Oak Adası, Kanada’nın Nava Scotia Adası yakınlarında efsanelere konu olan küçük bir adadır. Anlatılanlara göre adada kimsenin tahmin edemediği büyüklükte bir hazine gizlidir. Hazineyi bulmak isteyenlerin ise başına ilginç olaylar gelmektedir. Ada üzerinde hazine çukuru olarak adlandırılan dipsiz bir çukur bulunmaktadır. Adada çeşitli tuzakların olduğu ve gizemi çözülemeyen olayların yaşandığı anlatılmaktadır.
Hazine kuyusu ile ilgili yaklaşık 200 yılın üzerinde bir zaman dilimi boyunca araştırma yapılmıştır. Çukurda yapılan araştırmalarda karşılaşılan bulgular orada bir şeylerin gizli olduğunu kanıtlar niteliktedir. Birçok defineci ve şirket bir hazine olduğundan neredeyse emindir. Fakat denenen çok sayıda yönteme ve gelişmiş teknolojiye rağmen hazineye ulaşmak mümkün olmamıştır.

Lanetli Kabul Edilen Oak Adası Hakkında Efsaneler
Ada hakkında anlatılan efsaneye göre kimsenin tahmin edemediği büyüklükte bir hazine gizlidir. Hazine hakkında birçok rivayetler ortaya atılmaktadır. Kimi definecilere göre dini hazinelerin var olduğu savunulmaktadır. En güçlü tezler ise İspanyol korsanların tarihe damga vuracak ganimetlerini bu adada toplanıyor olduğudur.
1975 yılından bu yana söylenti halinde günümüze gelen hazine efsaneleri, hala gizemini korumaya devam etmektedir. Oak Adası’nda gömülü olan hazine için birçok defineci servetini hatta tüm hayatını adamıştır. Hazinenin orada olduğu bilinmekte fakat gelişen tüm teknolojiye rağmen çıkarılamamaktadır. Hatta hazinenin bulunduğu kuyunun birçok bölümüne hala giriş yapılabilmiş değildir.
1965´te Bob Restall ailesiyle beraber çukuru düzenli bir şekilde kazmaya başlar. Kazı esnasında çöken tünelden içeriye sular dolar. Bob Restall’ı kurtarmak için oğlu ve 2 işçi birlikte tünele dalarlar ama dördü de boğularak hayatını kaybeder. Ada ile ilgili anlatılanlara göre zamanında bölgede garip ışıklar görünmüş, ateşler yakılmıştır. Ne olup bittiğini anlamak İsteyen bir tekne adam adaya gitmiş ve bu kişiler arkasında iz bırakmadan ortadan kaybolmuşlardır. Bu sebeple ada lanetli kabul edilmektedir.

Oak Adasının ve Hazinenin Keşfedilmesi
16 yaşında bir genç olan Daniel McGinnis, 1795 yılında kano ile geçtiği adayı tesadüfen keşfetmiştir. Adada göçük olduğunu fark eden genç, hazine olabileceğini düşünerek ertesi gün üç arkadaşı ile beraber adaya geri döner. Göçüğü kazmaya başlayan gençler kazı esnasında yüzeyin 60 santim kadar altında taşlarla örülü bir delik bulurlar. 3 metre kadar aşağı inildiğinde ise bu delik meşe kütükleri ile boydan boya kapatılmıştır. 9 metre kadar kazdıktan sonra çukurun dibini göremedikleri için pes ederek geri dönerler.

Aradan 9 yıl geçtikten sonra anlatılan hazine efsanelerden etkilenen bir grup, esrarengiz adaya tekrar çıkar. Aradan geçen yıllar boyunca kimse adaya el sürmemiştir. Alanı tekrar kazmaya başlayarak 27 metre derinliğe ulaşırlar. Her 3 metrede aynı meşe kütüklerinden bulunmaktadır. 12 metre derinlikten sonra kütüklerin üstü kömür tabakası ile kaplanmıştır. 15 metrede 1 kat cam macunu, 18 metrede ise 1 kat Hindistan cevizi lifi bulunmaktadır. Çukuru kazmaya devam ettiklerinde ise garip şeyler keşfederler. Üzerinde yazıların bulunduğu bir taş bulunmaktadır. Bu taşı çıkardıkları anda ise kuyuya oluk oluk su dolmaya başlar ve çalışmalar yine yarım kalır.
Bir yıl sonra çukuru kazmak isteyen ekip tekrar adaya döner. Bu sefer de çukura paralel çukurlar kazmaya başlarlar. Kısa bir süre içinde kazılan paralel kuyuda su ile dolmaya başlar. Bu aksiliklerin bubi tuzağı olduğunu düşünen araştırmacılar, kazı sırasında alanda 150 metrelik bir suyolu keşfederler. Açtıkları çukura dolan suları boşaltırlar fakat deniz suyu gelip tekrar boşluğu doldurmaktadır. Bu nedenle çalışmalara tekrar ara verilir.

Çukurun Karmaşık Yapısı ve Çıkarılanlar
Çukur üzerinde çalışma yapmak amacıyla bir şirket göreve başlar. Yapılan çalışmalar sonunda içi para dolu bir fıçı bulunur. Küçük altın zincir halkalar ortaya çıkarılır fakat bu altın halkalar kısa sürede ortadan kaybolur ve kimse nedenini bulamaz. Hala dibini görenin olmadığı çukurda, Roma dönemine ait kılıç bulunmuştur. 2. yüzyıla ya da daha öncesine ait olduğu düşünülen kılıç, Romalıların bilinenden çok önce Kanada’ya geldiğini ve burada ki yerli halkla savaşa girmiş olabileceğini göstermektedir.
Çukurun yapımında birçok matematiksel hesaplamalar ve dâhiyane fikirler yer almaktadır. Öyle karmaşık ve kusursuz planlar yapılmış ki bunu aşmanın yolu bulunmamaktadır. Bu sebeple büyük ustalık gerektiren çukurun korsanlar tarafından yapılmış olabileceği ihtimali düşmektedir. Çukuru düzenli bir şekilde çalışan 100 kişinin, 3 vardiya halinde çalışarak ancak 6 ayda bitirebileceği söylenmektedir. Böylesine hesaplar gerektiren çukuru, yaptıran kişinin iyi eğitim görmüş deneyimli biri olması gerekmektedir.

Ayrıca çukurun korsanlar döneminden daha sonra yapıldığı düşünülmektedir. Hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı tam olarak çözülemeyen konulardandır. Çukurun bir hazine gömmek amacıyla yapıldıysa yapan kişilerin hazineyi daha sonra yerinden tekrar çıkarmış olabilecekleri düşünülmektedir. Fakat çukurda hazineyi saklamak amacıyla kusursuz bir tuzak sistemi bulunmaktadır. Bu sebeple hazinenin daha sonra nasıl çıkarıldığı da açıklanamayan konulardandır. Hazineyi ancak yerini çok iyi bilen ve çukuru yapan kişilerin çıkarabileceği düşünülmektedir.

