Bilim insanları, nesli tükenmiş yünlü mamutları ve diğer hayvanları tekrar dünyaya getirmek için çalışmalar yürütüyorlar. Colossal adlı bir şirket, 2027 yılına kadar yünlü mamutları DNA teknolojisi kullanarak tekrar hayata döndürmeyi planlıyor. Bu amaçla kurulan şirket, 150 milyon dolar yatırım aldığını açıkladı. Proje kapsamında, yünlü mamutların yanı sıra nesli tükenmiş tazmanya kaplanı ve dodo gibi pek çok canlının da yeniden yaşama döndürülebileceği iddia ediliyor. Ancak, bu proje de pek çok etik, bilimsel ve teknolojik sorunu beraberinde getirdiği için tartışmalara neden olmaktadır.
Harvard Tıp Fakültesi’nde sekiz yıldır yünlü mamutları yeniden canlandırmak için çalışan bir araştırma ekibine liderlik eden biyolog George Church, projenin dünyada fark yaratacak ve son derece önemli bir kilometre taşı olacağını belirtti. Colossal şirketi, Dr. Church’ün laboratuvarındaki araştırmaları destekleyecek, Boston ve Dallas’taki kendi laboratuvarlarında deneyler yapacak. Eriona Hysolli, Dr. Church’ün laboratuvarında eski bir araştırmacı olarak yer alırken, yeni şirkette fil DNA’sını düzenleme çalışmalarını denetleyecek. Bu çalışmalar kapsamında, mamut özellikleri için yoğun saç ve kalın yağ gibi özellikleri olan genlerin eklenmesiyle, DNA’ların soğuğa dayanıklı hale getirilmesi hedefleniyor.

Projenin Etik Olup Olmadığı Sorunu
Araştırmacılar, birkaç yıl içinde mamut benzeri fillerin embriyolarını üretmeyi ve sonunda tüm hayvan popülasyonlarını yeniden canlandırmayı umuyorlar. Ancak, bazı araştırmacılar Colossal’ın projesine şüpheyle yaklaşarak “Biyolojisi hakkında çok az şey bildiğimiz bir hayvanı üretmek insancıl mı?” ve “Üretilen bu hayvanın tundraların ekosistemlerini derinden değiştirebilecek potansiyele sahip olup olmayacağına kim karar verecek?” gibi soruları dile getiriyorlar. Colossal şirketi, yavru mamut benzeri fillerin üretiminde başarılı olursa, ciddi etik sorunlarla karşı karşıya kalması muhtemeldir.
California Santa Cruz Üniversitesi’nden paleogenetikçi ve “Bir Mamut Nasıl Klonlanır” kitabının yazarı olan Beth Shapiro, bu projenin pek çok sorunu beraberinde getirdiğini ve süreç boyunca karşılaşılacak tonlarca sorunun olduğunu ifade etti. Projenin etik boyutlarının yanı sıra teknik zorluklar, maliyetler ve popülasyon yönetimi gibi pek çok konunun ele alınması gerektiğini belirtti.
Mamutların Akraba Genleri Yeniden Yazılacak
Colossal’ın projesi, ilk olarak 2013 yılında Dr. Church’un National Geographic Society’deki bir konuşmasında duyuruldu. Bu dönemde, araştırmacılar, fosillerden elde edilen DNA parçalarına dayanarak soyu tükenmiş türlerin genomlarını nasıl yeniden oluşturacaklarını öğreniyorlardı. Daha sonra, antik türler ile modern kuzenlerinin genetik farklılıklarını belirleyerek, bu farklılıkların DNA’daki etkilerini anlamaya başladılar.
Farklı DNA okuma ve düzenleme yöntemleri geliştirme konusunda ün kazanmış olan Dr. Church, soyu tükenmiş bir türü canlandırmak için yaşayan bir akrabanın genlerini yeniden yazıp yazamayacağını merak etti. Asya filleri ve mamutlar, yaklaşık altı milyon yıl önce ortak bir atadan türemiş olduklarından, Dr. Church, bir filin genomunu değiştirerek, mamut gibi görünen ve hareket eden bir canlı üretmenin mümkün olabileceğini düşündü.

