Yapay zekâ sayesinde, Siri ve Alexa gibi robotlar hayvanlara havlayarak talimat verme yeteneği kazandı. Bu teknolojinin doğal yaşamın bazı gizemlerini çözmemize ve belki de bir gün hayvanlarla “konuşmamıza” olanak tanıyabileceği düşünülmektedir. Yapay zekâ kullanarak hayvan iletişimi üzerine çalışmalar yapılmakta ve bazı gelişmeler kaydedilmektedir. Belki de köpeğinizle sohbet etmek ya da kaplumbağanızla dedikodu yapmak biraz hayal gibi gelebilir. Ancak bu teknoloji, diğer türlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.
Hayvanlar arasındaki iletişim, insan dili gibi sözlü ve sözsüz işaretlerden oluşur. Ancak, insan dili ile hayvan iletişimi arasındaki farklılıklar mevcuttur. Örneğin, köpekler kuyruklarını sallayarak çeşitli duygularını iletebilirler. Arılar, diğer arılara iyi bir nektar veya polen kaynağı hakkında bilgi vermek için dans ederler. Yunuslar ise bilgi aktarmak için tıkırtı ve ıslıklar kullanırlar.
Ancak, hayvanların dillerinin tamamen insan diline benzemediği de belirtiliyor. Yapay zekâ teknolojileriyle yapılan çalışmalar, hayvanların iletişiminde kullanılan sembollerin ve yapıların insan dilindeki yapılarla benzerlikler taşıdığını ortaya koydu. Ancak, bunların tam olarak bir dil olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur ve daha çok araştırmaya ihtiyaç duyar.

Bilim İnsanlarının Konu Hakkında Açıklamaları
Dr. Herzing, yapay zekâ teknolojisinin hayvan iletişimi alanındaki çalışmalarda kullanılabilecek bir araç olduğunu belirtiyor. Yapay zekâ, hayvanların iletişiminde kullandığı sembollerin ve yapıların öğrenilmesine ve anlaşılmasına yardımcı olabilir. Bu sayede, hayvanların birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını daha iyi anlayabilir ve belki de daha iyi koruma stratejileri geliştirebiliriz. Dr. Herzing, IFLScience ile yaptığı röportajda, “Bilime yaklaşımda çok farklı teknikler ve yöntemler var” dedi ve “Bu yaklaşımlar verilere, yapay zekâ tekniklerine ve hatta hayvanların kendilerinin anlamasına bağlı olarak farklılık gösterecektir” şeklinde ekledi.
Financial Times tarafından yayınlanan bir yazıda, British Columbia Üniversitesi’nde akademisyen olan Profesör Karen Bakker, yapay zekâ öğrenim modellerinin hayvanların dilini anlamamızı mümkün kılacağına inanıyor. Bakker, gelişen teknoloji sayesinde gezegenin “dinlenmesinin” mümkün olduğunu ve hatta hayvanlar için bir Google Translate bile ihtiyaç olmayacağı yakın bir geleceğin mümkün olduğunu söylüyor. Bakker, mikroskoplarla gelen optik devrimin yanı sıra, doğaya kulak verdiğimiz bir sonik devrimin de yakın olduğunu belirtiyor.
Kar amacı gütmeyen Earth Species Project, “insan dışı dillerin şifresini çözmeye adanmış” bir organizasyondur. Şimdiye kadar deniz memelileri ve primatlar üzerinde çalışmalar yürüttüler, ancak sonunda kargalar dâhil diğer hayvanlara da yayılacaklarını söylüyorlar.
Bu gelişme, doğal dünyanın daha iyi anlaşılmasına ve insanlar ile hayvanlar arasındaki iletişimin geliştirilmesine olanak sağlayabilir. Özellikle, hayvanların sağlık durumlarının takibi, davranışlarının anlaşılması ve doğal afetlerde hayatta kalma şanslarının artırılması gibi konularda yapay zekâ teknolojisinin kullanımı, büyük bir fayda sağlayabilir. Profesör Bakker’a göre, yapay zekâ teknolojisi sayesinde hayvanların dilini çözmek mümkün hale gelecektir ve bu, insanlar ve doğal dünya arasındaki ilişkileri daha da ileriye taşıyabilir.

Şimdiye Kadar Neler Başarıldı?
Şu anda birçok proje, yapay zekâ teknolojisi kullanarak hayvan iletişiminin sırlarını çözmeye çalışıyor. Bu projelerden biri olan Earth Species Project, kısa süre önce yayınladığı bir makalede, birden fazla sesten oluşan bir gürültü ortamında hangi sese ait olduğunu belirlemeyi amaçlayan “kokteyl parti problemi”ni çözdüklerini iddia ediyor.
Bir kokteyl partisinde, arka plandaki gürültü ve sohbetler arasında, hangi kişinin bir espresso martini daha istediğini belirlemek oldukça zordur. Bu çalışmada araştırmacılar, makaklar, şişe burunlu yunuslar ve Mısır meyve yarasaları gibi hayvan türlerinde deneyler yaparak, gürültülü bir grup hayvan içinde hangi bireyin “konuştuğunu” kesin olarak belirlemeyi sağlayan bir algoritma geliştirdiklerini açıklıyorlar.
Yapay zekâ, zoolojinin farklı alanlarında da değerli bir araç olarak kullanılmaktadır. Dr. Elizabeth Briefer, IFLScience’a verdiği bir demeçte, özellikle pasif akustik izleme yoluyla biyoçeşitliliği takip etmek için kullanılan ve büyük veri setlerine ihtiyaç duyulan “ekoakustik” adı verilen nispeten yeni bir alanda yapay zekânın önemli bir rol oynadığını söyledi.

Briefer ayrıca, insanların uzun süreli kayıtlardan bilgi elde etmek için de (örneğin sualtı kayıtlarından deniz memelilerinin tanımlanması gibi) yapay zekâyı kullandığını ve daha yakın zamanda domuzlar ve tavuklar gibi diğer bağlamlarda duyguları tanımlamak için örüntüleri belirlemek için kullanıldığını belirtti. Briefer ve çalışma arkadaşları, domuzların homurtu ve ciyaklama seslerindeki olumlu veya olumsuz duyguları tanıması için bir yapay zekâ sistemini eğittiler. Bu çalışma, yapay zekânın hayvan davranışları ve duyguları hakkında daha fazla bilgi edinmek için değerli bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Kemirgenlerde, DeepSqueak adlı bir yazılım, hayvanların ultrasonik seslerini kullanarak stres altında olup olmadıklarını belirlemek için kullanılmaktadır. Bu sesler, insan kulağı tarafından algılanamaz, ancak kemirgenlerin birbirleriyle sosyal olarak iletişim kurmak için kullandıkları bir yöntemdir. Aynı yazılım, primat ve yunuslarda da kullanılarak, hayvanların ses kayıtlarını otomatik olarak etiketleme konusunda araştırmacılara yardımcı olmuştur. Bu teknoloji, hayvanların stres düzeyleri hakkında daha fazla bilgi edinmek ve daha etkili bir şekilde araştırma yapmak için değerli bir araçtır.
