İtalya’da bulunan Gaiola Adası lanetli oluşuyla ünlenmiştir. İtalya’nın pizzalarıyla ünlü şehri Napoli kıyısında, karaya oldukça yakın bir yerde bulunmaktadır. Napoli Körfezi’nin hemen dışında, küçük ama biçimli bir adadır. İki kayalıktan oluşan ve birbirine köprü ile bağlanan ada, İtalya’nın en gizemli bölgelerinden biridir. Ada ile ilgili anlatılan ilginç olaylar, adanın lanetli olduğunu düşündürmektedir. Hikâyesini merak eden ve yakından görmek isteyen binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Adanın alt kısımlarında; Roma döneminden kalan batık antik kent kalıntıları yer almaktadır. Körfezin berrak suyu sayesinde kalıntıları, net bir şekilde görmek mümkündür. Ada üzerinde eski dönemlerden kalan küçük bir villa yer almaktadır. Adanın muhteşem panoramik manzarası bulunmaktadır. Fakat hakkında anlatılan lanet sebebiyle insanlar korktuğu için ada ıssız kalmıştır.

Adanın lanetli ünü, 19. yüzyılda büyücü bir keşişin yaşadığı zamanlarda başladığı tahmin edilmektedir. Topluluktan izole bir şekilde yalnız yaşayan keşiş, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuş ve bir daha asla görülmemiştir. Adana’nın daha sonraki sakinleri, adayı satın alan ve önemli bir balıkçı şirketinin sahibi olan Luigi Negri’dir. Üzerinde kalıntıları bulunan geniş villayı inşa etmiştir. Fakat kısa bir süre sonra maddi anlamda sıkıntılar yaşamaya başlayıp, iflas edince malvarlığını satmak zorunda kalmıştır. Villa ve tüm ada 20. yüzyıl boyunca çeşitli talihsizliklere maruz kalan ve adanın kötü şöhretini arttıran birçok farklı kişiye ev sahipliği yapmıştır.

1920’li yıllarda ise adanın İsviçreli sahibi Hans Braun öldürülmüş ve bir halıya sarılı halde bulunmuştur. Hans Braun’ın karısı ise denizde yüzerken boğularak ölmüştür. Daha sonra Otto Grunback isminde biri, villayı ziyaret ederken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir. Sonraki sahibi, yazar ve ilaç sanayicisi Maurice-Yves Sandoz, 1958’de İsviçre’de bir akıl hastanesine kapatılmış ve orada intihar etmiştir.

Gaiola Adası daha sonra; şirketi de iflas eden bir Alman sanayici olan, Baron Karl Paul Langheim’a ait olmuştur. Bunun üzerine adayı ailesinde birçok trajik ölüm yaşayan Fiat’ın sahibi Gianni Agnelli’ye satmıştır. Gaiola Adası’nın bir başka sahibi de Amerikalı sanayici Jean Paul Getty’dir. En büyük oğlu intihar etmiş, en küçük oğlu ölmüş ve bir torunu da organize bir suç örgütü tarafından kaçırılmıştır. Adayı alan aile yaşanan birçok talihsizliklerden payını almıştır.

Adanın son sahibi ise, cezaevine giren ve karısının da bir trafik kazasında öldüğü Gianpasquale Grappone’dir. 1978 yılından sonra Gaiola Adası, yakındaki deniz koruma alanı olan Gaiola Sualtı Parkı ile birlikte devletin mülkü olmuştur. Ada o yıllardan bu yana kimsenin uğramadığı ıssız bir yer haline gelmiştir. Fakat 2009 yılında adanın karşısındaki villanın sahipleri öldürülmüş ve adanın lanetinin durmadığı düşünülmüştür.

Ada ile ilgili anlatılan hikâyelerin zamanla abartılmış olabileceği olasılığı da mevcuttur. Zamanında adayı anakaraya bir teleferik ile bağlamışlardır. Adada iken denize açılarak boğulan kadının hikâyesini kanıtlayacak herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Fakat ada sakinlerinin yaşadığı talihsizlikler bilinen konulardandır.

Kıyıya yakın olan Gaiola Adası’nın bulunduğu sahil şeridi, gidilebilecek güzel mekânlardandır. Ada etrafında tekne turları yapmak ve Gaiola Sualtı Parkı’nda tüplü dalışlar yapmak mümkündür. Sualtının manzarasını berrak suyu sayesinde, şnorkelle yüzerek de görmek mümkündür.