Mamutların Tekrar Canlandırılma Sebebi
Dr. Church, bilimsel merakının ötesinde, canlandırılmış yünlü mamutların çevreye yardımcı olabileceğini düşünüyor. Bugün, hayvanların bir zamanlar otladığı Sibirya ve Kuzey Amerika tundraları hızla ısınıyor ve karbondioksit salıyor. Church, “Mamutlar varsayımsal olarak bu soruna bir çözüm olabilir” dedi. Bugün tundraların çoğu yosunlarla kaplıdır. Ancak yünlü mamutların yaşadığı dönemde, alanlar büyük ölçüde otlaklardan oluşuyordu. Bazı araştırmacılar, yünlü mamutların ekosistem mühendisleri olduğunu, yosunları parçalayarak, ağaçları devirerek ve dışkılarıyla gübre sağlayarak otlakları koruyabileceklerini savunuyorlar.
Rus ekolojistler, Sibirya’da Pleistosen Parkı adı verilen bir koruma alanında bizon ve diğer canlı türlerini getirerek tundrayı yeniden otlaklara döndürme umudu taşıyorlar. Ancak Dr. Church, canlandırılmış yünlü mamutların bu işi daha etkili bir şekilde yapabileceğine inanıyor. Restore edilen otlakların toprağın aşınmasını ve erozyonunu engelleyebileceği, hatta ısıyı hapseden karbondioksiti tutabileceği düşünülüyor. Bu nedenle, dirilen yünlü mamutların ekosistem mühendisleri olarak otlakları koruyacağı ve Sibirya’nın tundrasını tekrar verimli bir hale getirebileceği umuluyor.
Yaşanabilecek Olumsuzluklar ve Eleştiriler
Dr. Church’ün önerisi, medyada büyük ilgi görmesine rağmen, PayPal’ın kurucu ortağı Peter Thiel’den sınırlı bir fon aldı. Dr. Church’ün laboratuvarı da daha iyi finanse edilen diğer deneylere odaklandı. Dr. Hysolli, “Bu araştırma, insan neslinin yok edilmesi veya insan genomunun yeniden kodlanması gibi birçok amaç için kullanılabilir” şeklinde konuştu.
Bilim adamlarının amacı, genomu mamutu andıracak şekilde değiştirilmiş bir fil embriyosu oluşturmaktır. Bunun için öncelikle bir fil yumurtasından DNA çıkarmaları ve bu DNA’yı mamut benzeri DNA ile değiştirmeleri gerekmektedir. Ancak henüz hiç kimse bir filden yumurta toplamayı başaramadı. Bu nedenle, başarısız olunması durumunda Dr. Hysolli ve ekibi, sıradan fil dokusunu kök hücrelere dönüştürmeyi ve bu hücreleri laboratuvarda embriyolara dönüştürmeyi araştıracaklar.

Heather Bushman gibi bazı filozoflar, canlıların manipülasyonu sırasında ortaya çıkabilecek ahlaki endişeleri dile getiriyorlar. Bu tür endişeler, hayvanların potansiyel acıları, doğal dengenin bozulması ve insanların doğayı kontrol altına almak için doğru bir hakkı olup olmadığı gibi konuları içermektedir. Dr. Shapiro, bu tür endişelerin ele alınması gerektiğini belirtiyor ve teknolojinin kullanımı sırasında etik sorunlarla ilgili herhangi bir riski en aza indirmek için bilimsel etik ilkelerine uymak gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda, doğal dünyanın kaybolması ve türlerin yok olması gibi sonuçlarla karşı karşıya kalmamak için teknolojinin de kullanılması gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak, mamutların yeniden canlandırılması gibi teknolojilerin kullanımı, birçok ahlaki ve etik konuyu ortaya çıkarsa da, türlerin yok olmasını önlemek ve doğal dengeyi yeniden sağlamak gibi önemli amaçlara hizmet edebilir. Bu nedenle, bilim adamlarının, teknolojinin kullanımını dikkatli bir şekilde düşünürken, doğal dünyayı korumak ve gelecekteki nesiller için yaşanabilir bir çevre sağlamak için çalışmaları gerekmektedir.
