin inşa edildiği zaman olan 777 yılı, Bögü Kağan’ın hükümdarlığına denk geliyor.
Bögü Kağan, 759-779 yılları arasında Uygur Devleti’nin hükümdarıydı. 761 yılında, Mani dinini devletin resmi dini olarak ilan etti. Mani dinine göre, “Peygamberlerin Mührü” yani “son peygamber” olarak kabul edilen Mani tarafından 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde kurulmuştu ve kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayılmıştı. Ancak Bögü Kağan, MS 779 yılında Maniheizm dinine karşı bir isyan sırasında öldürüldü.
Tüm bu bulgular, arkeolojik kanıtlarla uyumlu olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, arkeologlar Por-Bajin’in Maniheizm manastırı olarak kullanıldığını düşünmektedirler. Bu durum ayrıca, Maniheizm karşıtlarının Bögü Han’ı yenmesinin ardından neden kompleksi kullanmadıklarını da açıklamaktadır. Eğer burası bir saray veya kale olsaydı, karşıt grubun bu alana hükmetmesi gerektiği düşünülürdü. Bu çalışma, karbon-14 konsantrasyonundaki ani artışın, arkeolojik gizemleri çözmeye nasıl yardımcı olabileceğini de göstermektedir.

