Yeni Zelanda’nın kuzeyindeki Ruakaka Plajı’nda karaya vuran 30’dan fazla pilot balina, bölge halkı ve yaban hayatı koruma ekiplerinin iş birliği sayesinde yeniden denize döndü. Yeni Zelanda Koruma Departmanı’nın açıklamasına göre, yüzlerce gönüllü, balinaların hayatta kalması için büyük çaba harcadı.
Yerel halk ve koruma ekiplerinin olağanüstü çabasıyla balinaların çoğu kurtarılsa da, bazıları yaşamını yitirdi. Bu trajik olay, balinaların neden topluca kıyıya vurduğu sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Hayvan davranışlarını inceleyen uzmanlar, bu tür olayların intihar mı yoksa doğal bir süreç mi olduğunu anlamaya çalışırken, yaşanan trajedi doğal dünyadaki bazı sırları gözler önüne seriyor.

Yaşamını Yitiren Balinalar İçin Maoriler Tören Düzenledi
Kurtarma operasyonunda, 3 yetişkin ve 1 yavru balinanın kurtarılamadığı açıklandı. Hayatını kaybeden balinalar, Maoriler için kültürel bir öneme sahip olduğu için özel bir törenle uğurlandı. Kurtarma çalışmalarının ardından, balinaların tekrar kıyıya vurmasını önlemek için sahil sürekli gözetim altında tutuldu. Departman sözcüsü Joel Lauterbach, gönüllülerin katkılarından övgüyle bahsederek, “Bu muhteşem canlılara gösterilen sevgi ve özveri gerçekten etkileyiciydi,” dedi.

Yeni Zelanda: Balinaların Karaya Vurduğu Ünlü Sahiller
Yeni Zelanda, dünya genelinde balinaların sık sık karaya vurduğu bir bölge olarak biliniyor. 1840’tan bu yana ülkede 5 binden fazla balina karaya vurdu. En büyük olaylardan biri, 1918’de Chatham Adaları’nda yaklaşık 1000 balinanın karaya vurduğu trajedi olarak kaydedilmişti.
Balinaların karaya vurmasının kesin nedenleri henüz tam olarak anlaşılmış değil. Ancak uzmanlar, Yeni Zelanda’nın kıyı coğrafyasının bunda etkili olabileceğini belirtiyor. Sığ ve eğimli sahillerin yanı sıra kıyı şeridinin çıkıntılı yapısı, ekolokasyon yöntemiyle yol bulan pilot balinaların yönlerini kaybetmesine yol açabiliyor.

Hayvanlar İntihar Eder mi?
Kraliçe Victoria döneminde İngiltere’de hayvanlara dair tuhaf hikâyeler sıkça basına yansırdı. Örneğin kendini boğan köpek, yavrularını kaybettikten sonra kendini ağaca asan kedi ya da intihar ettiği iddia edilen ördekler gibi olaylar konuşulurdu. Ancak bu hikâyeler ne kadar gerçekçi? Hayvanlar gerçekten intihar eder mi, yoksa bu sadece insanların bir yakıştırması mı?
Hayvanların, insanlar gibi strese veya depresyona girebileceği bilimsel olarak biliniyor. İnsanlarda intihar davranışıyla ilişkilendirilen bu ruhsal durumların, hayvanlarda benzer sonuçlara yol açıp açmadığı tartışmalı bir konu. Bazı hayvanların insana özgü olduğu düşünülen davranışları sergileyebildiği bilinse de, intiharın bu davranışlardan biri olup olmadığına dair kesin bir yanıt yok.

Eski Hikâyelerden Modern Bilgiye
1875’te bir hayvan hakları dergisi, avcıdan kaçmak için uçurumdan atladığı öne sürülen bir geyikten bahsetmişti. Ancak, 20. yüzyılda intihara dair tıbbi bilgilerin ilerlemesiyle bu tür hikâyeler azaldı. Bunun yerine, yaban sıçanlarının uçuruma yönelmesi ya da balinaların toplu olarak karaya vurması gibi toplu hayvan ölüm olayları daha fazla incelenmeye başlandı.
İtalyan psikiyatrist Antonio Preti, 40 yılda yapılan 1000’den fazla araştırmayı inceledi ve hayvanların intihar ettiğine dair iddiaların, çoğunlukla insanların bir yakıştırması olduğunu savundu.

Toplu Ölümlerin Nedenleri
Araştırmalara göre, yaban sıçanlarının topluca uçuruma yönelmesi, bilinçli bir intihar davranışı değil, büyük bir göç sırasında yaşanan koordinasyon sorunlarına bağlı. Benzer şekilde, balinaların karaya vurması da genellikle hasta liderin grubunu sığ sulara yönlendirmesi sonucu gerçekleşiyor.
Hayvan davranışlarını değiştiren bir diğer faktör ise parazitler. Örneğin, Toxoplasma gondii adlı parazit, farenin beynine yerleşerek kedi korkusunu ortadan kaldırıyor ve fareyi kedilere yem yapıyor. Benzer şekilde bazı mantar türleri, karıncaların beynini etkileyerek onları ölümcül yerlere yönlendirebiliyor. Bu davranışların hiçbirinde bilinçli bir karar ya da intihar amacı yok.
Konu ile ilgili ”Zombi Karınca Mantarı: Karıncaları Adeta Kuklaya Dönüştüren Sinsi Mantar!” isimli makale için TIKLAYINIZ!

Hayvanlarda Doğal Olmayan Davranışlar
Doğal ortamından uzaklaştırılan hayvanların strese dayalı sıra dışı davranışlar sergilediği biliniyor. Örneğin, Çin’de bir hayvanat bahçesinde bir ayının, yavrusunu boğduktan sonra kendisini öldürdüğü iddia edilmişti. Ancak bu durum, ayının tutsaklık stresi ve ekstra baskı nedeniyle normal olmayan bir davranış sergilediği şeklinde açıklanıyor.
Benzer şekilde, su parklarında tutsak edilen katil balinalar, sırtını sürtmek, dişlerini gıcırdatmak gibi davranışlar gösteriyor ve bu da onların doğal olmayan koşullara tepki verdiğini ortaya koyuyor.

İntihar Sadece İnsana Özgü Mü?
Bazı uzmanlar, hayvanların ölümüne yol açan davranışlarının kasıt içerip içermediğinin tespit edilmesinin imkânsız olduğunu söylüyor. İntihar, “kasten hayatına son verme eylemi” olarak tanımlanır ve bunun, bireyin dünyadaki yerini ve ölümün anlamını kavrayabilmesini gerektirdiği belirtiliyor. İnsanlar kendi ölümlerinin farkında olan tek canlıdır; bu nedenle intiharın yalnızca insanlara özgü bir davranış olduğu düşünülüyor.
Korku, hayvanların hayatta kalmasını sağlayan temel bir duygudur. Ölüm korkusu değil, tehlikeden kaçınma güdüsü hayatta kalmayı sağlar. Örneğin zebralar aslanların, balıklar timsahların yanında dolaşmaz. Bu doğal korku, hayvanları tehlikeden uzak tutar.
Uzmanların çoğu, hayvanların ölümle sonuçlanan davranışlarının bilinçli bir intihar olarak yorumlanamayacağını savunuyor. Hayvanların hayal gücüne dayalı plan yapma yeteneği olmadığı için, intiharın insana özgü bir davranış olduğu kabul ediliyor. Ancak hayvanların stres ve travmaya verdikleri tepkiler, yaşamlarını tehdit edebilecek düzeye ulaşabiliyor.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
